KNK Eşbaşkanı: Kürt birliğine yönelik müjdeyi yakında vereceğiz

  • 09:01 1 Ağustos 2026
  • Güncel
 
Aysel Işık-Derya Ren
 
SILEMANÎ – Ortadoğu’da devam eden sürece dair değerlendirmelerde bulunan KNK Eşbaşkanı Zeyneb Mûrad, Kürt birliğinin önemine dikkat çekerek, “Belli bir tarih veremeyiz ancak kısa zamanda Kürt birliği noktasında halkımıza müjde vereceğiz” dedi.
 
Ortadoğu’da derinleşen savaşla birlikte farklı güç dengeleri de ortaya çıkmaya başladı. Ortaya çıkan güç dengelerine karşı halkların mücadelesi devam ederken, Kürtlerin statüsüne dair dört parça Kürdistan’da çalışmalar sürüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısı ile de yeni bir sürece kapı aralandı.
 
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler başta olmak üzere devam eden Barış ve Demokratik Toplum süreci ve Kürt birliğinin ilanına yönelik Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Eşbaşkanı Zeyneb Mûrad ajansımızın sorularını yanıtladı.
 
 “Bugünün Kürtleri ile 100 yıl önceki Kürtler bir değil. Kürtler bugün dünya siyasetinde ve kendi coğrafyasında tanınıyor. Dört parçaya bölünen Kürtler, bugün bulundukları her parçada öncü rol oynuyor.”
 
*Ortadoğu’da yeni kurulan dengelerde Kürt halkının rolü ve statüsü ne olacak?
 
Ortadoğu’da büyük değişimler yaşanıyor. Bu değişimler 100 yıl önceki durumları bir kez daha bize hatırlatıyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında Ortadoğu’da yapılan dizaynları bize hatırlatıyor. O süreçte ulus devletler inşa edildi ve Kürtlere herhangi bir hak ve statü verilmedi. Lozan Antlaşması’yla Kürdistan parçalara bölündü. Ancak bugün Kürtler için farklı bir durum var. Evet bu süreçte Kürtler için büyük bir risk var ama bunun yanı sıra çok büyük imkanlar da var. Bugünün Kürtleri ile 100 yıl önceki Kürtler bir değil. Kürtler bugün dünya siyasetinde ve kendi coğrafyasında tanınıyor. Dört parçaya bölünen Kürtler, bugün bulundukları her parçada öncü rol oynuyor. Örneğin Rojava’da Kürtler DAİŞ’e yönelik savaştı ve dünyaya tehdit salan DAİŞ zihniyetini durdurdu. Bakûr’da şu an Barış ve Demokratik Toplum sürecine öncülük ediyor. Rojhilat’ta “Jin jiyan azadî” serhildanıyla, demokratik siyasetin önünü açmaya çalışıyor. Başûr’da tüm eksikliklere rağmen federal bir yapı var ve buna Kürtler öncülük ediyor. Bu süreçte Kürtlerin üzerine büyük bir rol düşüyor. Ancak biz nasıl stratejik, eşit, ulusal bir rol oynayabiliriz? Bunu düşünmek gerekiyor. Kürdistan’ın dört parçasından herhangi biri kendi başına bu süreci atlatamaz. Örneğin Bakûr’da devam eden süreçte diğer üç parçanın destek vermesi gerekiyor. Biz KNK olarak daha güçlü çalışma yürütmeliyiz. Sürecin sağlıklı ve amacına ulaşmasına dair diplomaside çalışmalar yürütüyoruz. Süreç tüm parçaları etkileyecektir. Salt Kürdistan’ı değil, aslında tüm Ortadoğu’yu etkileyecektir. Ortak seste buluşmanın tam zamanı. Rojava’ya yönelik büyük tehdide hepimiz şahit olduk. Ancak diğer parçaların ayağa kalkmasıyla bu tehdide bir cevap verildi. Bu süreci atlatabilmemiz için ortak bir akla ihtiyacımız var. Çünkü halkımız ortak tutumunu ortaya koydu. Bizim de siyasi partiler olarak tutumumuzu belirlememiz gerekiyor.
 
 
“KNK olarak kongremizde bir proje sunduk. Bu projede ulusal tutumun yaratılması gerektiğine vurgu yapıldı. Washington’da KNK’nin bir şubesi yakın zamanda açılacak.”
 
*KNK olarak Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu’da, Avrupa ve diğer ülkelerde diplomasi çalışması yürütüyorsunuz. Çalışmalarınızda öne çıkan başlıklar neler?
 
