‘Kürtlerin hakları demokratikleşmeyle bağlantılı’

  • 09:07 18 Mart 2026
  • Güncel
Devrim Fındık
 
İSTANBUL - ÖHD İstanbul Şube üyesi Avukat Esra Bilen, Newroz’un bugün milyonların katılımıyla kutlanmasının Kürt toplumunun mücadelesinin sonucu olduğunu belirterek, “Asıl mesele yalnızca bir bayramın kutlanabilmesi değil; Kürt dilinin, kimliğinin ve kültürünün eşit bir hak rejimi içinde tanınmasıdır” dedi.
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube üyesi Avukat Esra Bilen, Newroz’un Türkiye’deki yasallaşma süreci ile Kürtlerin kültürel ve kimlik haklarına dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Newroz’un uzun yıllar yasaklanan ve kriminalize edilen bir alan olduğunu belirten Esra Bilen, bugün kitlesel kutlamaların yapılabilmesinin Kürt toplumunun mücadelesinin sonucu olduğunu söyledi.
 
‘İnkar edilemeyeceğinin göstergesi’
 
Newroz’un Türkiye’de kitlesel biçimde kutlanabilmesinin, Kürt kimliği ve kültürünün artık tümüyle inkâr edilemeyeceğinin göstergesi olduğunu belirten Esra Bilen, “Newroz’un Türkiye’de kitlesel biçimde kutlanabilmesi, Kürt kimliğinin ve kültürel varlığının artık bütünüyle inkâr edilemeyeceğinin fiili olarak kabul edilmesi anlamına geliyor” dedi.
 
Uzun yıllar boyunca Newroz’un yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda yasaklanan ve güvenlik politikalarıyla bastırılmaya çalışılan kültürel ve siyasal bir ifade alanı olduğunu söyleyen Esra Bilen, buna rağmen Kürt toplumunun Newroz’u kamusal alanda kutlamaya devam ettiğini belirtti.
 
Esra Bilen, bugün milyonların katıldığı Newroz kutlamalarının yapılabiliyor olmasının mücadelenin sonucu olduğunu aktardı. Ancak bunun Kürtlerin kültürel haklarının tam anlamıyla güvence altına alındığı anlamına gelmediğini ifade eden Bilen, Newroz’un hâlâ yasaklar ya da ağır güvenlik önlemleriyle karşılaşabildiğini söyledi.
 
Esra Bilen, “Newroz’un yasaklarla ya da ağır güvenlik önlemleriyle karşılaşması, bu alanın hâlâ siyasal iktidarın inisiyatifine bağlı olduğunu gösteriyor” dedi.
 
‘En temel talep anadilde eğitim’
 
Kürtlerin kültürel ve kimlik haklarına ilişkin taleplerin uzun süredir dile getirildiğini belirten Esra Bilen, en temel talebin anadilde eğitim hakkı olduğunu söyledi. Esra Bilen, “Kürtçenin eğitim sistemi içinde kullanılabilmesi yalnızca kültürel bir talep değil; pedagojik ve temel bir insan hakkıdır” ifadelerini kullandı.
 
Kürtçenin anayasal güvenceye kavuşmasının da önemli talepler arasında yer aldığını belirten Esra Bilen, milyonlarca insanın anadili olmasına rağmen Kürtçenin kamusal alanda sınırlı bir görünürlüğe sahip olduğunu söyledi. Esra Bilen, “Bu nedenle dilin anayasal ve yasal güvence altına alınması temel taleplerden biri” dedi.
 
‘Kamusal hizmetlerde çok dilli yapı gerekli’
 
Kamusal hizmetlerde Kürtçe kullanımının önünün açılması gerektiğini söyleyen Esra Bilen, belediyelerde, sağlık hizmetlerinde ve yerel idari işlemlerde çok dilli hizmet sunulmasının demokratik bir ihtiyaç olduğunu belirtti. Esra Bilen, kültürel üretim ve yayıncılık üzerindeki baskıların kaldırılması, Kürtçe medya ve sanat faaliyetlerinin özgürce sürdürülebilmesi gerektiğini de vurguladı.
 
‘Haklar demokratikleşmeyle bağlantılı’
 
Kürtlerin kültürel ve kimlik haklarının yalnızca Kürt halkına ait bir mesele olmadığını belirten Esra Bilen, konunun Türkiye’deki demokratikleşme sorununun merkezinde yer aldığını söyledi. Esra Bilen, “Kürtlerin kültürel haklarının genişlemesi, Türkiye’de demokratik alanın genişlemesi anlamına gelir. Bu yalnızca Kürtler için değil; Aleviler, kadınlar ve farklı inanç grupları için de daha özgür ve çoğulcu bir kamusal alan demektir” diye konuştu.
 
‘Anayasal dönüşüm gerekiyor’
 
Kültürel hakların kalıcı biçimde güvence altına alınabilmesi için anayasal düzeyde değişim gerektiğini belirten Esra Bilen, etnik referanslara dayanmayan, çoğulcu bir yurttaşlık tanımını içeren yeni bir anayasal çerçevenin gerekli olduğunu söyledi.
 
Anadilde eğitimi mümkün kılan bir eğitim reformuna ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Esra Bilen, mevcut eğitim sisteminin tek dillilik üzerine kurulduğunu ve bunun eşitsizlik yarattığını belirtti.
 
‘Anadil kamusal alanda da kullanılabilmeli’
 
Anadilde eğitim ve kamusal alanda anadil kullanımının tartışmanın merkezinde yer aldığını belirten Esra Bilen, “Anadil yalnızca kültürel bir sembol değildir. Bireyin kimliği, öğrenme süreci ve toplumsal katılımı açısından belirleyici bir unsurdur” dedi.
 
Anadilin yalnızca ev içinde konuşulmasının yeterli olmadığını vurgulayan Esra Bilen, okulda, belediyelerde, sağlık hizmetlerinde ve kültürel kurumlarda da kullanılabilmesi gerektiğini ifade etti.
 
‘Anayasal ve kurumsal güvence şart’
 
Bu hakların kalıcı biçimde korunabilmesi için yalnızca yasal değişikliklerin yeterli olmadığını belirten Esra Bilen, anayasal güvenceler, bağımsız bir yargı sistemi ve güçlü yerel yönetimlerin gerekli olduğunu söyledi. Esra Bilen, “Aksi halde kültürel haklar, siyasal konjonktüre bağlı olarak daralıp genişleyen kırılgan alanlar olmaya devam eder” dedi.