Figen Yüksekdağ: Cehennem çukurunun başlangıcı 4 Kasım darbesidir
- 11:05 4 Kasım 2026
- Siyaset
HABER MERKEZİ – HDP’li siyasetçilerin tutuklanışının 10’uncu yılını değerlendiren tutsak siyasetçi Figen Yüksekdağ, “Cehennem çukurunun başlangıcı 4 Kasım darbesidir” derken, devletin adım atmamasına dair ise “Barış ve Siyasallaşma Kurulu neden çalışmaya başlamadı?” diye sordu.
sürece ilişkin ise “Barış ve Siyasallaşma Kurulu neden çalışmaya başlamadı? Bir an önce çalışmaya başlamalı” dedi.
Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “siyasi darbe” olarak nitelendirilen 4 Kasım 2016’da HDP’li siyasetçilere yönelik tutuklamaların 10’uncu yıldönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. İLKE TV’ye konuşan Figen Yüksekdağ, yaşananları “apoletsiz darbe” olarak nitelendirdi.
‘Cehennem çukurunun başlangıcı 4 Kasım darbesidir’
Olağanüstü Hal (OHAL) ile devam eden ve bugünlere gelen siyasi baskılarla tüm muhalefetin ve itiraz edenlerin tasfiyesinin amaçlandığını belirten Figen Yüksekdağ, “4 Kasım’da ‘bakın bugün bize, yarın herkese’ dedik. O günden bu yana da diyoruz. ‘Cehennemin kapısı açılıyor’ dedik, maalesef haklı çıktık. Bazıları duydu, çoğunluğu duymadı. Bugün hukuksuzluk ve baskıların ana muhalefeti de içine alacak kadar bakkalından manavına, emeklisine, gazetecilere, kadınlara, ekoloji gönüllülerine kadar kimsenin kolay kolay aklına getiremeyeceği kesimlere kadar yayıldığı bir cehennem çukuruna düştük. Hep beraber düştük. Bunun başlangıcı dokunulmazlıkların kaldırılması ve 4 Kasım darbesidir” dedi.
‘Sayın Öcalan buzkıran rolünde’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni de değerlendiren Figen Yüksekdağ, “Sayın Öcalan sürecin en başından beri buzkıran rolü oynuyor. Kendi sözünün arkasında duruyor. Ama şimdi ‘bir donma durumu var’ deniyor. Eğer varsa böyle bir donma durumu, bütün muhatapların en başta Cumhur İttifakı’nın sözlerinin arkasında durması gerek. Somut adımların atılması gerek. Türkiye halklarının bu fırsatı ve imkanı bir kez daha kaçırmaması gerektiğine inanıyorum” diye belirtti.
‘Boş çerçevenin içini doldurmak için neden bekleniyor?’
Süreç kapsamında Meclis’te 10 Ağustos’ta kabul edilen çerçeve yasanın hala yürürlüğe konulmamasına dikkat çeken Figen Yüksekdağ, “Çerçeve yasa kabul edildikten sonra bugüne kadar ne oldu mesela? Bu boş çerçevenin içini doldurmak için neden bekleniyor? Çokça eleştirildi, biz de eleştirdik ama bir başlangıç dedik. Bu çerçeve yasa, koordinasyon ve kurullar olmadan, içtihatlar olmadan anlamlı olabilir mi? Barış ve Siyasallaşma Kurulu neden çalışmaya başlamadı? Bir an önce çalışmaya başlamalı. Kurullar olmadan ve çalışmaya başlamadan, ‘beni uygulayamazsın’ diyor bu yasa. AİHM ve AYM kararları neden uygulanmıyor? Kayyımlar neden çekilmedi? Cezaevlerindeki hasta mahpuslar, politik tutsaklar neden serbest kalmıyor? Gazeteciler neden hala tutuklanıyor?” diye sordu.
‘Toplumun kurucu aklı da iradesi de kadındır’
“Kadınlar Yan Yana Konuşuyor” konferansına da değinen Figen Yüksekdağ, “Konferans, kadınların yan yana gelerek genişleme ve çoğalma iddiası ve enerjisi için çok önemli bir başlangıç. Önemli bir fırsat, genişlemek için… Çoğalmak için… Barışın ve demokratik toplumun kurucu aklı da iradesi de kadındır. Bu dinamiğin kolektifleşmesini, bütün yaşam alanlarında can bulmasını çok önemli buluyorum. Mahalle mahalle, fabrika fabrika, atölye atölye, okul okul, sokak sokak… Sadece konferansa çağırarak değil, her yaşam alanını, her sokağı konferansa dönüştürerek” sözleri ile konferansı büyütme çağrısı yaptı.







