'Demokratik entegrasyon için yasal adımlar atılmalı'

  • 09:02 22 Şubat 2026
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İSTANBUL- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sürece dair son açıklamalarını değerlendiren DEM Parti MYK üyesi İlknur Erol, ikinci aşamaya geçildiğini belirterek, Meclisi'nde demokratik entegrasyon ve yeni yaşama geçiş için siyasi ve yasal adımları hızlandırması gerektiğini söyledi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 16 Şubat'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basına yansıyan mesajlarda, Abdullah Öcalan’ın süreci “entegrasyona giriş toplantısı” olarak tanımladığı ve “birinci aşamanın bitip ikinci aşamaya geçildiği" açıklandı. 
 
DEM Parti MYK Üyesi İlknur Erol Abdullah Öcalan'ın son yayınlanan mesajları ve iktidarın atması gereken adımları değerlendirdi. 
 
İkinci aşamanın artık devlet ve iktidar tarafından da ciddiyetle teyit edilmesi, yasal düzenlemelerin hızla yapılması ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini dile getiren İlknur Erol, sürecin sadece deklarasyon düzeyinde kalamayacağını, cezaevlerindeki tutsakların durumu, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi ve demokratik siyaset araçlarının genişletilmesi gibi somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. İlknur Erol bu “ikinci aşama”nın, toplumsal barış ve demokratik entegrasyon için yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti.
 
İkinci aşama
 
İmralı görüşmesinin verimli ilerlediğine, sürecin planlı ve karşılıklı iradeye dayalı biçimde yürütülmesinin önemine dikkat çeken İlknur Erol, görüşmede ortaya konulan çerçevenin karşılıklı uyumla sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. İmralı görüşmesinde ifade edilen “Bütün koşulların iktidar ve devlet açısından da benzer bir biçimde uyumla ilerletilmesi ve bir takvime bağlanması gerekir” ifadelerine dikkat çeken İlknur Erol, “Bu durum hem toplum hem de siyaset açısından daha güven verici bir zemin yaratacaktır. Süreç tarihsel ve siyasal zorluklar barındırıyor. Bölgenin ve müzakere edilen konunun tarihselliği ve zorluğu dikkate alındığında zaman zaman bir sarkaç gibi gidip gelmeler yaşanabilir. Buna rağmen gelinen aşama önemli. Meclis komisyonunun bir raporla süreci tamamlaması ve Sayın Öcalan’ın müzakerenin bu evresinin bittiğini ilan etmesi, özellikle 'ikinci aşamaya geçilmiştir' sözü kıymetli bir beyandır” diye belirtti. 
 
Siyasal adımlar 
 
Bu beyanın aynı cesaret ve özgüvenle devlet tarafından da teyit edilmesi gerektiğini kaydeden İlknur Erol, “İkinci aşamaya geçilmiştir sözünün, İmralı Adası’ndan çıktığı ciddiyetle devlet tarafından atılacak adımlarla karşılık bulması önemli bir başlangıç olacaktır. Bu söz yalnızca bir tespit değil, bu meseleyle ilgili herkese yeni döneme uygun adımlar atma çağrısıdır; bir davet ve bir başlama vuruşudur” dedi. İlknur Erol, ikinci aşamanın gerektirdiği somut siyasal adımların atılması gerektiğini vurguladı.
 
Yeni yaşama geçiş
 
Kamuoyunda kavramsal düzeyde yoğun biçimde tartışılan demokratik entegrasyon meselesinin artık teorik bir çerçevenin ötesine geçtiğini dile getiren İlknur Erol yeni aşamaya geçildiğini dile getirdi. Demokratik entegrasyonun nasıl, hangi araçlarla, hangi hukuki ve siyasal adımlarla ilerleyeceği sorularına somut yanıtlar üretilmesi gerektiğini vurgulayan İlknur Erol, “Bu müzakere sistemi dünya tecrübeleri açısından kısmen ters bir seyir izliyor; normalde sonda olacak bazı başlıklar başta konuşuluyor ve süreç özel bir model olarak ilerliyor. Bu nedenle ortaya çıkan yeni dönem siyasal yaratıcılığa, deneyime ve mücadele birikimine emanet. Hepimizin siyasi tecrübesine, yaratıcılığına ve mücadelenin sonuçlarına emanet edilmiş bir süreç başladı” diye konuştu.
 
