Avukat Suzan Akipa: Umut hakkı pazarlık konusu olamaz

  • 21:12 16 Şubat 2026
  • Güncel
 
OSMANİYE – Osmaniye'de halk buluşmasında konuşan Avukat Suzan Akipa, Abdullah Öcalan için "umut hakkı"nın evrensel ve vazgeçilmez bir hak olduğunu vurguladı.
 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Osmaniye İl Örgütü, “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” kapsamında bir düğün salonunda halk buluşması gerçekleştirdi. Buluşmaya Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından  avukatı Suzan Akipa ile DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Latif Çetin ve çok sayıda yurttaş katıldı.Buluşmada konuşan Avukat Suzan Akipa, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarında yürüttüğü sürecin, avukat görüşmeleri ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ndeki rolünün, sürecin başarıya ulaşması açısından kritik bir eşik olduğunu söyledi.
 
 
'Büyük bir direnç ve iradeyle yönetiyor'
 
Abdullah Öcalan’ın 27 yıldır ağır tecrit koşullarında tutulmasına rağmen güçlü bir politik ve toplumsal irade ortaya koyduğunu belirten Suzen Akipa, uzun yıllar İmralı Adası’ndan neredeyse hiçbir bilgi alınamadığını, ancak Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle birlikte tecridin kısmen kırıldığını ifade etti. Suzan Akipa, son dönemde ayda ortalama bir kez olmak üzere Abdullah Öcalan’ın ailesi ile birlikte yanında bulunan tutsakların ailelerinin İmralı’ya gidiş gelişlerinin gerçekleştiğini aktardı. Asrın Hukuk Bürosu avukatları olarak 15 Eylül ve 13 Ekim 2025 tarihlerinde iki kez İmralı Adası’na giderek avukat görüşmesi yaptıklarını kaydeden Suzan Akipa, bu görüşmelerin uzun süredir engellenen avukat temasları açısından önemli bir gelişme olduğunu vurguladı. Görüşmelerde  Abdullah Öcalan’ın tek kişilik, mutlak denetim altında tutulan koşullarda bulunduğunu aktaran Suzan Akipa, buna rağmen kendisinin son derece dinamik, kararlı ve güçlü olduğunun bizzat gözlemlendiğini söyledi. Suzan Akipa, Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarına rağmen süreci büyük bir direnç ve iradeyle yönettiğini, müzakerenin güçlü bir tarafı olduğunu ifade ettiğini belirtti.
 
'Umut hakkı pazarlık yapılamaz bir haktır'
 
Abdullah Öcalan’ın görüşmelerde Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair “ilk günkü kadar heyecanlı, coşkulu ve kararlı” olduğunu söylediğini aktaran Suzan Akipa, “Hatta bu konuda muhataplarından daha yüksek bir motivasyona sahip olduğunu ifade etti” dedi. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin bir tarafının Abdullah Öcalan olduğunu vurgulayan Suzan Akipa, sürecin sağlıklı ve başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlük koşullarında müzakere masasında yer alması gerektiğini, bunun yalnızca müzakere ve diyalog hukukunun değil, aynı zamanda “umut hakkı” kararlarının da bir gereği olduğuna işaret etti. "Umut hakkı"nın evrensel insan hakları kapsamında vazgeçilemez, devredilemez ve pazarlık konusu yapılamaz bir hak olduğunun altını çizen Suzan Akipa, “Bizler avukatları ve halk olarak, bu süreçten bağımsız şekilde umut hakkını savunmaya devam ediyoruz. Sürecin başarıya ulaşmasının en önemli koşullarından biri, umut hakkının uygulanması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasıdır” dedi.
 
'Taleplerimizi hayata geçirebileceğimiz bir sistem istiyoruz'
 
Son olarak ise konuşan DEM Parti MYK Üyesi Latif Çetin, yürütülen mücadelenin yalnızca teknik ya da teknolojik bir hizmet talebi olmadığını belirterek, Kürt halkının temel meselesinin kendi geleceği hakkında söz ve karar sahibi olacağı bir sistem olduğunu söyledi. Latif Çetin, “Bizim çok ciddi bir sorunumuz var ve bu soruna çözüm istiyoruz. Görüşlerimizi paylaşmak, taleplerimizi ifade etmek istiyoruz. Teknik imkânlarınızla, iyi niyetinizle; kendimiz hakkında söz ve karar sahibi olabileceğimiz, taleplerimizi hayata geçirebileceğimiz bir sistem istiyoruz. Sizin de mücadelenizin bu yönde olmasını bekliyoruz” dedi.
 
'Bu süreç kolay olmayacak'
 
Bu sürecin kolay olmayacağını vurgulayan Latif Çetin, taleplerin kısa sürede kabul edilmeyeceğinin farkında olduklarını belirterek, “Büyük zorluklarla kabul ettirilen şeyler var. Ama biz inanıyoruz ki bu da kabul ettirilecek” ifadelerini kullandı. İmralı’daki tecride dikkat çeken Çetin, zindanlardaki tutuklular, dağdaki güçler ve halkın her yerde birleşmesinin zorunlu olduğunu dile getirerek, direnişin henüz başında olunduğunu ve bu süreçte herkesin üzerine düşen sorumluluklar bulunduğunu söyledi.
 
'Biz Kürdistan'da yaşıyoruz'
 
“Var mıyız yok muyuz? Söyleminden kendimizi kabul ettirdik artık Kürtlerin özgürleşeme zamanıdır" diyen Latif Çetin, "Biz Kürdistan’da yaşıyoruz zaten. Asıl soru Kürdistan’da nasıl yaşayacağız?” dedi. Kürt halkının önünde iki temel tercih bulunduğunu ifade eden Latif Çetin, bunlardan birinin bağımsız devlet seçeneği olduğunu, ancak bu tercihin sonuçlarının da bilindiğini söyledi. Asıl tercih ettikleri yolun ise devlet dışı, özgür ve demokratik bir sistem olduğunu vurgulayan Latif  Çetin, “Kendi kimliğimizle, kendi kültürümüzle, halkların birlikte yaşayabileceği bir sistem istiyoruz. Bizim tercihimiz budur” diye konuştu.Kürdistan’ın varlığının tartışma konusu olmadığını ifade eden Latif Çetin, bu coğrafyanın tüm halkların eşit ve ortak yaşayabileceği bir sistemle anlam kazanacağını belirtti. Türkiye’de ve farklı coğrafyalarda ortaya çıkacak sistemlerin de bu anlayışla şekillenmesi gerektiğini söyleyen Latif Çetin, Rojava’da ortaya çıkan pratiğin buna örnek olduğunu ifade etti. Latif Çetin, “Önemli olan Kürtlerin kimliklerini, kültürlerini ve iradelerini özgürce yaşayabilecekleri bir sistemin kurulmasıdır. Bizim mücadelemiz tam olarak budur” dedi.
 
Buluşma soru ve cevap bölümü ile sürdü.