Çiğdem Kılıçgün Uçar: Devletin Kürt halkına yaşam borcu var

  • 21:07 8 Temmuz 2026
  • Güncel
MÛŞ - Gimgim’in Kültür Mahallesi ve Qeremeş köyünde halkla bir araya gelen DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu ülkenin tarihini ve kimliğini taşıyan halka devletin yaşam borcu var. Bu bir Türk meselesidir, Kürt meselesi değil” dedi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), “Barışın sözünü halkla kuruyoruz” şiarıyla düzenlediği halk buluşmaları Mûş’un Gimgim ilçesine bağlı Reqasa köyünün ardından Kültür Mahallesi’nde devam etti. Buluşmaya DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz katıldı.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla önemli adımların atıldığına işaret eden Sümeyye Boz, “Demokratik toplumu önümüze iyi almamız gerekiyor. Demokratik toplum üzerine tartışalım. Barışın olması ve Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için neler yapmamız gerekiyor, onu konuşalım” dedi.
 
‘Rojava’da hayat bulan paradigma örnek niteliğindedir’
 
Ardından konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt halkı açısından tarihsel bir meselenin konuşulduğunu belirterek, 1990’lardan bu yana toplumun hafızasında yarım bırakılan bir barış olduğunu söyledi. Sürecin yürütücüsünün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu kaydeden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Öcalan hiç kimseye ‘devlete sonsuz güvenin’ demedi, ‘kendinize güvenin’ dedi. 27 Şubat’tan bu yana ciddi adımlar atıldı. Dünya üzerinde birçok deneyim var. Sayın Öcalan’ın halen hükümlü olarak tutulması, niyet meselesini tartışmaya açık hale getiriyor. Sayın Öcalan, ‘Uzatılırsa süreç bozulur’ diyor. Devlet de ‘Süreç uzarsa enfekte olur’ diyor. Bugün barışı konuşabiliyorsak, Kürtler artık görünmez bir güç olmadığı içindir. Rojava’da hayat bulan paradigma Abdullah Öcalan’ın paradigmasıdır ve örnek niteliğindedir” ifadelerini kullandı.
 
‘Barış talebimizin berrak olması gerekiyor’
 
Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokrasi talebinin güçlü olduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtlerin ve halkların kazanmaya çok yakın olduğu bir dönemde konuşuyoruz. Meclis’te bir komisyon var. Kıymetli bir çalışma. Çünkü Kürt inkarı kararının ilk alındığı yer Meclis. Kürtler bir anayasayla bir günde yok sayıldı. Bu süreç, bu anayasayı değiştirmeye yönelik. Ankara’dan Kürdistan’ın görülmediğini biliyoruz. Ama Kürdistan’dan bu gerçeklik kendini çok güçlü hissettiriyor. AKP’ye güvensizlik bu ülkeyi rehin almış durumda. Kürtlerin artık ezilen kimlikten çıkmasının hukuku, yasası tartışılıyor. Anayasada olsaydık hiçbir arkadaşımız cezaevinde olmayacaktı. Hakikat geldi Meclis’e dayandı. Sürecin zorlukları var ama barış talebimizin berrak olması gerekiyor” diye belirtti.
 
Buluşmada söz alan yurttaşlar da barış sürecine dair görüş ve taleplerini dile getirdi. Barış sürecine ve Abdullah Öcalan’a inançlarının tam olduğunu belirten bir yurttaş, “Kuru bir toprağı beslersen oradan çok güzel otlar yeşertirsin. Bu kadar can verdik, inancımızı kaybetmememiz gerekiyor. Eskiden söylendiği gibi önce mücadele ettik ve can verdik, şimdi karşılığını alma zamanı. Onlar bizi kandırmaya çalışıyor fakat kendilerini kandırıyorlar. Umarım bir barış sağlanır, umutluyuz” diye belirtti.
 
Bir başka yurttaş ise, “Bizi artık kandıramazlar. Kürtler artık bir. Biz barış ve kardeşlik istiyoruz. Kürt, Türk, Arap, Çerkez bütün dillerin, halkların ve inançların yanındayız, saygı duyuyoruz. Onlar da bizleri tanısın ve hakkımız olanı versinler. Biz halkımızla birlikte bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
Hakkaniyetli bir barış için mücadele edeceklerini dile getiren bir yurttaş da “Çok bedel ödedik. Bu toplumda hakkaniyetli bir barış olsun istiyoruz. Egemen zihniyet bizi yok sayıyor ve kısıtlıyor. Bu barış için elimizden ne gelirse onu yapacağız. Hakkımız olan her şeyi istiyoruz. Çok bedel ödedik, hakkaniyetli bir barış istemeye hakkımız var” diye konuştu.
 
Qeremeş’te halk buluşması
 
Kültür Mahallesi’ndeki buluşmanın ardından heyet, Qeremeş köyüne geçti. Heyet, köyde çok sayıda yurttaş ve çocuk tarafından karşılandı.
 
