Barışa adanan bir ömür: Hatun Aslan
- 09:06 17 Ekim 2026
- Portre
Pelşin Çetinkaya
AMED - Henüz çocuk yaşlarda halkına yönelik zulme karşı mücadeleye katılan Barış Annesi Hatun Aslan’ın direnişi yaşamının sonuna kadar sürdü. Hatun Aslan’ın kadın mücadelesine bağlılığına ve barış umuduna dikkat çeken Muhsine Aslan, “O yalnızca benim annem değil, Kürt özgürlük mücadelesi yürüten herkesin annesiydi” dedi.
Toprağı ve kimliği için 50 yılı aşkın süredir mücadele yürüten Hatun Aslan, Amed’de doğup büyüdüğü topraklarda henüz çocuk yaşlarda sömürü, saldırı ve talan gerçekliğiyle yüzleşti. Bu kavramları yalnızca duyarak değil, bizzat yaşayarak tanıdı. Yaşı küçük olmasına rağmen halkına yönelik zulme sessiz kalmayan Hatun Aslan, erken yaşlarda büyük sorumluluklar üstlenerek mücadeledeki yerini aldı. Yaşamı boyunca direnişinden vazgeçmeyen Hatun Aslan, yalnızca bir anne değil, dokunduğu her yaşama yoldaşlık eden, duruşu ve mücadelesiyle iz bırakan bir kadın oldu. Harekete olan bağlılığını yıllar boyunca mücadelenin farklı alanlarında ortaya koyan Hatun Aslan, 1989 yılında Kürt özgürlük mücadelesine katılan oğlu Yılmaz Aslan’ın (Piling) ardından oğlunun mücadelesine daha sıkı sarıldı. Oğlunun yürüdüğü yolu sahiplenen Hatun Aslan, direnişini ve mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdürdü.
Yaşamını halkların eşitliğinin, barışın ve huzurun sağlanmasına adayan Hatun Aslan 15 Ekim’de geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdi.
Hatun Aslan’ın gelini Muhsine Aslan, Hatun Aslan’ın yıllardır sürdürdüğü direnişin ve mücadelenin kendileri için rol model olmaya devam edeceğini belirtti.
‘Hatun Aslan’ın direnişi kadınlara rol model olacak’
Muhsine Aslan, Hatun Ana’nın ezilenlerin yanında duran, kadın mücadelesini sahiplenen ve direnişinden vazgeçmeyen duruşuyla kendilerine örnek olduğunu söyleyerek, “Hatun Ana gerçekten çok değerli bir anneydi. Bir yoldaş, bir sırdaş, her şeydi. Ben gelini olarak ona hiçbir zaman yalnızca kayınvalidem gözüyle bakmadım. Bana bir anneden bile daha fazla değer verirdi. Özellikle kadınlara çok değer veren biriydi. Kadın mücadelesinde ve diğer mücadele alanlarında kadınların yanında durur, onları savunmaktan hiç çekinmezdi. Başarılı, yapıcı ve örnek alınması gereken bir anneydi. Onun gibi bir anne daha var mıdır, bilmiyorum. Belki de yoktur. Çünkü ailesine, arkadaşlarına ve çevresindeki herkese karşı her zaman yapıcı bir yaklaşımı vardı. Elini attığı, adımını attığı her işin arkasında durur, başladığı yolda kararlılıkla yürürdü. Mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Bugüne kadar da direnişini ve çalışmalarını sürdürdü. Onun ani gidişi hepimizi derinden sarstı. Yalnızca ben değil, bütün Kürt anneleri, Kürt kadınları ve Kürt halkı büyük bir üzüntü yaşıyor. Çünkü o, hayatı boyunca ezilenlerin yanında oldu, onların haklarını savundu ve haksızlığı hiçbir zaman kabul etmedi” dedi.
Hatun Aslan’ın Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren oğlunun ardından da mücadelesini sürdürdüğünü dile getiren Muhsine Aslan, Hatun Aslan’ın inançlarından ve değerlerinden son nefesine kadar vazgeçmediğini aktardı. Muhsine Aslan, “Ben onu tanımadan önce de özgürlük mücadelesi yürütüyordu. Özgürlük mücadelesinde şehit düşen evladı hayattayken de eylemlere katılıyor, mücadeleye sahip çıkıyordu. Daha sonra oğlu şehit düştü. O zaman da verdiği sözü yerine getirdi. ‘Ben bu mücadeleye senden önce başladım ama sen gittin diye geri adım atmayacağım. Elimden geldiğince mücadeleyi sürdüreceğim, yürütmeye devam edeceğim’ demişti. Gerçekten de sözünü tuttu. Son nefesine kadar mücadele etmeye, değerlerini ve inandıklarını savunmaya devam etti. Şehitlere olan sevgisi, bağlılığı ve onlara duyduğu saygı çok büyüktü” ifadelerini kullandı.
‘Hatun Ana’nın en büyük umudu barıştı’
Muhsine Aslan, Hatun Aslan’ın barışı göremeden yaşamını yitirmesinin derin üzüntüsünü yaşadıklarını dile getirerek, “Son zamanlarda sık sık, ‘Ben öleceğim ama barışı göremeyeceğim’ diyordu. Ben de kendisine, ‘Hayır anne, sen de göreceksin, ben de göreceğim’ diyordum. Ama maalesef barışı göremeden aramızdan ayrıldı. Hepimiz sürekli adım atıyoruz ancak Türk devleti tarafından bugüne kadar herhangi bir adım atılmadığını, atılmadığını düşündüğü için büyük bir üzüntü duyuyordu. Ne yazık ki korktuğu gibi oldu. Keşke bugünleri yaşamasaydık. Hepimiz bu acıyı derinden hissediyoruz. Bir kez daha bütün Kürt halkının başı sağ olsun. O yalnızca benim annem değildi; Kürt özgürlük mücadelesi yürüten herkesin annesiydi. Dağ, bayır demeden her yere gitti, mücadele edenlerin peşinden yürüdü ve onlara destek oldu. Son nefesine kadar da bu mücadelesini sürdürdü. Evde eşime sürekli, ‘Eşine yardım et, yoruluyor’ derdi. Her zaman mücadele edenlerin yanında olan, onları düşünen bir anneydi” diye konuştu.
‘Hatun Ana’nın mirası barış ve direniş oldu’
Başka annelerin yüreğinin yanmaması ve evlatların yaşamını yitirmemesi için mücadele ettiğini söyleyen Muhsine Aslan, “Onun en büyük umudu barıştı. Sürekli, ‘Bugüne kadar kan döküldü, evlatlarımızı kaybettik. Bundan sonra evlatlarımızı kaybetmeyelim. Benim yüreğim yanmasın, başka annelerin yüreği yanmasın. Başka evlatlarımızı kaybetmeyelim, başka anneler bu acıları yaşamasın’ derdi. Ne olursa olsun barışın sağlanması gerektiğine inanıyordu. ‘Ne olursa olsun barışı başarmamız lazım’ diyerek bu konudaki kararlılığını dile getirirdi. Ben de onu her zaman kendime örnek aldım. Yürüdüğüm yollarda, yaptığım çalışmalarda, bulunduğum kurumlarda ve alanlarda onun duruşunu kendime rehber edindim. Gerek dışarıda gerek evde, aile içinde ve arkadaşlık ilişkilerimde onun davranışlarından, konuşmalarından ve insanlara yaklaşımından örnek aldığım çok şey oldu. Onun gibi olmaya, onun duruşunu yaşatmaya çalıştım. Hatun Ana, gerçekten takdir edilmesi gereken, örnek alınacak bir kadındı” şeklinde konuştu.







