İmralı'da 4 gün süren görüşme: Neler konuşuldu?
- 15:04 21 Ekim 2026
- Siyaset
Melek Avcı
ANKARA - Ağustos ayında İmralı'da devletin üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyet ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan arasında yaklaşık 4 gün süren görüşmeler gerçekleştirildiği öğrenildi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürt Özgürlük Hareketi'nin fesih, silah yakma ve geri çekilme adımlarına rağmen devletin hukuki ve siyasi sorumluluklarını yerine getirmediğine dair tartışmalar sürüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın koşullarının iyileştirilmemesi ve hukuki statüsünün sağlanmaması, çerçeve yasanın uygulanabilmesi için Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının çıkmaması, komisyonların çalışmalarına başlamaması, siyasi tutsakların tahliye edilmemesi ve demokratikleşme adımlarının atılmaması gibi başlıklarda belirsizlik sürerken, ağustos ayında İmralı'da gerçekleştirilen kritik bir görüşmenin ayrıntılarına ulaştık.
Edinilen bilgilere göre, rutin ziyaretleri gerçekleştiren heyetin dışında devletin üst düzey yetkililerinin katıldığı ve yaklaşık 4 gün süren görüşmelerde, bugün hâlâ çözüm bekleyen birçok başlık ele alındı. Görüşmelerde önemli mutabakatlara varılmasına rağmen devletin bunları hayata geçirmemesi, sürecin neden yeniden durağan bir hâle geldiğine ilişkin yeni soru işaretlerini ortaya koydu.
Üst düzey temas
Edinilen bilgilere göre, ağustos ayında İmralı'da rutin DEM Parti İmralı Heyeti görüşmelerinden farklı olarak devletin üst düzey yetkililerinin katıldığı kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Yaklaşık 4 gün süren görüşmelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile devlet heyeti arasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin hukuki, siyasi ve toplumsal boyutları ayrıntılı biçimde tartışıldı.
Görüşmelerde hasta tutsakların tahliyesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları, siyasi tutsakların durumu, kayyım uygulamaları, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın tahliyeleri, gazetecilerin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşebilmesi ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gibi başlıklar ele alındı. Abdullah Öcalan'ın Barış ve Siyasallaşma Komisyonu'ndaki koordinatör rolü, hukuki statüsü, İmralı'daki çalışma ve iletişim koşulları da görüşmelerin önemli gündemleri arasında yer aldı.
Öneriler üzerinde mutabakat
Aktarılan bilgilere göre, söz konusu başlıklar yalnızca gündeme getirilmekle kalmadı, karşılıklı değerlendirmeler yapıldı, çözüm önerileri geliştirildi ve birçok konuda mutabakat sağlandı. Böylece silahsızlanmadan demokratik siyasete geçişin hukuki ve siyasi zemininin oluşturulmasına ilişkin kapsamlı bir görüşme yürütüldü.
Gazetecilerin İmralı ziyareti neden ertelendi?
Görüşmelerde varılan mutabakatın ilk somut sonuçlarından biri, gazetecilerin İmralı'ya giderek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile röportaj ve söyleşiler yapması olacaktı. Nitekim 5 Ağustos'ta AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, “Bundan sonraki süreçlerde rahatlıkla, belli bir disiplinle, belli kurallara tabi olarak İmralı'da akademisyen ziyaretleri, gazeteci ziyaretleri idari düzenlemeler çerçevesinde yapılabilir” demiş, aynı ay içerisinde hem DEM Partili yetkililer hem de iktidar sözcüleri çeşitli demeçlerinde bunu tekrarlamıştı. Ancak bu görüşmeler gerçekleşmedi. Devlet, gazetecilerin İmralı'ya gidişini ertelerken, görüşmelerde mutabakata varılan diğer başlıkların uygulanmasını da yeni koşullara bağladı.
Mutabakatın ardından: Metîna'dan çekilme
İmralı'daki görüşmelerin ardından devletin Kürt Özgürlük Hareketi'nden Metîna ve Türkiye sınırındaki belirli bölgelerden güçlerini çekmesini istediği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, devlet bu talebi, İmralı'da üzerinde mutabakata varılan hukuki ve siyasi düzenlemelerin hayata geçirilmesinin koşulu olarak masaya taşıdı. Bu gelişme üzerine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Kürt Özgürlük Hareketi'ne bir mektup gönderdiği daha önce basına yansımıştı. Abdullah Öcalan, kaleme aldığı mektupta, sürecin tıkanmaması ve müzakerelerin devam edebilmesi amacıyla Metîna'daki güçlerin geri çekilmesinin iyi niyet ve irade beyanı olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Kürt Özgürlük Hareketi de bu öneri doğrultusunda yeni çekilme kararını hayata geçirdi. Zap'ın ardından Metîna'daki çekilmenin de 8 Ekim itibarıyla tamamlandığı kamuoyuna duyuruldu. Ancak yeni çekilme adımlarına rağmen İmralı'da görüşülen hukuki ve siyasi düzenlemeler hâlâ hayata geçirilmiş değil.
