Doğu Kürdistan’da yaşamın doğuşu (1)

  • 09:04 19 Temmuz 2024
  • Jıneolojî Tartışmaları
 
 
“Zagros Sıradağları çevresinde yer alan mağaralarda, milattan 100 bin yıl öncesine kadar uzanan Orta Paleolitik dönemde insan yerleşimi olduğunu gösteren eserler bulundu. Bu coğrafyada, insan topluluklarını ilk kez oluşturan, çiftçiliği ve hayvancılığı başlatan insanlar, insanlığın temellerini atmayı başarmışlardır. Elam medeniyetinin tanrıçalarından Kirirşa doğurganlık ve doğum tanrıçasıydı.”
 
Evin Zilan
 
Ana tanrıça kültürü halklar için rolünü ilk kez, özellikle Zagros-Toros dağlarının etrafında Mezopotamya coğrafyasında oynamış ve ilk insan hayatı bu topraklarda kadının öncülüğünde ortaya çıkmıştır. Zagros dağları Zagros kültürünün ortaya çıkmasında bir beşik ve ana rahmi rolü oynamıştır. Zagros kültürünün izleri hala bu coğrafyanın bazı yerlerinde gözle görülebilir. Şüphesiz ki bu coğrafyanın doğal özellikleri onun karakterinin oluşumunu etkilemiştir. Aşması zor ve direngen yükseltiler, canlı kapasitesinin özellikleri ve yeşillikler, çok çeşitli bitkiler, ağaçlar, hayvanlar, doğanın ve doğal zenginliklerin önemini gösteriyor. Bu coğrafyada insan topluluklarını ilk kez oluşturan, çiftçiliği ve hayvancılığı başlatan insanlar, insanlığın temellerini atmayı başarmışlardır. Bu coğrafyanın kültürel zenginliği, bölge insanlarının hayatları üzerinde etki ederek bugüne kadar onların iradesi, adanmışlıkları ve özgür bir yaşama duydukları aşkla süregelmiştir.  Elverişli doğası nedeniyle Zagros bölgesini insan yaşamı için en uygun yerlerden biri haline getiren çok sayıda yer altı yaşam alanı bulunması dikkate değerdir. 
 
Zagros sıradağlarının oluşumu ve önemi 
 
Zagros sıradağları Avrasya ve Batı Asya plakalarının çarpışması sonucu yer kabuğunun kırılarak/kıvrılarak deforme olmasıyla oluşmuş 1800 kilometre uzunluğunda sarp kayalıklar bütünüdür. Yer şekillerini dönüştüren bu yer kabuğu hareketleri günümüzde de devam etmektedir. Zagros sıradağları üç kuzey bölümden (Urmiye eyaleti, Doğu Kürdistan, İlam, Kirmanşah ve Sine eyaletleri ve Güney Kürdistan’ın kuzey kısmı), orta kısımdan (İsfahan’ın batısı, Çehar Mahal Bahtiyari’ın bir kısmı ve Loristan, Huzistan, Merkazi ve Hemedan) ve güney kısımdan (Kahkiluye ve BoyerAhmed, Buşehr, Fars) oluşmaktadır.
 
Zagros Sıradağları Kuzey Kürdistan'ın Van eyaletinden başlar ve Sine, Kirmanşah, Hemedan, İlam, Lorestan, Huzestan, Çahar Mahal Bahtiyari, Kahkiluyeh ve Boyer Ahmad, Buşehr, Fars ve Hormozgan eyaletlerinden Hürmüz Boğazı'nın kuzeyine kadar devam eder. Zagros sıradağlarının uzunluğu yaklaşık 1800 km, genişliği 100 ila 300 km arasında olup, 323.000 kilometre karelik bir alanı kaplamaktadır ki bu mevcut İran coğrafyasının %20'sine eşittir. Kimi teorilere göre Zagros adı Avesta dilinde büyük dağ anlamına gelen Za-ger kelimesinden gelmektedir. Bir diğer teoriye göre ise Zager adı Zikiritu kelimesinden gelir (Zikurtu, günümüzde Divandara, Saqez, Kamiyaran, Bukan ve Qorve ile Qazel Ozon nehri çevresindeki alanları ifade eder) İlk küçük insan topluluklarının ortaya çıktığı dönemlerdeki iklim koşullarına göre, Zagrosların etekleri insan hayatının devamı için uygun olarak kabul edilmiştir. 
 