Uzun bir süredir diplomasi çalışması yürütülüyor. KNK olarak kongremizde bir proje sunduk. Bu projede ulusal tutumun yaratılması gerektiğine vurgu yapıldı. Evet tüm ülkelerde Kürtler konuşuluyor ancak Kürtler buna dahil değil. Kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yaratılmamış. Bundan kaynaklı da biz de KNK olarak diplomatik alanda çalışmalarımıza hız vermiş durumdayız. Hukuki ve diplomatik açıdan kimi girişimlerimiz var. Bunlar olumlu da karşılanıyor. Aynı zamanda Bakûr’da devam eden süreçler için de bilgilendirmeler yapıldı. Diğer ülkelerde bulunan ve Kürtlerin dostu konumunda bulunanlarla da iletişim halindeyiz. Washington’da KNK’nin bir şubesi yakın zamanda açılacak. Daha öncesinde Moskova, Avrupa’nın birçok ülkesi ve Ortadoğu’da temsilciliklerimiz var. Bu girişimlerle birlikte çalışmalarımızı daha da güçlendireceğiz.
 
“Kürtler hem siyasi, askeri hem de diplomasi açısından kendilerini tüm dünyaya gösterdiler. Ortadoğu’da dengeler değişiyor. Kürtlerin de yeni denklem içerisinde yer alması gerekiyor.”
 
*En son yapmış olduğunuz Kongre’de “Kürtler bu yüzyılda statüsüz kalmayacak” kararı almıştınız. Bu kararın Kürdistan’ın dört parçasına etkisi ne olacak?
 
Kürtler bugün kendilerini ispatlamış durumda. Hem siyasi, askeri hem de diplomasi açısından kendilerini tüm dünyaya gösterdiler. Bu büyük bir ses getirdi. Kürt kadınlar DAİŞ’e karşı verdikleri mücadele ile dünyaya kendilerini göstermiş oldu. Bu kendi başına büyük bir adımdır. Ortadoğu’da dengeler değişiyor. Kürtlerin de yeni denklem içerisinde yer alması gerekiyor. İran’da bugün devam eden bir savaş var. Rojhilat halkının da artık statü sahibi olması gerekiyor. Bunun için aldığımız bu karar önemli bir noktada duruyor. Lozan Antlaşması ile Kürtler statüsüz bırakıldı. Ancak Kürtler seslerini her yere ulaştırıyor. Bu kendisiyle birlikte Kürtlerin 21’inci yüzyılda statüsünün ne olacağını da belirliyor.
 
 
“Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı Kürt birliği açısından bir zemin yarattı ve Kürt siyasetinde yaşanan tıkanmaya cevap oldu. Ancak hala ‘terör’ kavramının kullanıldığını görüyoruz. Bu şekilde müzakere olmaz. Bu dilin değişmesi gerekiyor.”
 
*Türkiye ve Kürdistan’da Barış ve Demokratik Toplum süreci devam ediyor. Bu süreç Ortadoğu’da nasıl bir etki yarattı? Öte yandan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsü konusunda ne söylemek istersiniz?
 
27 Şubat’ta yapılan çağrı hem Kürdistan’da hem de diğer ülkelerde büyük bir yankı uyandırdı. Bu çağrı Kürt siyasetine etki etti. Kendisiyle birlikte değişim ve dönüşümü getirdi. KNK başta olmak üzere diplomasi çalışması yürüten diğer kurumlara yeni bir kapı araladı. İmralı Heyeti, yaptığı görüşmeler sonrasında Başûr ve Rojava’ya da ziyaretler gerçekleştirdi. Kimi mesajlar gönderildi. Bu kendisiyle birlikte Rojava’da Ulusal Birlik Konferansının gerçekleşmesine neden oldu. Başûr’da yapılan görüşmelerde Kürt birliği noktasında da mesajlar verildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı Kürt birliği açısından bir zemin yarattı. Aynı zamanda Kürt siyasetinde yaşanan tıkanmaya bir cevap oldu. Yapılan çağrıya nasıl bir cevap verilmesi gerekiyor? Dört parça Kürdistan olarak Türkiye’yi adım atmaya zorlamalıyız. Bunun üzerine düşünmemiz gerekiyor. Son süreçlerde Hareket Yönetimi’nin yaptığı açıklamalar var. Sürecin hassasiyetine vurgu yapıldı. Ancak Türk devletine baktığımızda, hala “terör” kavramının kullanıldığını görüyoruz. Bu şekilde müzakere olmaz. Bu mantıktan çıkmak gerekiyor. Bu dilin değişmesi gerekiyor. Türk devletinin bir an önce adım atması ve Sayın Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor. Tüm bunlar için bizim de mücadele hattımızı genişletmemiz ve Sayın Öcalan’ın elini güçlendirmemiz gerekiyor.
 
 
“Belli bir tarih veremeyiz ancak kısa zamanda Kürt birliği noktasında halkımıza müjde vereceğiz.”
 
*İlerleyen süreçlerde Kürt birliğinin ilanı için adımlar atılacak mı? Buna yönelik sinyaller var mı?
 
Lozan’ın yıldönümünde büyük bir konferans yapıldı. Bu konferansta kimi kararlar alındı, çağrılar yapıldı. Ancak farklı durumların gelişmesiyle birlikte kimi zaman çalışmalarımız durdu. Ancak şuan birlik noktasında belli bir aşamaya geldik. Belli bir tarih veremeyiz ancak kısa zamanda Kürt birliği noktasında halkımıza müjde vereceğiz. Bu bir kongre ya da konferans yoluyla olabilir.