Amed’de özel savaş ve suç ağları (3)
- 09:01 30 Ekim 2026
- Dosya
Bağımlılığa karşı çözümü gösterdi: Dışlamak yerine sevgi ve dayanışma
Şehriban Aslan-Rozerin Gültekin
AMED – Bağımlılıktan kurtulma mücadelesi veren kişi, ailelerin ve toplumun daha duyarlı olması çağrısında bulundu. Bağımlılıkla mücadelede dışlanmak yerine sevgi ve dayanışmayla desteklenmenin önemini vurguladı.
Amed’de kadınları, gençleri ve çocukları hedef alan uyuşturucu madde bağımlılığı, toplumu tehdit eden başlıca sorunlardan biri. Çocuk yaşta uyuşturucu madde kullanan gençlerin yaşadığı fiziksel ve psikolojik sorunların yanı sıra yoksulluk, dışlanma ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılıyor. Gençlerin uyuşturucu ve fuhuş ağına sürüklenmesi, özel savaş politikalarına ilişkin tartışmaları beraberinde getirirken, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici politikaların yetersizliği dikkat çekiyor.
Bağımlılıktan kurtulmak isteyenler birçok engelle karşılaşırken, bunun en somut örneğini dosyamızın bu bölümünde ele aldık. Dosyamızda, çocuk yaşta uyuşturucu madde kullanmaya başlayan bir kişinin yaşadıkları, tanıklıkları ve bağımlılıktan kurtulma mücadelesine dair anlatımlarına yer verdik.
‘Başka bir insana dönüştüm’
Güvenlik gerekçesiyle ismini açıklamadığımız kişi, “Çocuk yaşta abimin kullanımı ve bahçede ekimini gördükten sonra merak ettim. Bu merakla beraber kullanmaya başladım. Esrar ile başladıktan sonra artık bu beni tatmin etmemeye başladı. Daha da etkilisini aramaya başladım. Uyarıcı madde oldukları için uyanık kalmaya ve başka şeylerin peşinde koşmaya sebep oluyordu. 2 gün boyunca kullanmadım, gittikçe kötü oldum. Böyle olunca başka ortamlara giriyorsun, o ortamdakiler seni alıştırmak için etkisi daha büyük olan bir madde ile tanıştırıyorlar. Bana bu maddenin kötü yanlarını söylemediler, uyarıcı madde olduğunu, kendime geleceğini söyleyerek sürekli övdüler. Ondan biraz kullandıktan sonra başka insana dönüştüm” dedi.
‘Ailem beni dışladı’
Konuşmasına devam eden kişi, “O maddeyi kullandıktan sonra uyku ve düzen diye bir şey kalmıyor. Yemek bile yemiyorsun, sadece su içiyorsun. Ardından maddeyi bulmak için sürekli çabalıyorsun. Kartlarımın hepsi icralık oldu, telefon hattım kapandı, elimde hiçbir şey kalmadı. Maddeye ulaşmak için ya hırsızlık yapacaktım ya da satıcılarla beraber iş yürütecektim ki maddeye ulaşayım. Bir süre satıcıyla beraber iş yürüttüm ama insanların benim yüzümden zehirlendiğini gördüm. Ben kendimi görmüyordum ama karşıdakinin maddeyi bulmak için neler yaptığını gördüğümde satıcılık yapmaktan uzaklaştım. Bir süre maalesef hırsızlık yaptım. Yüksek etkili maddeyi kullandıktan sonra çevrem kalmadı, çalışamadım, ailem beni dışladı” sözleriyle yaşadıklarını özetledi.