İlk insan yerleşimleri ve arkeolojik bulgular 
 
Zagros bölgesi mağaralarında bulunan ve Milattan 100 bin yıl öncesine tarihlenen ve Orta Paleolitik dönemde (30 bin-300 bin yıl önce) buralarda insan yerleşimi olduğunu gösteren eserler de bu iddiayı kanıtlar. Ayrıca Zagrosların kuzeyden güneye uzanan yamaçları ve bu sıradağların dört bir köşesi M.Ö binyıllar dünyasında çeşitli halkların önemli toplanma merkezlerinden biri olmuştur. Bunların arasında Elam, Urartu, Mitanni, Man’na, İskit ve Med medeniyetlerini sayabiliriz. Bu bölgede bulunan ilk çiftçilerin kemikleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, Zagroslu bu çiftçilerin DNA’sının en çok İranlı Zerdüştlere ve günümüzde Afganistan, Pakistan, İran (Kürtler de dahil) yaşayanlarınkine benzediği ve tarımı Türkiye’den Avrupa’ya taşıyanlarınkinden çok farklı olduğu görülmüştür. Örneğin, Ravansar'da bulunan bazı eserler, 50.000 ila 12.000 yıl öncesine kadar giden ve Trans-Paleolitik çağlara kadar uzanıyor (Bu keşifler Kolyan ve Javari mağaralarının yanı sıra Grab veya Avikhar nehrinde yapılmıştır.) Ayrıca bu bölgede buzul çağı ile ilişkilendirilen bir fil dişi de bulunmuştur. 
 
65 milyon yıl öncesine tarihlenen Qori Kale mağarası bu bölgedeki doğal cazibe merkezlerinden biridir, bu mağarada 14 metre derinliğinde kaynakları vardır ve sıcaklığı her mevsim sabittir (7-11 derece). Ayrıca Loristan'daki Durud şehri çevresinde yapılan arkeolojik kazılara göre 7000 yıl öncesinden kalma köyler bulunmuştur ve şehrin kendisi de yaklaşık 130 yaşındadır. 
 
Tarihi ve kültürel zenginlikler 
 
Bu bölgelerdeki diğer tarihi örnekler, Loristan’ın Kuhdaşt şehri etrafında bulunan ve 15.000-17.000 yıl (Hemiyan mağarası 2) ve 11.000 yıl (Mir Milas Mağarası duvar resimleri) öncesine tarihlenen eserler ve duvar resimleridir. Elde edilen bulgular Mir Milas mağarasındaki insan yerleşiminin 147.000 yıl öncesine tarihlendiğini gösteriyor. Bahsedilebilecek başka bir örnek de İlam eyaleti Dehloran şehrinde bulunan Neolitik döneme ait eserler olan hasat aletleridir ve bu yerleşimin 5.000-10.000 yıl öncesine tarihlendiği çıkarsanmaktadır. Bu eserler Ali Kaş tepelerinde (M.Ö 8.000) ve Goran tepesinde bulunmuştur. Sain Kala (Şahin Dej) bölgesindeki tarihi eserler arasında Bibi Kand’ın mezar odası ve Aqrabloo oymaları sayılabilir. Bibi Kand’ın mezarı M.Ö ilk binyıla tarihlenir ve kayanın ortasına oyulmuş iki mezar ve ön kısmında iki sütundan oluşur. Bukan'da Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Manna ve Dalma dönemlerine (MÖ 4800-4100) ait eserler bulunmuştur. Ayrıca Qalayçi tepesi, Keçe Beg (Doxter Beg) bu bölgede bulunur. İp eğirme ve ip yapma M.Ö 2. binyılda bulunmuştur.
 