Demokratik entegrasyon 
 
Demokratik entegrasyonu “Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına hukuk ve siyaset yoluyla demokratik biçimde eklemlenmesi ve bu kapıların açılması” olarak tanımlayan İlknur Erol, bunun aynı zamanda yeni bir toplumsal varoluş biçiminin inşası anlamına geldiğini söyledi. İlknur Erol “Hukuk kapısından içeri giren, demokratik ilke ve kurumlarla güvence altına alınmış bir yeniden var oluş, zorlu ama tarihsel bir adımdır. Meclis komisyon raporunun ilan edilmesi bu bakımdan önemli. Raporda tavsiye niteliğinde olsa da hem iktidar hem muhalefet siyasetine görev yükleyen düzenlemelere yer verilmiş. Çeşitli zeminlerin kurulması, taslakların ortaya çıkarılması ve barışa, demokratik topluma gidişin toplumun en geniş kesimleriyle açık bir dille paylaşılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu sürecin yalnızca siyasal aktörler arasında değil, toplumla birlikte mutabakat aranarak ilerletilmesi gerektiğini vurgulayan İlknur Erol, demokratik entegrasyon vurgusunun yeni aşamanın temel ekseni olduğunu dile getirdi.
 
Yasal adımlar 
 
Bugüne kadar yürütülen tartışmalarda kavramsal uyumsuzlukların bulunduğuna dikkat çeken İlknur Erol, devletin meseleyi ısrarla “Terörsüz Türkiye” çerçevesinde ele almasının ikinci aşamayı taşıyamayacağını söyledi. İlknur Erol, “Bu bir Kürt sorunudur ve demokratik çözümü ülkenin demokratikleşmesidir. Kürtlerin hak ve özgürlüklerinin hukuk güvencesine alınacağı bir yeniden bütünleşme sürecine girildi. Kısa vadeli, faydacı siyasal hesaplarla bu tarihsel mesele çözülemez. Türkiye Kürt’ü ile barışmalıdır” ifadelerini kullandı.  İlknur Erol demokratik entegrasyonu ise yasakların kaldırıldığı ve yurttaşlığı özgürleştiren bir hukuk zemininin kurulması olarak tanımlayarak, komisyon raporundaki tavsiye niteliğindeki yasal adımların atılması gerektiğini dile getirdi.
 
Tarihsel eşik
 
İlknur Erol, Sayın Öcalan’ın sürecin başından bu yana çatışmalı tarihsel dönemi “Barışa evrilmesi gereken önemli bir son şans” olarak tanımladığını hatırlattı. Öcalan’ın, içinde ana özne olarak yer aldığı bu sürecin barışa dönüşmesi için görüş ve önerilerini planlı bir çerçevede hem kamuoyuyla hem de devletle paylaştığını belirten Erol, bunun sıradan bir değerlendirme değil, tarihsel bir eşik tespiti olduğunu vurguladı.
 
Rasyonalist çözüm 
 
Son görüşmede özellikle “rasyonalite” kavramının öne çıktığını söyleyen İlknur Erol, çözümün yalnızca tarafların pozisyonlarına göre değil, bölgesel konjonktüre ve toplumsal dinamiklere uygun biçimde ele alınması gerektiğini ifade etti. İlknur Erol, “Çözümün rasyonalitesi vurgusu, şiddetsizliği ve demokratik siyaseti esas alan bir yönteme işaret ediyor. İkinci aşamaya geçiş ilanı bu çerçevede okunması gerekiyor” şeklinde ifade etti.
 
Zihinsel dönüşüm
 
Devletin tarihsel olarak Kürt meselesini güvenlik ve “terör” başlıkları içinde ele alan yaklaşımının artık aşılması gerektiğini belirten İlknur Erol “Kürt sorunu bu beton güvenlik dilinden çıkarılmalıdır. İtiraz ve isyanlar yalnızca terör konsepti içinde değerlendirilemez. Terör ve güvenlik çerçevesi çözüm sürecinde değişmez bir üst başlık olarak kalması demokratik bir gelecek perspektifiyle uyumlu değildir. Barış ve demokratik toplum hedefine ancak bu zihinsel dönüşümle ulaşılabilir” şeklinde ifade etti.
 