‘Para bulmak için hırsızlık yaptım’
Uyuşturucu temin emek için paraya ihtiyacı olduğunu paylaşan kişi, bu konuda yaşadıklarını şöyle anlattı: “Madde almak için birinden para aldım ve geri ödeyemedim. Bende de başka birinin motoru vardı, madde satıcıları geldi, onu zorla benden aldı. O olaydan sonra yaşamım dayanılmaz bir hal aldı çünkü maddeye mi yoksa motora para bulacağım derken kendimi her şeyden uzaklaştırmak için bir hafta eve kilitledim. Ailemle bu bir hafta içinde konuştum, benim yanımda olursanız ben kurtulabilirim dedim. Artık kurtulmak istiyordum. Ailemin ve Gelecek İçin Buradayız Derneği’nin (GİB-DER) çabası sayesinde onların aktivelerine katılmakla uzaklaşmaya çalıştım. 18 günün ardından arınmak için AMATEM’e gittim, 21 gün orada kaldım ve orası bana çok iyi geldi. Bütün gençlere AMATEM’e yatmalarını tavsiye ediyorum. Oraya gittiğinde herkesten uzaklaşıyorsun, dersler, etkinlikler var, bundan dolayı meşguliyetiniz oluyor. İnsan meşgul olduğunda kafa başka yerlere gitmiyor. Ama kişi ilk olarak bırakması noktasında netleşmeli çünkü bunu yapmadan AMATEM’e gitsen de bir faydası olmaz. Kişi umudu kendi içinde yeşertmeli. Orada bir tedavi süreci var, istediğin zaman oradan çıkabiliyorsun, eğer tedavi olmak istemezse oradakilerin yapacağı bir şey yok.”
‘Hiçbir zaman kendilerini açığa çıkarmazlar’
Uyuşturucuya nasıl ulaştığını anlatan kişi, kentteki bazı satış noktalarına ve polislerin tutumuna ilişkin iddialarda bulundu. Kişi, iddialarını şu sözlerle paylaştı: “Uyuşturucu kullanan ve satanlarla bazı polis ekipleri iş birliği içerisinde oluyor. Mahalledeki satıcılar küçük torbacılardır. Üst torbacılar ve mafyalar hiçbir zaman kendilerini açığa çıkarmazlar. Hem düzenleri bozulmasın hem de onlara leke sürülmesin diye. Elden ele dolaştırılıyor ki küçük satıcılara ulaşana kadar. Ayrıca Yenişehir ilçesinde bulunan Ofis semtindeki tren istasyonunda hem satıcılar hem içenler orada çok yoğundu. Koşuyolu Parkı ve metruk binalarda daha çok oluyor. Surların içerisinde, Şehitlik semtindeki eski sağlık ocağının çevresinde ve 50’lik yolda yoğun bir şekilde madde kullanılıyor. Örneğin üniformalılar insanların battığının farkındalar, daha çok faydalanmak için insanları kötü yollara sürüklüyorlar. Mesela kadınları fuhşa, maddeye alıştırdıktan sonra sürüklüyorlar. Kadın buradan çıkıp kurtulmak istediğinde de içinde olduğu yer veya çevre tehdit ederek izin vermiyor. Haliyle kadınlar kalmak zorunda kalıyor.”
‘Aile ve toplum dışlamamalı’
Uyuşturucudan kurtulmak isteyenlere destek olunması gerektiğini vurgulayan kişi, şunları dile getirdi: “Çevrenin dışlamaması gerekiyor. Toplum insanı dışladıktan sonra insan maddenin içine daha çok batıyor. Toplumdan, sosyal çevreden, aileden uzaklaşıyor. Bu kişiler farkındalığı yaratmadığı sürece kişi buna sürükleniyor. Aileler çocuklarının yanında durmalı, başka aktiviteler sağlamalı. İçen kişilerin ailelerine farkındalık kazandırılmalıdır. Kişiye nasıl yaklaşılmalı, nasıl konuşulmalı konusunda farkındalık kazandırılmalı. İçen kişi sürekli dışlanıyor, kötü biri damgası vuruluyor ama aile daha güzel yaklaşırsa içen kişiler daha çabuk kurtulur. Güzel şeyler söylenmeli, kafasını dağıtacak ortamlara davet edilmeli, bunlar yapılmazsa kişi hep içmeyi düşünecek. Sevgiyi aşılamak gerekiyor çünkü insan onu kaybediyor. Özellikle sarılma birçok şeyi iyileştiriyor. Bu insanlar sevgiden, aileden uzak kalıyor. Kullanan kişiler tespit edilmeli. Evlerine tek tek gidilmelidir. İçenler için seminer değil, etkinlik yapılması gerekiyor. İstedikleri kadar seminer yapsınlar, etki etmez. Müzik, spor, yüzme gibi farklı etkinlikler yapılmalı. Kişilere, ‘Sen güçsüz değilsin, yapabilirsin’ inancını tekrardan doğurmak gerekiyor. Çünkü içen kişi ben bir şey yapamam diyerek umutsuzluğa kapılıyor.”