Ahrancan Tepesi, Selmas Ahrancan köyünün kuzeybatısında yer almaktadır. Bu tepe Ortadoğu’da ki bulunan en eski insan yerleşimlerinden biridir; M.Ö 7000 yılına tarihlenir. 
 
Elam medeniyeti ve tanrıçalar 
 
Manzet kentinin tanrıçası Ninieli Elam medeniyetinin en popüler tanrılarından biriydi. Bulunan eserlere bakıldığında kadınların çoğunun hamileyken bu tanrıçanın heykelciklerini yanlarında bulundurduğu ve tanrıçanın hamile kadınları koruduğuna inandığı sonucu çıkarılabilir. Loristan’da Elam medeniyetinin tanrıçalarından birisi olan Kirirşa ise doğurganlık ve doğum tanrıçasıdır. 
 
Hayat tarzı ve hakikatin yolu, Kürtçe’de pek çok kelimede açık bir şekilde görülebilir. Etimolojik olarak, Ede veya Aa-anne kelimelerine bakalım. Kadının yaratıcı gücüne inanıldığı ve bu özelliklerinin kutsal sayıldığı açıktır. Siaçemane’de de kullanılan Kanaçe, Kani, Kanalil sözcüklerinin hepsi aynı köke sahiptir. Ayrıca Hewraman yöresindeki birçok köyün adı bir kadın adından ve türevlerinden türetilmiştir. Şian ve Jiwar köyleri bu kategoriye girer. Hewraman Bisaran bölgesinde bir yüzüne bir kadın resmi işlenmiş, diğer yüzünde ise “Adad” yazılı bir madeni para bulunmuştur. Adad anne ya da dayik demektir ve Ada kelimesi Kürtçe’dir. Bu kelime bugün de adalet ve adil anlamında kullanılır. 
 
Kadınların rolü ve direniş kültürü 
 
Hewraman’daki kadınlar ekonomik, siyasi, sosyal, askeri alanlarda ve topraklarının iç ve dış güçlere karşı savunulmasında önemli bir rol oynamışlardır. Coğrafi koşullar ve bu bölgenin sert iklimi dikkate alındığında günlük yaşamı sürdürmek için kadınlar çok çalışırlar. Tarım, bahçecilik, el sanatları gibi alanlarda özel becerilere sahiptirler ve bu alanlarda kendi kendilerine yeterlidirler. Tarihte Kürdistan’a yapılan saldırılarda, bölgenin geçilemezliği nedeniyle düşmanlar bu bölgeyi kuşatamadı. Bu bölge halkının ve özellikle kadınların direnişlere ve savaşlara katılımı yaşamsal ihtiyaçların karşılanması gibi göz ardı edilemez. "Xatun Horizad Sultan" gibi kadınlar Hewraman, Kamreh, Rozav ve Şamian bölgelerini yönetmiştir. Ayrıca Xatu Munira Sultan da bu bölgenin hükümdarları arasında sayılmaktadır. Hatta pek çok aşiretin unvanları veya çocukların adları annelerin veya kadınların adları ile anılır. Hatu Dayrak Rezbar aynı zamanda bir tefçi, hattat ve San Ishak Barzanjei'nin annesidir. 
Pek çok kadını tef çalması için yetiştirmiştir. O da çok sayıdaki Heften’den biridir. (Yari veya Yarasan, Yarasan halkının dinidir ve binlerce yıldır Zagros sakinlerinin kültür ve inançlarının evriminin sonucudur. Mevcut haliyle Yari dini, Hicri takvime göre 7. yüzyılda "Sultan Sehak" ve arkadaşlarının öğretileriyle kurulmuştur. Heften, Sultan Sehak'ın birinci sınıf arkadaşı sayılan yedi kişinin kısaltmasıdır. Her çağda insanlara yol göstermek için bilgeler ve büyükler şeklinde karşımıza çıkarlar.)
 
