Medyanın kör noktası: Gülistan Doku’ya ne oldu?
- 09:20 19 Nisan 2026
- Medya Kritik
Beritan Tunç
HABER MERKEZİ - Altı yıl boyunca karanlıkta bırakılan Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler yaşanırken, ana akım medya bu gelişmeleri sansasyonel başlıklarla servis ederek, dikkati farklı yöne çekiyor. Sürecin gecikmesi, soruşturmaya dair ihmaller ve adalet talebi geri plana itilirken dosya, ana akımın dilinde hakikat arayışının değil, tüketilebilir bir olay hikayesinin parçası haline getiriliyor.
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Dersîm’de kaybettirilmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen akıbeti hâlâ aydınlatılamadı. İlk günden itibaren “intihar” söylemleri öne çıkarılırken, Gülistan Doku’nun ailesi ve kadın örgütleri çıktıkları her alanda, “Gülistan Doku nerede?” sorusunu sormaktan vazgeçmedi. Soruşturma sürecinde deliller karartıldı, etkili bir arama yapılmadı ve şüpheli isimlerin korunmasıyla dosya sürüncemede bırakıldı.
Dosyanın hukuki boyutu görünmez kılındı
Ana akım medya ise dosyaya dair gelişmeleri çoğunlukla “yeni detay”, “şok iddia”, “dikkat çekici gelişme” başlıklarıyla servis ederek, olayın politik ve hukuki boyutunu görünmez kıldı. Fail ve sorumluluk tartışmaları geri plana itilirken, haber dili edilgen yapılarla kuruldu. Örneğin Habertürk’ün televizyonda sunduğu bir haberi, “Gülistan'ın adımları kamerada” başlığıyla servis etmesi, merak duygusunu ön planda tutmayı hedefledi. BBN Haber’de yer alan “Gülistan Doku olayı: Erkek arkadaşı ile mesajları ortaya çıktı” başlıklı haberde ise yalnızca magazinsel bir boyut çıktı önümüze. Dikkat çekilmek istenen nokta, kaybettirilen bir kadının akıbeti değil; “olay”ın magazinsel yönü oldu.
Toplumsal boyut daraltıldı
Özellikle televizyon haberlerinde kullanılan kurgu dili, dosyayı bir olay hikayesine indirgedi; kamera görüntüleri, Gülistan Doku’nun son görüldüğü anlar ve tekrar eden detaylar üzerinden izleyici çekilmeye çalışıldı. Ancak aynı yayınlarda, soruşturmadaki ihmaller, delil kayıpları ve kamu görevlilerinin sorumluluğu çoğunlukla yer bulmadı. Bu yaklaşım, kamuoyunun hakikate değil, parçalı ve yüzeysel bilgiye maruz kalmasına neden oldu. Doku ailesinin yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesi, kadın örgütlerinin sokakta büyüttüğü, “Gülistan Doku nerede?” sorusu ve dosyaya dair çelişkiler, ana akımda “olay”dan ileri gitmedi. Talepler sınırlı şekilde aktarıldı, dosyanın toplumsal boyutu daraltıldı.
Karanlıkta bırakılan hakikat
Bugün gelinen noktada dosyada yeni gelişmeler yaşanıyor olsa da altı yıl boyunca soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmemesinin yarattığı boşluk, hâlâ giderilmedi. Doku ailesi ve hak savunucuları, yalnızca son dönemdeki işlemlerin değil, dosyanın başından bu yana yaşanan ihmallerin de açığa çıkarılmasını talep ediyor. Çünkü Gülistan Doku, yalnızca bir kaybettirilme dosyası değil; adaletin geciktirilmesinin ve hakikatin görünmez kılınmasının somut bir göstergesi.