Adım atmayan devletten yeni talep!
Birkaç gün önce basına yansıyan bilgilerde, Metîna'daki çekilmenin ardından Türkiye'nin bu kez de Xakurkê'yi boşaltma talebini masaya taşıdığı belirtilmişti. Böylece ağustos ayında gerçekleştirilen görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan başlıklar uygulanmadan, önce Metîna'dan çekilme istendi, şimdi de Kürt Özgürlük Hareketi'nden yeni bir adım daha bekleniyor.
İrade ortaya konuldu, adımların sınırına ulaşıldı!
Kürt Özgürlük Hareketi ise örgütsel fesih, silah bırakma ve geri çekilme kararlarıyla üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, bundan sonraki adımların devlet tarafından atılması gerektiğini ifade ediyor. Hareket, 30 kişilik bir grubun silahlarını yakmasının ardından Türkiye sınırları içerisindeki güçlerin çekilmesi ve Metîna'daki geri çekilmeyle birlikte silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş yönündeki iradesini ortaya koyduğunu vurguluyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, müzakere sürecinin kesintiye uğramaması ve mevcut tıkanıklıkların aşılması amacıyla devletin yeni çekilme taleplerine olumlu yaklaşırken, iktidarın bu adımlara karşılık yeni koşullar ileri sürmesi bir oyalama ve zamana yayma politikası olarak değerlendiriliyor. İktidar içerisinde sürecin ilerlemesini istemeyen kesimlerin bulunduğu yönündeki değerlendirmeler de bu gelişmelerle birlikte önem kazanıyor.
İzleme komisyonu kasım ayına mı kaldı?
Ağustos ayındaki görüşmelerin ardından ekim ayında bazı hukuki ve siyasi adımların atılması bekleniyordu. Bunlardan biri de sürecin izlenmesi ve alınan kararların uygulanmasının takip edilmesi amacıyla oluşturulması öngörülen izleme komisyonuydu. Ancak ekim ayında kurulacağı belirtilen komisyon için de çalışmalar başlamadı. Numan Kurtulmuş'un bu hafta başında siyasi partilerle bir araya gelerek komisyonun kuruluşuna ve esaslarına ilişkin tartışma yürütmesi beklenirken, bu görüşmeler başlamadı.
Son edinilen bilgilere göre, komisyonun kuruluşunun kasım ayına sarkabileceği, bunun da en iyimser takvim olduğu belirtiliyor. Öte yandan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın koordinatörlüğünde çalışması öngörülen Barış ve Siyasallaşma Komisyonu'nun faaliyetlerine başlaması, üyelerinin doğrudan bir araya gelebileceği çalışma koşullarının oluşturulması ve sürecin hukuki güvencelerinin sağlanması konularında da henüz somut bir gelişme yaşanmadı.
Devlet ne zaman harekete geçecek?
Ağustos ayında devletin üst düzey yetkililerinin katılımıyla yaklaşık 4 gün süren görüşmelerde birçok başlıkta mutabakata varıldığı bilgisi, sürecin bugünkü durumuna ilişkin önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Devlet, üzerinde mutabakata vardığı adımları neden hayata geçirmiyor? Kürt Özgürlük Hareketi'nin fesih, silah bırakma ve süreci ilerletmek amacıyla geri çekilme adımlarına karşılık, devletin hukuki ve siyasi düzenlemeleri sürekli yeni koşullara bağlaması, negatif barıştan pozitif barışa geçişin önündeki temel sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. Ağustos ayında İmralı'da görüşülen başlıkların önemli bir bölümü bugün de çözüm beklerken, izleme mekanizmalarının oluşturulması, hukuki güvencelerin sağlanması ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasına ilişkin somut bir takvim bulunmuyor. Gelinen aşamada yanıt bekleyen temel soru ise ağustos ayında İmralı'da yürütülen görüşmelerde ortaya çıkan mutabakatların ve alınan kararların devlet tarafından ne zaman ve nasıl hayata geçirileceği.