‘Kutuplaşma bitmeli’
 
İlknur Erol, çatışmalı sürecin en belirgin semptomlarından birinin kutuplaştırma siyaseti olduğunu belirterek, geçmişte siyasal araçlar eliyle beslenen “nefret, inkâr ve imha” dilinin artık aşılması gereken bir zihniyet dünyası olduğuna işaret etti. Bu evrenin aynı zamanda ideolojik bir mücadeleyi zorunlu kıldığını vurgulayan İlknur Erol, “Toplumsal dönüşüm için yeni düşünsel üretimlere ihtiyaç var. Bu tek başına bir partinin ya da bir Kürt kurumunun yapabileceği bir iş değildir. Topyekûn bir dönüşüm seferberliğine ihtiyaç var” şeklinde belirtti.
 
Demokratik siyaset
 
Abdullah Öcalan’ın ikinci aşama için yaptığı “demokratik siyaset” vurgusunun altını çizen İlknur Erol, bu kavramın yalnızca siyasi partilerle sınırlı yorumlanamayacağını belirtti. Demokrasi rejiminin, toplumun tüm kurumsal yapılarının demokratik işleyişi üzerine kurulu olduğunu ifade eden İlknur Erol, “Sivil toplum, emek örgütleri, kadın hareketi ve diğer toplumsal yapıların aktif özne olması gerekiyor. Demokratik siyaset bir tek partilerden ibaret değildir. Yeniden kuruluş sürecinde toplumun örgütlü ve bilinçli katılımı esastır” diye aktardı. 
 
'Süreç topluma anlatılmalı'
 
Sürecin özünün farklı toplumsal öznelerin demokratik bir gelecek hedefi etrafında yan yana gelmesi ve mücadeleyi yükseltmesi olduğunu ifade eden İlknur Erol, bu yaklaşımın, toplumu edilgen bir izleyici olmaktan çıkarıp aktif kurucu özne haline getirmeyi amaçladığını belirtti. İlknur Erol, “Meclis zemininde gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması, bunların şeffaf biçimde toplumla paylaşılması ve gecikmeden uygulamaya konulması gerekir. Demokratik entegrasyon ve barış sürecinin başarıya ulaşması, ancak bu geniş toplumsal katılım ve zihinsel dönüşümle mümkün olacak” dedi.
 
‘Dönüşüm kaçınılmaz'
 
Demokratik siyaset alanını dar bir çerçevede değerlendirmenin artık sürdürülemez olduğunu dile getiren İlknur Erol bugüne kadar mücadeleyi taşıyan formun genişletilmesi gerektiğini söyledi. “Müzik değiştiyse dans değişecektir” sözünü hatırlatan İlknur Erol, ritmin değiştiği bir dönemde siyaset tarzının, kadro yapısının, örgütlenme araçlarının ve eylem hattının da dönüşmek zorunda olduğunu ifade etti. İlknur Erol, “Bu dönüşümün kolay değil, ancak ağır bir tarihsel sorunun çözümüne girildiğinde kimse durduğu yerde kalamaz. DEM Parti’nin varlık nedenlerinden biri olan Kürt sorununun demokratik çözümü başlığı yeni aşamada daha da merkezi hale geldi. Tüm örgüt ve mekanizmalarıyla yeni döneme uygun siyaset üretmeye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
 
Hukuki zemin
 
İlknur Erol, entegrasyon aşamasına geçişin iktidar bloku ve devlet tarafından da açık biçimde teyit edilmesi gerektiğini ifade etti. Sayın Öcalan’ın dile getirdiği ikinci aşamanın, sembolik değil somut göstergelerle desteklenmesi gerektiğini belirten İlknur Erol, hukukun “geçici bir istifade alanı” gibi ele alınmaması çağrısında bulundu. Kısa vadeli fayda hesaplarıyla hareket etmenin bu aşamada terk edilmesi gerektiğini söyleyen İlknur Erol, müzakerenin dinamik ve hızlı bir zemine taşınmasının şart olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, ana muhatap olan Öcalan’ın fikirlerinin daha açık ve şeffaf biçimde topluma ulaşmasının, görüşme mekanizmasının keyfiliğe bağlı olmaktan çıkarılmasının önemine işaret etti. “Muhataplık kabul edildiyse bunun gereği yerine getirilmelidir” dedi.
 
