Halide Türkoğlu: Depremde kaybedilen çocukların akıbeti açıklanmalı

  • 11:08 5 Şubat 2026
  • Güncel
AMED - DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, gündeme dair yaptığı açıklamada 6 Şubat depremi ve Epstein belgelerine dikkat çekerek, "Deprem zamanı kaybolan çocukların akıbetini aydınlatmayan iktidarın, kurumlarının sessizliğini kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Amed il binasında gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.
 
6 Şubat depremleri
 
6 Şubat depremlerine dikkat çeken Halide Türkoğlu, “Depremin bir felakete dönüşmesinde bu ülkeyi yönetenlerin sorumluluğunu unutmayacağız. Deprem bölgelerinde çocukların, kadınların hala elektriksiz, susuz ve barınma sorunun devam ettiği bir 3 yılı geride bıraktığımız gerçeğine rağmen, bu sorunları çözmek istemeyen iktidarın rantçı aklından vazgeçmediği de ortadadır. Depremle birlikte derinleşen yoksulluğun, eşitsizliğin kadınların ve çocukların her türlü hakkının görünmez kılındığı bu düzene karşı, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek zorundayız. Yıkılan binalarla 55 bine yakın insanın katledildiği gerçeği ile cezasızlık politikalarının gerçekliği bir utançtır. İnsanlığa karşı bir utançtır ki bu utanç bu iktidarın yargısında yok! Deprem zamanı kaybolan çocukların akıbetini aydınlatmayan iktidarın, kurumlarının sessizliğini kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi.
 
Epstein belgeleri
 
Halide Türkoğlu, Epstein belgelerine değinerek,“Bugün Epstein davası ve belgeleriyle tekrar gündeme gelen, kaybolan çocukların akıbeti insan ticareti ve çocuk istismarı, fuhuş ağı içinde devletleri yönetenlerin, siyasetçilerin, bilim insanlarının, sanatçıların ve istihbaratçıların nasıl rol aldığını gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar kayıp çocuk verisi tutmayan iktidara, ‘kayıp çocuk yoktur’ diyerek bu işin içinden çıkamayacağını söylüyoruz. Devlet denetiminde olan yurtlardan ve çocuk yuvalarına kadar organizeli bir şekilde fuhuşa sürükleme, insan ticareti yokmuş gibi kimse davranamaz. Bana bir şey olmaz diyen zihniyetin arkasındaki güç tam da Epstein belgelerinde kendini kanıtlamıştır. Bu kirli yozlaşmış düzeniniz batsın! Bu çürümüş yozlaşmış zihniyet bugün Orta Doğu’yu savaş coğrafyasına çevirerek, sistemlerini ayakta tutmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
Afganistan ve Suriye 
 
Afganistan’daki mevcut yeni rejimin kadınlara savaş açan bir yerde durduğunu aktaran Halide Türkoğlu, “Kapitalist erkek egemen iktidarların jeopolitik çıkarları, arayışları, yeni enerji hatlarına ulaşma istekleri ve bunlar üzerinden kurdukları kirli ittifaklar aynı zamanda kadın düşmanı ittifaklardır. Özellikle Orta Doğu’yu bu çıkarlar üzerinden dizayn etme girişimleri erkek egemen ulus devlet anlayışıyla kadına yönelik şiddet, katliam ve baskıyı körükleme üzerinden şekillenmektedir. Nitekim Afganistan’dan, Suriye’ye bu güçlerin desteğiyle iktidara gelen rejimlerin kadınlara karşı işlediği suçlar tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştirilmektedir. Nasıl bir Orta Doğu yaratmak istediklerinin resmi bugün Afganistan’da Taliban rejimi ile ortaya konulmuştur.  Afganistan’da Taliban rejiminin yayınladığı yeni yargı yönetmeliği, aynı zamanda kadınlara savaş açan bir yönetmelik olmuştur. Kız çocuklarının okula gitmeleri yasaklanmıştır. Afganistan’da kadına yönelik şiddetin suç sayılmayacağı bir düzen yasallaştırılmıştır. Köleliğin yasallaştığı bu düzene karşı ‘Afganistanlı Kadınlar Yalnız Değildir’ diyerek dayanışmamızı büyüteceğiz. Ne Afganistan’da ne de başka bir yerde bu kölelik düzenine karşı sessiz kalmayacağız. Tüm dünya kadın örgütlerini ve hak örgütlerini faşist Taliban rejimine karşı Afganistanlı kadınlarla dayanışmaya çağırıyoruz” dedi.
 