Çok sayıda kadının çocuklarıyla katıldığı halk toplantısında konuşan Sümeyye Boz, barış sürecinin halkın iradesiyle mümkün olacağını belirtti. Sümeyye Boz, “Barış süreci Önder Abdullah Öcalan ile başladı. Gereken adımların hepsini Kürt halkı ve Önder Abdullah Öcalan attı, üzerlerine düşen her şeyi yaptı; sıra devlette. PKK ve Önder Abdullah Öcalan’ın başlattığı barış sürecini halkla birleştiriyoruz. Bu direniş ve mücadelede halk ne istiyor, bunu konuşuyoruz. Bu mücadelede çok can verdik ve onların mücadelesini büyüteceğiz. Bu barışta müzakerecimiz olan Önderliğimizin elini diri tutacağız. Burada barış için bir olmamız gerekiyor. Barış sürecini her alanda seslendireceğiz ve Önderliğin yanında yer alacağız. Bizler üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirdik, sıra devlette” dedi.
 
‘Devletin Kürt halkına yaşam borcu var’
 
Çocukların coşkusu kadar güzel bir barışı armağan edeceklerini söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, amaçlarının birlikte bir barış inşa etmek olduğunu belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bugün tartıştığımız barış elimizden çalınan bir barış. Kürtlerin inkarı değil, Kürtlerin kabulü ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Şimdi Kürtler bu ülkede halkların özgür yaşayıp yaşamayacağını, tutuklanıp tutuklanmayacağını ve günlerce açlık mücadelesi verip vermeyeceğini konuşuyor. Devlete çağrıda bulunalım; artık inkar edilecek bir halk yok. Herkes Kürt halkını tanıdı ve Kürt halkı liderini tanıdı” dedi.
 
Abdullah Öcalan üzerindeki tecride rağmen paradigmasının Rojava’da ve farklı alanlarda yaşam bulduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, “30 yıldır ağırlaştırılmış tecride rağmen Rojava’da, İran’da Kürtlerin yaşamını sağlayan en büyük unsur Önderliğin paradigmasıdır. Bu barış mücadelesi bütün Kürtlerin bir araya gelmesini sağladı. Biz hakkımızı isterken kimsenin hakkına göz dikmiyoruz, kendi hakkımızı istiyoruz. Sürece ‘Terörsüz Türkiye’ diyorlar; bu da devletin sürece nasıl baktığını gösteriyor. Bizi vazgeçirmek istiyorlar fakat biz vazgeçmeyeceğiz. Bu mesele sadece Kürtler ve Türkler arasında değil, dünyada yaşayan bütün halkların meselesidir. Devlet adım atmayarak bizim barış hakkımızı ve mücadelemizi elimizden almak istiyor. Bu sefer barış tartışmalarının yarıda kalmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
Bir yıldır ülkede kan dökülmediğini ve barış süreciyle birlikte herkesin siyaset yapmaya başladığını kaydeden Çiğdem Kılıçgün Uçar, sözlerine şöyle devam etti: “Sayın Öcalan barışla ilgili söz kurmaya başladığında insanlar barışa güvendi ve umut etti. Bu meselede Önderliği yalnız bırakmayacağız. PKK kendini feshetti; çünkü Kürt halkı artık barışa nasıl ihtiyaç duyduğunu biliyor. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan ve zindanlarda 30 yıl tutulan Kürt halkı artık siyaset yapmak istiyor, barış istiyor. Bu ülkenin tarihini ve kimliğini taşıyan halka devletin yaşam borcu var.”
 
‘Bu bir Türk meselesidir, Kürt meselesi değil’
 
27 Şubat çağrısından sonra ilk kez Kürt sorununun çözümü için yan yana gelinerek Meclis’te konuşulduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtlerin yaşam, dil ve kimlik hakkı yasal güvence altına alınmalıdır. Devletin bile ihtiyaç duyduğu bu barış artık sonuca ulaşmalı. Tarihi bir eşikteyiz. Devlet ısrarla adım atmıyor. Devlete biz adım attıracağız. Savaşı reddedip barışı kuracağız. Kürt meselesi hiçbir partinin ve kimsenin koltuk sayısına heba edilemeyecek kadar ağır bir meseledir” diye belirtti.
 
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısını halkına inandığı için yaptığını belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Devlete adım attıracak olan bizim pratiğimiz ve mücadelemiz olacak. Bize bunu dayatanlara karşı 27 Şubat çağrısına dört elle sarılacağız ve onlara göstereceğiz. Bu bir Türk meselesidir, Kürt meselesi değil. Hiç kimse Kürtlere demokratik bir yol sunmadı. Kürt sorunu sözle değil, pratikle çözülür. Devlet bu ülkede nasıl olacağına karar verecek, Kürtler de bu ülkede nasıl yaşamak istediğine karar verecek. Halkımız bu mücadeleyi sonuna kadar yürütecek ve bunun en öncüsü kadınlar ve gençlerdir. Bu meselenin çözümden başka çaresi yok. Önderlik bir müzakere aracı oldu, sonunu biz getireceğiz. O masada müzakere olduğu kadar mücadele de var” diye konuştu.
 
Toplantıda söz alan bir yurttaş, sürece rağmen henüz adım atılmadığını dile getirerek, “Bir adım atılmadığı için umudumuzu kaybetmeye başlıyoruz. Artık bir adım atılsın, inancımız tazelensin” dedi.
 
Halk toplantısı “Bijî Serok Apo” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla sona erdi. DBP’nin halk buluşmaları ikinci gününde Mûş’un Kop ilçesinde devam edecek.