Demokratik katılım
 
Öcalan’ın örgütüne kongre çağrısı yaptığını, örgütün de bu çağrıya uyarak silah bırakma ve kendini feshetme kararı aldığını hatırlatan İlknur Erol, artık “münfesih bir örgüt” gerçeğiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi. Bu durumda, örgüt unsurlarının demokratik hayata katılımının yasal zeminlerinin kurulması gerektiğini belirtti. Meclis’in ve siyasi partilerin sorumluluğuna işaret eden İlknur Erol, raporda tavsiye edilen yasal düzenlemelerin —ceza mevzuatındaki değişiklikler, ilgili kanunlarda revizyonlar, yurttaşlık tartışmasının demokratik içerikle ele alınması— gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Anayasal vatandaşlık yerine “özgür yurttaşlık” kavramının tartışmaya açılmasının da bu yeni dönemin ruhuna işaret ettiğini söyledi.
 
'Değişim kolay olmayacak'
 
Yüzyıllık üstünlük fikri ve onlarca yıllık düşmanlaştırıcı dilin değişmesinin kolay olmadığını vurgulayan İlknur Erol, bunun uzun erimli bir ideolojik mücadele gerektirdiğini belirtti. Demokratik toplum inşasının, yalnızca bir parti faaliyeti olarak değil, geniş toplumsal kesimlerin katılımıyla yürütülecek kurucu bir siyasal faaliyet olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Son aşamada beklentilerinin net olduğunu ifade eden İlknur Erol, raporun önerdiği yasal zeminlerin hızla oluşturulması, Meclis’e sunulması ve yasalaştırılmasıyla birinci aşamanın güvenceye alınarak ikinci aşamaya geçişin ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi.
 
‘Güven inşa edilmeli’
 
Cezaevlerinde binlerce tutsağın süreci izlediğini hatırlatan İlknur Erol, PKK’nin fesih kararı ve “demokratik siyaset araçlarıyla yeni döneme katılım” beyanı sonrasındaki unsurlara ilişkin yasal ve kurumsal mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi. İlknur Erol “Bir dönemin defterini kapatacaksak buna uygun adımlar atılmalıdır. DEM Parti olarak Meclis zemininde üzerlerine düşeni yapacağız. Kayyım uygulamaları önceki dönemin en önemli baskı araçlarından biriydi. Seçilmiş iradenin güvenceye alındığı yasal düzenlemelerin yapılması ve kayyum rejiminin terk edilmesi temel beklentilerden biri” dedi.
 
‘Umut Hakkı’
 
Abdullah Öcalan’ın çalışma ve yaşam koşullarının genişletilmesi gerektiğini belirten İlknur Erol, “Umut Hakkı ilkesinin mutlaka devreye girmesi gerekir. AİHM kararları doğrultusunda içeride olmaması gereken siyasetçilerin ve tutsakların tahliyesinin ayrıca bir yasal düzenleme beklenmeksizin icra makamlarınca uygulanması gerekir. Bu tür adımlar iklimi değiştirecek ve öfke atmosferini somut ilerleme duygusuna çevirecektir” diye aktardı. 
 
Hedef: Demokratik cumhuriyet 
 
Sürecin zorlu ve inişli çıkışlı olduğunu vurgulayan İlknur Erol, barış ve demokratik toplum hedefinden geri adım olmadığını belirtti. “Durduğumuz yer barışın tarafıdır” diyen İlknur Erol, “Talepler yalnızca sözle değil, örgütlü toplumsal mücadeleyle hayata geçirilebilir. Değişim kendiliğinden gelmeyecek” dedi. İlknur Erol, toplumu barış fikri etrafında örgütlenmeye, sürecin yeni aşamasını sahiplenmeye ve demokratik cumhuriyet hedefi doğrultusunda ortak mücadeleyi büyütmeye çağırdı.