
'İstismar yasasının evlilikle meşrulaştırılması kabul edilemez'
- 09:15 23 Şubat 2019
- Hukuk
Safiye Alağaş
İSTANBUL - En ağır suçlardan birini teşkil eden cinsel istismar suçunun evlilikle meşrulaştırılmasının katiyen kabul edilemeyeceğini belirten Avukat Tuba Torun, “Şuanda hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı olmak pahasına aile kurumunu korumak adına bir takım girişimlerde bulunuluyor. Çocuk yaşta evlendirilmeleri yasaklayan İstanbul Sözleşmesi, GREVIO raporuna rağmen ısrarla ihlal edilmeye devam ediliyor” dedi.
Cinsel istismar suçlarında, mağdurun fail ile evlenmesi halinde cezanın ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını öngören ve kamuoyunda “evlilik affı" olarak gündeme gelen tasarıya kadınların tepkileri sürüyor. Düzenleme 2016 tarihinde Meclis eliyle gündeme getirilirken, toplumun her kesiminden gelen tepkiler üzerine geri çekilmişti. Ancak 31 Mart yerel seçimleri öncesi AKP tarafından yeniden gündeme getirildi.
Avukat Tuba Torun, failin cinsel dokunulmazlığa karşı suç işlediğini, mağdurun da bir çocuk olduğunu hatırlatarak, "Bu durumda tabloya baktığımız zaman evlilik affı adı altında böyle bir önerinin gelmesi birçok yönden hem hukuka hem insan haklarına aykırıdır. İnsan haklarında ciddi bir gedik açan bir durum. Çünkü öncelikle ‘bir kereliğe mahsus olmak üzere af’ ibaresi, daha önce siyasetçilerin sarf ettiği 'bir kereden bir şey olmaz' sözlerini anımsatıyor" dedi.
'Kanunda bir suç varsa cezası verilmelidir'
Türk Ceza Kanunu kapsamında en ağır suçlardan birini teşkil eden istismar suçunun evlilikle meşrulaştırılmasının katiyen kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tuba, "Bir suç Türk Ceza Kanunu’nda yer alıyorsa o suçlu cezalandırılmalı. Burada evlilik ile suçun üzerini kapatmak, suçu bertaraf etmek gibi bir durum söz konusu. Kesinlikle olamaz. Bunun çok sakıncalı bir takım neticeleri olacaktır" diye konuştu.
'Cezasızlık algısını ortaya çıkarır'
Bunun öncelikle cezasızlık algısını ortaya çıkaracağına dikkat çeken Tuba, şöyle devam etti: "Yani insanlar 'ben hangi suçu işlersem işleyeyim neticede bir öneri gelir ve affedilir ya da indirim yapılır, ceza verilmez' diyerek suça yönelirler. Bu algı sebebiyle zaten şuanda kadınlara, çocuklara, dezavantajlı gruplara yönelik suçlar artmaya başladı. Biz her ne kadar bu artış karşısında ciddi tepkiler göstersek de amacımız kökeninden bu suçlara son vermektir. Türkiye'de aile kavramı aşırı derecede kutsallaştırılmış durumda. Eğer siyasiler aile kurumunu bu derece kutsallaştırıp her şeye rağmen devam ettirme gibi bir güdüye girerse toplumun düzeni temelinden sarsılır. Zaten şuanda da hukuka, uluslararası sözleşmelere aykırı olmak pahasına aile kurumunu korumak adına bir takım girişimlerde bulunuluyor."
'Burada duygusal şiddet var'
Nafaka hakkına, 6284 sayılı kanuna saldırının bu tasarı ile çok ciddi bir bağlantısı olduğunu vurgulayan Tuba, bu saldırıların tamamının "Ne olursa olsun aileyi koruyun" mesajından ibaret olduğunun altını çizdi. Aile düşmanlığı ya da insanları boşanmaya teşvik etmek gibi bir durumun söz konusu olmadığını sadece kanunların gerektiği şekilde uygulanmasını istediklerini aktaran Tuba, "Cinsel istismara maruz bırakılmış çocuk evlenmiş ama nasıl evlenmiş, korkuyla, tehditle, baskıyla evlenmiş. Sonrasında fail cezaevine girmiş. Şuan da evlilik affından faydalanarak dışarı çıkacak. Bu çocuk ne derecede hayatına sağlık bir şekilde devam edecek. Burada bir duygusal şiddet de var. Kişinin psikolojisini bozuyorsunuz. Aynı zaman belki eğitimine devam etmesine engel oluyorsunuz. Küçük yaşta onu bir evlilik cenderesine sokuyorsunuz. Ondan sonra bu çocuktan topluma faydalı bir birey olmasını bekliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
'Yasaları eksiksiz uyguladığınızda bu kadar suç olmaz’
Cezaevlerinin dolup taşmasının önüne geçmenin “evlilik affı” ya da “genel af” ile olabilecek bir şey olmadığının altını çizen Tuba, "Yasaları eksiksiz bir şekilde uyguladığınızda cezaevleri bu kadar dolmaz. İnsanları, suç işlediklerinde cezalarını çekeceğine inandırdığınız taktirde zaten o suçlar ufak ufak azalacak. Dolayısıyla cezaevleri de boşalacaktır. Evlilik affı bu gün bir kereliğine denilebilir. Ama yarın öbür gün belki birkaç kere uygulanmayacağını hiç birimiz bilmeyiz" dedi.
'Af yerine hayat şartlarını düzeltin'
Roman yurttaşların bu konuda mağdur olduğu belirtilerek yasanın gündeme getirildiğini anımsatan Tuba, "Burada bir kereliğine af çıkarıp konunu üzerini geçici şekilde kapatmaktan Romanların yoksulluk şartlarının düzeltilmesi, eğitilmesi gerekiyor. Kişilerin cezalarını çektikten sonra bu insanların şartlarının düzeltilip bu suçları işlememesi için çalışmak gerekiyor. Romanların burada yoksulluk sebebiyle yaşadıkları mağduriyetten pay çıkarmak, menfaat elde etmeye çalışmak kesinlikle hakkaniyetli bir durum değildir" diye ekledi.
'İstanbul Sözleşmesi de yasaklıyor'
İstanbul Sözleşmesi'nin de çocuk yaşta evlendirilmeleri yasakladığını ve Grevio'nun Türkiye hakkında bir rapor verdiğini belirten Tuba, şunları ekledi: "Bu rapor çok olumsuz bir rapordu ama buna rağmen ısrarla İstanbul Sözleşmesi ihlal edilmeye devam ediliyor. Kadın örgütleri 2016'da çok ciddi bir tepki verdi. Bizi umutlandırdı. Demek ki bir şeyleri başarabiliyoruz. Burada da en az o dönem kadar mücadelemizi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Her örgütün elinden geldiğince sosyal medyadan toplu bir şekilde sesini yükseltmesi çok önemli. Bununla birlikte bu sadece kadın örgütleriyle değil, STK'lerin desteği gerekiyor. Siyasilere bir mesaj verme kaygımız ve bu noktada bu yasanın geçmesini isteyenlere hitap etmemiz gerekiyor."