‘Sorun nafakanın süresi değil, kadınların haklarına erişimi’
- 21:22 29 Haziran 2026
- Güncel
ANTALYA – Antalya Barosu'nun düzenlediği panelde konuşan EŞİK gönüllüsü avukat Hülya Gülbahar, boşanma davalarının iddia edildiği gibi yıllarca sürmediğini belirterek, nafaka tartışmalarının manipülatif örneklerle yürütüldüğünü söyledi.
Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu tarafından düzenlenen, “Yargı Paketleri Kapsamında Aile Hukukunda Planlanan Değişiklikler ve Kadın Haklarına Etkileri” başlıklı panelde 13’üncü Yargı Paketi ile aile hukukunda gündeme getirilen düzenlemeler kadın hakları açısından ele alındı. Panelde konuşan hukukçular, kamuoyunda oluşturulan "nafaka mağduriyeti" söyleminin verilerle örtüşmediğini vurguladı.
EŞİK gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar, Adalet Bakanlığı'nın 2024 Adalet İstatistikleri'ne değinerek boşanma davalarının ortalama 156 günde sonuçlandığını söyledi. Buna karşılık tazminat davalarının ortalama 554, iş mahkemelerindeki davaların 528, tapu iptal ve tescil davalarının ise 483 gün sürdüğünü ifade eden Hülya Gülbahar, "Boşanma davaları diğer hukuk davalarına göre çok daha hızlı sonuçlanıyor. Eğer dava süreleri kısaltılacaksa öncelik diğer dava türleri olmalı" dedi.
Nafaka hakkının hedef alınması
Hülya Gülbahar, uzun yıllardır kamuoyunda dolaşıma sokulan "10 gün evli kaldı, 29 yıl nafaka ödüyor" iddiasını hatırlatarak, söz konusu dosyaya ilişkin yapılan incelemede kamuoyuna aktarılan anlatıyı destekleyen verilere ulaşılamadığını belirtti. Kadın örgütlerinin yıllardır dile getirdiği gibi, nafaka tartışmasının gerçek veriler yerine çarpıtılmış bireysel hikâyeler üzerinden yürütüldüğünü söyleyen Hülya Gülbahar, bunun kadınların kazanılmış haklarını sınırlandırmaya yönelik sistematik bir algı oluşturduğunu ifade etti.
‘Nafaka tartışmalarında asıl sorun tahsilat’
Nafaka tartışmalarında asıl sorunun süreden ziyade tahsilat olduğuna dikkat çeken Hülya Gülbahar, Türkiye'de nafakaların yaklaşık yüzde 66'sının hiç ödenmediğini, ödenen nafakaların ise büyük bölümünün açlık sınırının altında kaldığını söyledi. Avrupa ülkelerinde özellikle çocuk bakımı ve ev içi emeğin korunmasına yönelik daha güçlü nafaka mekanizmalarının bulunduğunu kaydeden Hülya Gülbahar, Türkiye'de ise kadınların haklarının giderek daraltıldığını dile getirdi.
Arabuluculuk riski
Panelde hukukçular, aile hukukunda arabuluculuk uygulamasının yaygınlaştırılması da eleştirerek, şiddet iddiası bulunan dosyalarda taraflar arasındaki güç eşitsizliği nedeniyle arabuluculuğun kadınlar açısından ciddi riskler doğurabileceğini belirtti. Boşanma sonrasında aile konutunun kullanımına ilişkin düzenlemelerin de değerlendirildiği panelde, hâkimin özellikle çocukların üstün yararı ile şiddet mağduru kadınların barınma hakkını gözeten takdir yetkisinin korunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.