‘Jın Jiyan AzadÎ'nin gücü
 
Halide Türkoğlu, Taliban ve Molla rejiminin Jin Jiyan Azadî felsefesi karşısında yenileceğini söyleyerek, “İyi bilinsinki; Taliban rejimi de, Molla rejimi de Jin Jiyan Azadî felsefemiz karşısında yenilecektir. Bugün her türlü zulme, işkenceye, katliama rağmen yoksulluğa, işsizliğe ve sömürüye karşı İran’da sokaklara çıkan milyonlarca insana öncülük eden bu felsefedir. Jin Jiyan Azadî felsefesi etrafında kenetlenen kadınların inancı ile bu eylemler başarıya ulaşacaktır. İran’da ezilen halkların, kadınların sokaklara taşan ve dinmeyen öfkesi zulme karşıdır, eşitsizliğe karşıdır. Molla rejimi bir kez daha tarafını demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana değil, protestoları sindirmek için kadın düşmanı, faşist uygulamalardan yana koymuştur. İnsanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansının yayınladığı verilere göre; 20 binin üzerinde insan bu protestolarda katledilmiştir. Protestolarda gözaltına alınan en az 150 kadın cezaevlerinde işkence ile açlıkla sindirilmek isteniyor. Tutsakların içme suyu dahi kısıtlanıyor. Tüm bu uygulamaların ve şiddetin artmasının temelinde Jin Jiyan Azadî felsefesinden duydukları korku vardır. İyi bilinsin ki İran’dan yükselen Jin Jiyan Azadî isyanı bizlerin de isyanıdır. Özgür ve eşit yaşam talebiyle mücadeleyi büyüten kadınların isyanıdır.  Baskıcı, otoriter rejim bu isyan karşısında daha fazla kalamaz İranlı halklar ve kadınların mücadelesi kazanacaktır. Açık çağrımızdır; İran’da rejimin yapması gereken demokratikleşmek ve kadınların haklarını iade etmektir. Aksi her durum kaosu beslemekten öteye geçmeyecektir. Bu topraklarda kaos yaratarak kadınların haklarının, kazanımlarının hedef alınmasına geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
Suriye’de yeni model
 
Suriye’de tekçi, cinsiyetçi ve mezhepçi bir model oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Halide Türkoğlu, “Bundan 13 yıl önce IŞİD çetelerinin saldırılarına karşı topraklarını savunarak Rojava Kadın Devrimini gerçekleştiren ve tüm dünya kadınlarına armağan eden Kuzey ve Doğu Suriye modelini sonuna kadar savunacağız. Afganistan’da, İran’da beslenen kadın düşmanlığı Suriye’de de devrededir. Baas rejiminin devrilmesiyle birlikte emperyal güçler tarafından yönetime getirilen HTŞ ve bağlı çeteler eliyle Suriye’de kendi istedikleri, tekçi, cinsiyetçi bir ulus devlet yaratılmak istendi.  Suriye’nin dokusunu, demografisini ve çok kimlikli yapısını tekçilik üzerinden şekillendirmek için Lazkiye’de, Tarsus’ta, Suveyda’da Alevi ve Dürzi halklara, kadınlara yönelik katliamlar gerçekleştirildi.  Kadınlara burka dağıtılması, hilafet çağrılarının yapılması, özerk yönetimin halkların güvenliği için geri çekildiği yerlerde IŞİD bayrağının dalgalandırılması, genelgelerle kadınların hangi saatlerde nasıl giyinecek ve makyaj yapacaklarına kadar fütursuzca saldırıların gerçekleştirilmesi, Suriye’de nasıl tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi bir model oluşturulmak istendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir” diye belirtti.  
 
Kürt kadınları hedefte
 
Halide Türkoğlu, Suriye’de gerçekleştirilen saldırılara karşı ses yükselten kadınların yargılanmasının ülkenin utancı olduğunu vurgulayarak, “6 Ocak’ta iki Kürt mahallesine yönelik gerçekleştirilen saldırılarla başlayan Rojava Kadın Devrimini boğma girişimi günlerce sürmüştür. Bu süre içerisinde IŞİD çeteleri eliyle kadınlara, kadın bedenine yönelik ağır suçlar işlenmiştir. Direnişçi kadınların bedenleri binalardan atılırken, saç örükleri kesilerek kamuoyuna servis edilmiştir. Çeteler eliyle kadınlara, kadın bedenine işkence edilirken, kadınları katledip saçlarını kestikleri görüntüler kamuoyuna servis edilirken tek bir ses çıkarmayan iktidar ve kurumları; söz konusu katliamı protesto eden kadınları gözaltılarla, işten çıkarmalarla susturmak, sindirmek istiyor. Kocaeli’nde sağlık emekçisi İkra Avcı’nın dayanışma için saçlarını örerek çektiği videoyu Jin Jiyan Azadî şarkısıyla paylaşması bu ülkede suç unsuru olarak görülmüştür. Kars’ta 2 kadın aynı gerekçe ile evlerine baskın yapılıp gözaltına alınıyor. Ben buradan açık bir şekilde söylüyorum. Suriye’de Kürt kadınlara yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı ses yükselten kadınların yargılanması bu ülkenin utancıdır. Kadına yönelik şiddet ve katliamlara yaklaşımdır” dedi.
 
