Mersin’de Kayıplar Haftası için açıklama

  • 18:29 21 Mayıs 2026
  • Güncel
MERSİN - Mersin İHD Şubesi, “Kayıplar Haftası” kapsamında taptığı açıklamada, "Gerçek bir toplumsal barış, ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşebildiğinde mümkün olacak dedi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi 17-31 Mayıs Kayıplar Haftası kapsamında açıklama yaptı. Açıklama Akdeniz İlçesinde buluna Özgür Çocuk Parkı’nda yapıldı. Açıklamaya, Mersin Barış Anneleri Meclisi, İstanbul Emek ve Demokrasi Platformu katılırken, “Kayıp yakınları yalnız değildir” ve “ 1995’ten bu yana hakikat, adalet mücadelesi Cumartesi Anneleri yasaklanamaz!” yazılı pankart açtı. Açıklama öncesi yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.
 
Acıkmayı okuyan İHD Mersin Şubesi Cezaevi Komisyon üyesi Nurgül Elveren, 1915 Ermeni soykırımı ile başlayan zorla kaybettirme uygulamalarının Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir gerçeklik olduğunu söyledi. 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmelerin yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındığını belirten Nurgül Elveren, "İnsanlar evlerinden, işyerlerinden, köylerinden, sokak ortasında gözaltına alındı ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. Geride bırakılan aileler ise yıllardır belirsizlik, yas ve adalet arayışı arasında yaşamaya mahkum edildi” dedi.
 
‘Cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz'
 
Kurulduğu günden bu yana İHD'nin gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin en temel öznelerinden biri olduğunu hatırlatan Nurgül Elveren, “İHD, kayıp başvurularını belgeleyerek kamuoyuna duyurmuş, dava süreçlerini takip etmiş, cezasızlık politikalarına karşı hukuk mücadelesi yürütmüştür. Kayıp yakınlarının sesinin duyulması için yıllardır kesintisiz bir dayanışma hattı örmüştür. Gözaltında kaybedilen kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve devletin geçmişle yüzleşmesi yönündeki çağrılarını ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşımıştır. İHD’nin yürüttüğü bu mücadele, yalnızca kayıpların bulunması için değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın korunması, cezasızlığın son bulması ve bir daha benzer ihlallerin yaşanmaması açısından da önemli bir insan hakları mücadelesidir” diye konuştu.
 
Gerçek bir toplumsal barışın ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşebildiğinde mümkün olacağını dile getiren Nurgül Elveren, "Kakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz" diyerek taleplerini söyle sıraladı:
 
“*Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın.
 
*Zorla kaybetme suçu Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak açık biçimde düzenlensin.
 
* Tüm gözaltında kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilsin.
 
* Sorumlular bağımsız ve etkin soruşturmalar sonucunda adalet önüne çıkarılsın.
 
*Galatasaray Meydanı’ndaki anayasa ve hukuk dışı mekân yasağı ile sayı sınırlamasına derhal son verilsin, Cumartesi İnsanları taleplerini özgür bir şekilde getirebilsin.
 
*Türkiye, ‘’Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’’ni imzalasın, onaylasın ve etkin biçimde uygulasın.
 
*Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorla kaybetmelere ilişkin kararları eksiksiz biçimde uygulansın.”