İstanbul Sözleşmesi’nin ardından: Bin 574 kadın katledildi
- 09:27 1 Temmuz 2026
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız
İZMİR - İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından geçen süre boyunca, yalnızca basına yansıyan haberlerden derlenen verilere göre bin 574 kadın katledildi, 980 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu ve adını imzaya açıldığı İstanbul’dan alan İstanbul Sözleşmesi’nden, 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilme kararını resmi olarak beyan etti. Türkiye, verilen bu kararla imzalayıp onayladığı uluslararası bir sözleşmeden çekilen ilk ve tek ülke oldu. Kadın ve insan hakları bir grubun hedefi haline getirilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişimi, hukukun üstünlüğünün önemsizleştiği, çeşitli ilkelerin aşındırıldığı ve keyfi olarak cumhurbaşkanlığı kararlarıyla, hiçbir parlamenter veya anayasal denetimden geçmeden yönetildiği bir ortamda gerçekleşti.
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını açıklayan Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, kararında 20 Mart 2021’de gece saat 02:30’da Resmi Gazete’de açıkladı. Çekilme kararından birkaç gün önce Aile Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun oturumunda İnsan Onuru, Eşitlik ve Yönetim Avrupa Konseyi Direktörü ağırlandı ve kadına yönelik şiddet kapsamında İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanması da dahil olmak üzere birçok konu konuşuldu. Bunlara rağmen verilen Cumhurbaşkanı Kararı, kamuya ve ilgili bakanlıklara danışılmadan ya da bilgilendirme yapılmadan alındı.
'Hukuka uygun!'
Türkiye 22 Mart 2021’deki çekilme kararını Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bildirdi. Bu bildirim, sözleşmenin çekilme prosedürüne ilişkin 80’inci maddesi uyarınca çekilmenin Türkiye bakımından geçerli olacağı tarih olan 1 Temmuz 2021’de belirtilmek üzere Avrupa Konseyi’nin internet sitesinde yayınlandı. Böylelikle Türkiye, ilk imzacısı olduğu ve Meclis’te bulunan tüm partilerin vekilleri tarafından oy birliği ile onaylayarak, yürürlüğe aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme niyetini resmi olarak beyan eden ilk ve tek ülke oldu.
Sözleşmeden çekildi
Sözleşmeden çıkma kararının ardından Danıştay 10’uncu Dairesi, yürütmenin durdurulması istemleri için çok sayıda kadın ve kadın örgütünün yaptığı bir kısım başvuruyu reddederek, kararın iptal istemiyle açılan davaları duruşmalı olarak gördü. Danıştay savcısı, kararın iptali yönünde görüş bildirmiş olsa da Danıştay 10’uncu Dairesi, Cumhurbaşkanlığı kararını “Hukuka uygun” buldu ve davanın reddine karar verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da (DİDDK) Ocak ayının başında Danıştay 10’uncu Dairesi’nin ret kararını oy çokluğuyla onadı ve kararı “Hukuka uygun” buldu. Bununla Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı hukuken kesinleşti.
İstanbul Sözleşmesi nedir?
Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, 2014 yılında yürürlüğe girdi. Sözleşmenin ilk imzaya açıldığı yıl Türkiye sözleşmeyi imzaladı ve onayladı. İktidar ve kadın düşmanı gruplar tarafından “Aile yapısını bozduğu” iddiasıyla hedef alınan İstanbul Sözleşmesi, iddia edildiğinin aksine kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet gören kadınların korunması, suçların kovuşturulması, faillerin cezalandırılması ve kadına yönelik şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili iş birliği içeren politikaların hayata geçirilmesi, sözleşmenin dayandığı dört temel ilkeyi oluşturuyor. Kadına yönelik şiddete karşı insan hakları temelli biz sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi, yalnızca cezalandırma ya da cezasızlığı ortadan kaldırma ile değil, kadınların korkmadan, güven içerisinde, şiddetten uzak ve ayrımcılığa uğramadan yaşamasına ve maruz bırakıldıkları şiddet için tazmin edilmelerine de olanak sağlıyor. İşte tam da bundan kaynaklı İstanbul Sözleşmesi, kadın düşmanı erkek egemen iktidar ve gruplar tarafından hedef alındı.
Çekilme kararının ardından
İstanbul Sözleşmesi’ne gerek olmadığını ve onun yerine “Yerli ve milli kanun” olduğunu söyleyen iktidar, 6284’ü İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek için "Bahane" olarak kullansa da 6284 sayılı kanun da uygulanmıyor. Sözleşmeden çekilme kararının ardından artan kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri, hem iktidarın politikalarını hem de sözleşmenin önemini gözler önüne seriyor.
Bin 465 kadın katledildi
Ajansımızın derlediği verilere göre İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından (1 Temmuz 2021’den sonra) Bin 574 kadın katledildi, 980 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Bu verilere (2026 yılının ilk 5 ayı dahil edilmiştir.) 2026 yılının ilk 5 ayında 109 kadın katledildi, 94 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Şüpheli ölümler de arttı
Daha önceki yıllara göre elde edilen bu veriler, durumunun vahametini ortaya koyarken, bu verilerin yalnızca basına yansıyan şekliyle elde edildiği de kadına yönelik şiddetin boyutunu gözler önüne seriyor. Özellikle hem sözleşmenin ardından hem de son süreçte oldukça artan şüpheli kadın ölümleri, indirimli cezalarla yargılanan faillerin sözleşmeden çıkılmasının ardından “Artık ceza almayacağız” diye sevinmesi ve birbirlerinden öğrenerek katledilen kadınların ölümlerine “intihar süsü” verilmesi ile çok yakından ilişkili.
Direniş büyüyor
Sözleşmeden çıkılmasının ardından 6284 sayılı kanunun var olduğunu söyleyen ve erkek şiddetini önlemek yerine kadın kazanımlarını hedef alan iktidar, özellikle son seçim sürecinde de 6284’ü hedef almaya başladı. Etkin uygulanmayan 6284, cezasızlık, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve neredeyse her gün kadın düşmanı iktidar tarafından üretilen politikalar, kadına yönelik şiddetin her geçen gün artmasındaki en temel sorunla olurken mücadele ederek elde ettikleri kazanımlarının yok edilemeyeceğini her alanda söyleyen kadınlar, hakları, hayatları ve kazanımları için direnmeye devam ediyor. Bir gecede çıkılan İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe koyulması için ev ev, sokak sokak mücadele eden kadınlar, direnişi büyütmeyi sürdürüyor.







