Barışa katkı mı barışı sabote mi?
- 09:09 22 Şubat 2026
- Güncel
Öznur Değer
WAN- Aylardır beklenen komisyonun sürece dair nihai raporunun yayımlanması üzerine, bir yıllık süreçte savaş dilini barış diline evirmeyen ana akım medya, ismi resmi olarak “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olan raporu “Terörsüz Türkiye” raporu olarak servis ederek, barışı sabote etme eğilimini sürdürüyor.
Yüz yılı aşkın Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki ısrarın aşılmasında yıllar süren çok katmanlı mücadele etkisinin sonuç vermeye başladığı demlerde, barışa belki de en yakın olduğumuz bir dönemecin eşiğinden geçiyoruz Orta Doğu halkları olarak. Kimimizin çocukluğunu, kimimizin gençliğini ve kimimizin ise yaşamının bir bütününü kapsayan savaş ve inkar gerçekliği karşısında “demokrasi” temalı yeni bir yolun ışık huzmeleri adeta görünmeye başladı.
Yıllarca kan ile gözyaşı ile sulanan ama direniş ve mücadele ile yeşeren Kürdistan toprakları belki de ilk defa baharın müjdeleyicisi olan ve aynı zamanda direnişin sembolü olan Newroz Bayramı’nı sadece bayram olarak kutlayacak. İşte bu da bizim elimizde. Peki ya biz kimiz?
Toplumun yapı taşını oluşturan bireyler olarak ve toplumlara perspektif kazandıran öncüler olarak biz. Bu “biz”in içinde en önemli rol ve misyon ise şüphesiz medyanın. Yani yine bizim…
27 Şubat deklarasyonu ile somutluk kazanan süreç, şu an en kritik eşikten geçiyor. Bir yıldır beklenen nihai rapor, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” tarafından Meclis’e sunuldu. 18 Şubat tarihli “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu” başlığıyla Meclisin resmi sayfasından yayımlanan 110 sayfalık rapor 7 temel başlıktan oluşuyor. Rapor, “Komisyon Çalışmaları”, “Komisyonun Temel Hedefleri”, “Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku”, “Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları”, “PKK’nin Kendini Feshetmesi ve Silah Bırakması”, “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerisi”, “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” olmak üzere 7 temel başlık ve birçok alt başlıktan oluştu.
Peki medya komisyon raporunu nasıl gördü ve yorumladı?
“Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır.” Raporun ilk sayfalarında yer alan bu cümle esasında raporun ve komisyonun temel amacını özetlerken, metnin başlıklarını manipüle eden ana akım medya, “terör” söylemleri ile kitleler üzerinde olumsuz etki yaratmaya çalışarak, sürecin barış ve demokratik bir toplum hakikati ile sonuçlanmasını zedeliyor.
Komisyon raporunun kabul edilmesinin ardından kimi haber siteleri haberi olduğu gibi aktarırken, ana akım medya ise algı yaratma alışkanlığını sürdürdü.
Komisyon raporunun tamamlanması sonrasında yayınlanan haber başlıkları şu şekilde:
T 24: Süreç komisyonunda ortak rapor kabul edildi: Bugün terör meselesinde, toplumsal barışta tarihi bir dönemden geçiyoruz!
İndependent Türkçe: Süreç Komisyonu raporu oy çokluğuyla kabul edildi... Kurtulmuş: Tarihi bir dönemden geçiyoruz
BBC: Komisyonda kabul edilen raporda neler var?
Hürriyet gazetesi: Terörsüz Türkiye raporu kabul edildi… TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Terör meselesinde tarihi süreçteyiz
Bianet: Çözüm komisyonunun ortak raporunun tamamı
Evrensel gazetesi: ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ raporu erişime açıldı
AA: Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor oy çokluğuyla kabul edildi
Sabah gazetesi: Terörsüz Türkiye Raporu yayımlandı
DW: Süreç Komisyonu raporu: “Umut hakkı” nasıl yer alıyor?
DHA: ‘Terörsüz Türkiye’ komisyonu raporu kamuoyu ile paylaşıldı
Milliyet gazetesi: Son dakika… Terörsüz Türkiye raporu komisyon tarafından kabul edildi
CNN Türk: Son dakika… Terörsüz Türkiye raporu tamamlandı! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Rapor af mahiyetinde değildir
Yeni Yaşam gazetesi: Komisyon raporunun 7 ana başlığı açıklandı
Sabah, Hürriyet, Milliyet, CNN Türk, DHA gibi ana akım medya kuruluşları ilk haberi “terör” başlığıyla servis ederek, barış gazeteciliğine katkı sunmanın aksine, toplumsal barışı ve halkların birlikte ortak yaşamını zedeleyen kavramlar kullanmayı tercih etmeye ve barış umudunu zedelemeye devam ediyor.