Savaş suçları
 
Jin Jiyan Azadî pankartlarından kaynaklı Belediye eşbaşkanlarının gözaltına alındığını hatırlatan Halide Türkoğlu, “Bakın bir diğer utanç verici olay aynı dayanışmayı göstererek belediye binalarına saç örükleri görseli asılan Jin Jiyan Azadî pankartlarından kaynaklı Malazgirt Belediye eş başkanlarımızın gözaltına alınmasıdır. Belediye binalarımız korsanca basılıp pankartlar indiriliyor. Bu iktidar şu soruların cevabını vermek zorundadır. Suriye’de çeteler eliyle kadınların katledilmesi suç değil midir? İşkence edilen kadın bedeninin binalardan atılması savaş suçu değil midir? Kadınların saçlarının kesilmesi ve bunun kamuoyuna servis edilmesi kadın düşmanlığı değil midir?  Bedenleri binadan atılan kadınlar, saçları kesilerek servis edilen kadınlar dün 10 Ekim katliamını, Suruç katliamını, Antep katliamını gerçekleştirerek bu ülkeyi karanlığa sürüklemek isteyen çetelere karşı direnen kadınlardır” ifadelerini kullandı.
 
Kürtlerin kesintisiz direnişi
 
Halide Türkoğlu, Kadınlar öncülüğünde yükselen tepkiler ve protestoların saldırıların önüne geçtiğini belirterek, “Gelinen aşamada dünyanın dört bir tarafından özellikle kadınlar öncülüğünde yükselen tepkiler, protestolar saldırıların önüne geçmiştir.  Bu saldırıları durduran, başta Kürtler olmak üzere dünya halklarının mücadelesidir, Rojava’yı savunmadaki birliğidir. Kadın örgütlerinin, platformlarının, barış inisiyatiflerinin Rojava Kadın Devrimini savunmak için sınırlara yürüyerek ortaya koyduğu iradedir” diye kaydetti.
 
‘Mürşitpınar sınır kapısı derhal açılmalı’
 
Kobanê için hazırlanan yardım tırlarının Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçişinin engellenmesinin kabul edilebilir bir şey olmadığını ifade eden Halide Türkoğlu, Bu irade bugün de günlerdir kuşatma altında olan Kobani için ses yükseltiyor. Kuşatmanın kaldırılması, insani yardım koridorunun açılması için bizler bir kez daha yetkililere sesleniyoruz. Mürşitpınar sınır kapısı derhal açılmalıdır. Yardım tırları Kobani’ye ulaştırılmalıdır. Burada yaşanan insanlık suçuna karşı sessiz kalmayacağız. İyi bilinsin ki; bizler için Kobanê’nin ablukaya alınması sadece insanların yaşam hakkını ablukaya almak değildir. IŞİD’in bu kentte yenilmesinin intikamıdır bu abluka. Bu ablukayı yıkacak olan da bizlerin Rojava Devrimine, Kobani direnişine olan inancımız ve mücadelemiz olacaktır” diye aktardı.  
 
Kadınların barış ısrarı
 
Halide Türkoğlu, atılacak her adımın bölgede onurlu barışın önünü açmak üzerinden olması gerektiğinin altını çizerek, “Bugün yaşadığımız coğrafyada Sayın Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum süreci etrafında kenetlenen kadınların iradesi bunun göstergesidir. Bizler çağrının gereği olarak bulunduğumuz her yerde onurlu barıştaki ısrarımızı yineliyor ve bunun mücadelesini yürütüyoruz. Önemli eşiklerin aşıldığı çağrı ile birlikte gelinen aşamada somut adımlar atılmalıdır. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalıdır. Atılacak her adım bu topraklarda onurlu barışın önünü açmak üzerinden olmalıdır. Kürt halkının, kadınların özgürlük ve eşitlik talebi üzerinden olmalıdır. Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, bu ülkede kadına yönelik şiddet ve katliamlarda ki artış savaş siyasetinden bağımsız değildir” ifadelerini kullandı.
 