Mahabad Cumhuriyetini kurma mücadelesi yıllarında Keça Neqede de mücadele saflarında yer almıştır. Gözaltında geçirdiği süre boyunca, İran zindanlarında sürekli işkence gördükten sonra ihanet etmeyi kabul etmeyerek idam edilmiştir. Mestura Ardalan lakaplı Mah-ı Şeref Xanım şair, yazar ve tarihçiydi. Toplumdaki tüm erkek egemenliğine dayalı gelenek ve göreneklere rağmen, ilim, edebiyat, şiir çalıştı ve kısa bir süre içinde yetenekli yazarlar ve söz söyleyen kişiler arasına girdi. Siyaset alanında da etkili bir kişiydi. Xato Şehnaz, beş yüz kadınla Ardalan aşireti erkeklerinin İran askerlerinin eline geçmekten kurtulmasına yardım eden bir savaşçıydı ve bu orduyu kahramanca yönetmeyi başarmış, erkeklerin yanında direnmiş ve savaşmıştı. 
 
Ana tanrıça kültürünün mirası 
 
Mezopotamya, içinde kadınların önemli rol oynadığı, inançların, ayinlerin ve düşünce sistemlerinin yurdudur. Ninhursag (dağların tanrıçası), Mitra (güneş ve savaş tanrıçası) Nahid veya Anahita (tüm suların tanrıçası ve saflığın sembolü), Eşi (bereket tanrıçası) bu mitolojide yer alan tanrıçalar arasındadır. Ayrıca Elam kültüründe kadının doğal gücüne ve kutsallığına olan inanç o dönemin öne çıkan yönlerindendir. Elam uygarlığından gelen tanrıça kültürünün kalıntıları M.Ö 3 bin yıla ve M.Ö 7. veya 8. yüzyıla kadar uzanıyor.
 
Bu mitler, ilk sosyal organizasyonun ve kabilelerin bütünleşik hali ve patriyarkal, sınıflı ve hiyerarşik zihniyetine karşı direniş kültürünün örgütlü halde bir araya gelmiş biçimiydi. Ana- kadın kültürü ve felsefesi ataerkil ve devletçi medeniyet zihniyetinden etkilense de tarih boyunca kendini direnişte, Mitraizm, Zerdüştlük, Manizim, Mazdaki, Horrami, Babeki gibi inançlarda ve Alevilik, Êzîdilik ve Yarsan gibi düşüncelerle göstermiştir. İnsan sevgisi, doğa sevgisi, demokratik karakter, kadına saygı, vatanseverlik, toprağa bağlılık, kendi kendine yeterlilik, bağımlı olmama, sosyalistlik ana tanrıça kültüründen doğan bu düşüncelerin ve ritüellerin önemli ve belirgin özellikleri arasındadır. Bu kültür hala ayaktadır ve hala ataerkil, merkeziyetçi ve kadın düşmanı zihniyete karşı, Jin, Jiyan, Azadî sloganı ile direnmektedir. Yeniden bu topraklarda, ana tanrıçanın topraklarında, direniş, irade, özgürlük ve isyan, aşk ve insan sevgisi, demokrasi ve saygı varlıklarını kanıtlamıştır. İran ve Doğu Kürdistan’ın farklı bölgelerinden yapılan arkeolojik kazılarda, bu coğrafyanın ve toprakların en eski inancı olarak kabul edilen İran’daki ana tanrıça tapınma geleneğini temsil eden küçük tanrıçaların heykelleri ve tasvirleri bulunmuştur. 
 
Yol gösterme ve yardım simgesi köpek, doğumu ve anneliği temsil eden lotus çiçeği, bereket simgesi nar, genişleme simgesi tavus kuşu, yetenek simgesi kartal, doğurganlığı ve doğumu temsil eden üzüm gibi bu toprakların tanrıçalarının niteliklerini ve görünümlerini ifade eden ve tanrıçalarla birlikte gözlenen semboller kutsaldır.
  
*Bu yazı, Jineolojî dergisinin “Rojhilat” dosya konulu 28. sayısından kısaltılarak alınmıştır.
 
*Bu yazının ikinci bölümü aynı başlıkla haftaya yayınlanacak.