İran'da kadın siyasi tutsaklara 'ceza içinde ceza' politikası
- 09:08 20 Temmuz 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA- Evin, Qarchak ve Yazd cezaevlerinden gelen raporlar, kadın siyasi tutsakların dayanışma ağlarından uzağa sürgün edildiğini, sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellendiğini, adli koğuşlarda tutulma ve ek davalarla cezalandırıldığını ortaya koyuyor.
İran hükümeti yetkililerine karşı çıkan kadınlar için hapis cezası, özgürlüğün yitirilmesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Evin, Qarchak ve Yezd cezaevlerinden gelen raporlar, fiziksel, psikolojik, tıbbi ve ailevi baskıların koordineli bir şekilde kadın tutsaklara uygulandığını ortaya koyuyor. Ziyaret ve telefon görüşmelerinin engellenmesi, cezalandırma amaçlı sürgünler, adi suçlardan hüküm giymiş tutsaklarla aynı koğuşa koyma, sağlık hizmetlerinin engellenmesi ve yeni davaların açılması, kadınları yıpratmak ve seslerini susturmak için defalarca kullanılıyor.
Aileleri dolaylı olarak tutsak etmek
“İran’daki Tutsakların Sesi” web sitesinin, kadın siyasi tutsaklara yönelik ziyaret yasaklarının uzatılmasına ilişkin raporuna göre, Zahra Safaei, Forough Taghipour, Marzieh Farsi, Elaheh Fouladi, Arghavan Fallahi ve Shiva Esmaeili’nin de aralarında bulunduğu Evin Hapishanesi’nde tutulan birçok kadın, aile ziyaretlerine ilişkin uzatılmış yasaklarla karşı karşıya kaldı. Bir tutsağın ailesiyle görüşmesini engellemek, sadece idari bir önlem olarak kullanılmıyor. Bu uygulama, tutsağı psikolojik şiddet olarak doğrudan hedef alıyor ve hiç yargılanmamış ya da hüküm giymemiş olsalar bile, yakınlarını da cezalandırarak onları yeni tutsaklar haline getiriyor.
Direnişin bedeli gittikçe ağırlaştırılmış durumda
Bölgeden yansıyan raporlar ayrıca, disiplin cezalarının genellikle adı geçen kişilerin ötesine uzandığını da ortaya koymakta. Kadınlar, sadece bir protesto eyleminin gerçekleştiği yerde bulunmak ya da diğer tutsaklarla dayanışma gösterdikleri için cezalandırılabiliyor. Bu toplu cezalandırma eğilimine baktığımızda net bir mesaj da vermektedir: Cezaevi yetkilileri, her türlü karşılıklı destek, ortak direniş ve kurulan insani bağın bedelini ağırlaştırmaya çalışmaktadır.
Kadın tutsaklar hücrelerde
Yazd Cezaevi’ndeki koşullar da hem tutsak aileleri hem de direnişte yer alan halk için ciddi endişe yaratmış durumda. “İran’daki Tutsakların Sesi” web sitesinin Yazd Cezaevi’ndeki kadın siyasi tutsaklarla ilgili ortaya koyduğu raporda, bazı tutsakların yeterli imkânlar sağlanmadan uzun süreler boyunca hücrelerde tutulduğu tespit edildi. Siyasi tutsakların, adli suçlardan veya uyuşturucu madde suçlarından hüküm giymiş kişilerle birlikte tutulduğu yansırken; tutsakların ayrılması ilkesinin ihlal edildiği ve siyasi tutsaklar üzerinde güvende hissetmeme, psikolojik baskıyı ve duygusal tükenmişliği arttırdığı açığa çıktı.
Kolektif direnen kadınlara özel muamele
İran Halkın Mücahitleri Örgütü’nü desteklemek veya ona sempati duymakla suçlanan kadınlar, özellikle hedef alınarak iki kat baskıya maruz kalıyor. Bu kadınlar hakkında açılan davalarda yöneltilen siyasi suçlamalar çoğunlukla daha ağır cezalar, ek kovuşturmalar, sınırlı sağlık hizmeti ve uzak cezaevlerine nakil tehditleri için bir bahane haline geliyor. İran yetkililerin bu kadınlara karşı gösterdiği özel muamele, sadece siyasi görüşleriyle sınırlı değil; aynı zamanda, siyasi kimliklerini koruma, kolektif direnişi sürdürme ve deneyimlerini cezaevi duvarlarının ötesine aktarma yeteneklerine yönelik endişeyi de ortaya koyduğu belirtiliyor.