Şüpheli kadın ölümleri 
 
Şüpheli kadın ölümlerinin olmadığına, aydınlatılmayan ve üzeri örtülmek istenen kadın katliamlarının olduğunu belirten Halide Türkoğlu, “Bakın yılın ilk ayında 16 kadın erkekler tarafından katledildi. 39 kadının ölümü şüpheli olarak kamuoyuna yansıdır. Bunlardan biri Diyarbakır’da 13 gün sonra cansız bedeni bir dere kenarında bulunan Nimet Kılıç’tır. Ben buradan bir kez daha şunun altını çizmek istiyorum. Şüpheli kadın ölümleri yoktur, aydınlatılmayan, üzeri örtülmek istenen kadın cinayetleri vardır. Nimet’in ölümünün tüm yönleriyle araştırılması ve gerçeklerin açığa çıkarılması için bu davanın takipçisi olacağız” dedi
 
‘Eşitlik ve özgürlük mücadelesi verenler hedefte'
 
Halide Türkoğlu, gözaltına alınan kadınlaın özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürüten kadınlar olduğunu dile getirerek, “Özellikle ülke barışının konuşulduğu, bunun mücadelesinin her alanda yürütüldüğü bir dönemde neredeyse her gün hak gasplarıyla karşı karşıyayız. Muhaliflere, gazetecilere, kadınlara yönelik baskılarla ve gözaltılarla karşı karşıyayız. Bileşen partimiz ESP’ye yönelik operasyonlarda Sosyalist Kadın Meclisleri Sözcüsü Tanya Kara ve üyeleri ve mücadele arkadaşlarımız şafak operasyonuyla gözaltına alınmıştır. 3 Şubat’tan beri gözaltın da tutulan yoldaşlarımız uydurma gerekçelerle, algı operasyonlarıyla hedef alınmıştır. Gözaltına alınan kadınlar özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürüten kadınlardır.  Bu ülkede rant talan siyasetine karşı doğasını savunan ekolojistlerdir. Hakikatin peşinden koşan özgür basın emekçileridir. Emek sömürüsüne karşı direnenlerdir. Bakın baskın yapılan kurumlardan biri olan Kaktüs Genç Kadın Derneğinde cinsiyetçi, tehdit içeren yazılamalar yaparak kadınlar tehdit edilmiştir. Bu yazılamaları yapan karanlık güçleri bizler çok iyi tanıyoruz ve uyarıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de bu tehditlerinize kadınlar boyun eğmedi, eğmeyecek. İktidarı uyarıyoruz. Örgütlü kadın mücadelemizin sindirilmesine yönelik gerçekleştirilen ve kumpasla düzenlenen gözaltılara derhal son verilmelidir. Mücadele arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır. Ben buradan sizler aracılığıyla gözaltında olan tüm kadın yoldaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletiyorum” diye aktardı. 
 
Migros Depo işçisi kadınların talepleri 
 
Halide Türkoğlu, Migros Depo işçilerine yönelik yapılan adaletsizliğie dikkat çekerek, “Bir diğer dayanışmayı büyüteceğimiz alanda elbette Migros Depo işçisi kadınların direnişidir. Hak ve emek sömürüsüne, tacize, mobinge maruz kalan kadın işçiler 12 gündür 10 ilde ve 12 depoda 7 bin işçinin direnişine öncülük ediyor. Bugün siyasi iktidar ve bağlı kurumlar işçilerin yaşadığı hak gasplarını önlemek yerine patronları koruyor. İşçiler kolluk tarafından ters kelepçe ile gözaltına alınıyor. Migros Depo İşçisi kadınların dayanışma çağrısına bizlerde buradan bir kez daha ses veriyoruz.  Evet, sefalet zammına karşı 12 gündür hak ve emek mücadelesine öncülük eden Migros Depo işçisi kadınların direnişini selamlıyor,talepleri taleplerimizdir diyoruz. İşçilerin yüzde 50 zam talebi yerine getirilmelidir. Keyfi uygulamalarla işten çıkarılan işçiler işe geri alınmalıdır. Banka promosyonları eksiksiz ve zamanında ödenmelidir. Sendikal haklar üzerindeki engellemeler derhal son bulmalıdır, diyerek dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Bizler nerede olursa olsun kadına yönelik şiddet, sömürü ve eşitsizliğin karşısında her zaman olduk ve olmaya devam edeceğiz. Yaşasın Kadın Dayanışması, Jin Jiyan Azadî” diye konuştu.