Ceza içinde ceza yöntemleri uygulanıyor
Iran Freedom internet sitesinde, kadın siyasi tutsaklara, özellikle de PMOI destekçilerine yönelik artan baskıyı konu alan bir rapor, yeni adli davaları, ek hapis cezalarını ve sınırlı sağlık hizmetini belgeleriyle ortaya koydu. Rapora göre, Shiva Esmaeili ve Elaheh Fouladi, Qarchak Hapishanesi’nde İran karşıtı slogan yazdığı gerekçesiyle tutuklanan ve cezaevinde gördüğü şiddet, tıbbi müdahalenin engellenmesi ve komaya girmesi sonucunda 25 Eylül 2025'te katledilen Somayeh Rashidi’nin ölümünü protesto ettikleri için her biri altı ay ek hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu cezalandırma yöntemi, başka bir tutsağın ölümü veya gördüğü kötü muameleyi protesto etmenin kendisinin bizzat nasıl yeni bir cezai suçlamaya dönüştürülebileceğini göstermektedir.
Hastaneye yerine cezaevine sürgün
Yazd Cezaevi’nde ise PMOI’yi desteklemekle suçlanan kadın siyasi tutsak Parisa Kamali hakkında da ciddi endişelerin olduğu dile getiriliyor. Yayınlanan raporlara göre, cezaevi yetkilileri Parisa Kamali’ye ihtiyaç duyduğu ilaçları vermeyi ve onun bir hastaneye sevk edilmesini reddetmiş. Parisa Kamali sağlık hizmetine erişemediği gibi, ayrıca Khash Cezaevin’ne bir ceza yöntemi olarak sürgün edilmesi konusu da gündeme geldi. Siyasi amaçlarla sağlık hizmetinin kasten engellenmesi, tutsakların yaşamını riske atarak tehlikeye sokmaktadır.
Toplumdan izole etme stratejisi sonuç vermiyor
İran’da PMOI’yi desteklemekle suçlanan kadınlar çifte bir cezalandırmayla karşı karşıya kalırken, bir yandan adli cezalar ve cezaevi kısıtlamalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Diğer yandan yetkililer onları diğer tutsaklardan ve toplumdan izole etmeye çalışmakta. Ancak kadınların devam eden protestoları, siyasi kararlılıkları ve cezaevi koşulları hakkında yaptıkları açıklamalar, bu stratejinin her zaman amaçlanan sonucu vermediğini göstermektedir. Tehditlere, sürgüne ve sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmaya karşı gösterdikleri direniş, kendilerine yönelik baskının yoğunlaştırılmasının başlıca nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Sevk ve sürgünler destek ağını hedef alıyor
Bir tutsağı ailesinden uzak bir yere sürgün etme, çok katmanlı cezalandırmanın bir başka biçimi olarak İran’da uygulanıyor. Bu uygulama, tutsağı, yakın çevresinin desteğinden mahrum bırakıyor ve her ziyaret için yakınlarını ağır maddi ve fiziksel yük altına sokuyor. Bu tür sevk ve sürgünler sadece tutsağı değil, aynı zamanda onun destek ağını da hedef alırken, hukuki takibi ve kamuoyunun denetimini de zorlaştırmaktadır.
Siyasi ve cinsiyete dayalı baskı modeli
İran’daki cezaevlerinde yaşananlar, birbirinden bağımsız ihlallerin bir yığını olarak okunmamalıdır. Bu durum, daha geniş kapsamlı bir siyasi ve cinsiyete dayalı baskı modelini yansıtmaktadır. Bir kadın siyasi tutsak, hem yetkililere karşı çıkması hem de egemen yapının kadınlara dayattığı itaatkar ve sessiz rolünü reddetmesi nedeniyle cezalandırılabiliyor. PMOI’yi desteklemekle suçlanan kadınların durumunda ise bu baskı, yetkililerin örgütlenmeden, istikrarlı bir siyasi kimlikten ve kolektif direnişten duyduğu korku nedeniyle daha da şiddetlenmekte.
Tutsak ailelerini talepleri
Bu kadınların isimlerini, gözaltı koşullarını ve sağlık durumlarını halka duyurmak, onları korumak için en önemli yollardan biridir. Tutsak yakınları, tedaviye derhal erişim, cezai sevk ve sürgünlerin ve toplu cezalandırmanın sona erdirilmesi ile kadın cezaevlerinin bağımsız denetiminin, acil insani talepler olduğuna dikkat çekerek; siyasi tutsakların seslerinin cezaevi duvarlarının ötesine ulaşmasını istemektedir.







