Çocukluğu tarlalarda, mücadelesi Kobanê’de geçti

  • 09:03 22 Ekim 2026
  • Portre
Evin Çiftçi
 
RIHA - Rojava direnişinde yer alan ve Kobanê’de yaşamını yitiren Rojîn Suruç’un yaşamını anlatan annesi Kadriye Kuytu, kızının çocukluğundan mücadeleye uzanan yolculuğunu ve barışa dair beklentisini paylaştı.
 
Rojava’da 2012 yılında başlayan devrim süreci, Kürt halkının varlığını, kimliğini ve kendi geleceğini belirleme iradesini savunması açısından tarihsel bir dönüm noktası oldu. Suriye’de savaşın derinleştiği koşullarda gelişen bu süreç, halkın kendi yaşamını örgütleme arayışını kadınların özgürlük mücadelesiyle buluşturdu. Kadınların, kadın meclisleri ve bağımsız kadın örgütlenmeleri aracılığıyla karar süreçlerine katılması, kadın özgürlüğünün toplumsal yaşamın bütününde karşılık bulması arayışını güçlendirdi. Özsavunma, yaşam alanlarını saldırılara karşı korumanın yanı sıra kadınların sözünü, örgütlülüğünü ve kendi yaşamları hakkında karar verme hakkını savunmasıyla birlikte ele alındı. Kadınların özgürlüğü ile toplumun dönüşümü arasındaki bağı görünür kılan Rojava deneyimi, farklı coğrafyalardaki kadınların özgürlük ve özsavunma mücadeleleri için uluslararası bir tartışma ve dayanışma zemini oluşturdu.
 
Bu mücadelenin öznelerinden biri de Riha’nın Pirsûs ilçesinde dünyaya gelen Rojîn Suruç (Nurgül Kuytu) oldu. Erken yaşlarda Kürt özgürlük mücadelesiyle tanışan Rojîn Suruç, Rojava direnişinde aktif rol aldı. Rojîn Suruç, 28 Ocak 2015’te Kobanê’de meydana gelen bomba patlaması sonucu yaşamını yitirdi.
 
‘Çocukluğu hep tarlalarda geçti’
 
Rojîn Suruç’un çocukluğundan bahseden annesi Kadriye Kuytu, “Çocukluğu hep tarlalarda geçti. Okulları açılıyordu, onlar tarlalardaydı. Ekim bittikten sonra dönüyorduk, ondan sonra okula gidiyorlardı. Ben hâlâ o günleri düşünüp üzülüyorum. Rojîn’imin diğerleri gibi bir çocukluğu yoktu” ifadelerini kullandı.
 
‘Ablasıyla beraber Rojava savaşına gitti’
 
Rojava devrimi sürecinde Rojîn Suruç’un ablasıyla birlikte Rojava’ya gittiğini söyleyen Kadriye Kuytu, “Okullar yeni açılmıştı, belli bir düzeni yoktu. Bazen okula gidip geliyordu. Bir gün evden çıktılar. Benim aklıma hiç katılım yapmaya gittikleri gelmedi. ‘Belki Pirsûs’ta okula gitmek için ablasının yanına gitmişlerdir’ dedim. Büyük kızımı aradım, onun yanında olmadıklarını öğrendim. Sonradan bize Rojava’ya gittikleri haberi geldi” dedi.
 
‘Bize saldırıyorlarsa biz de karşılık veririz’
 
“Kızım, Kürtlere uygulanan zulmü küçük yaşlarda fark etmişti” diyen Kadriye Kuytu, “Burada tahammül edemedi, Kürtlere uygulanan zulmü görüyordu, Kürt mücadelesinde yer almayı istiyordu. Rojava sürecinde vicdanı da kabul etmedi, kalkıp gitti. ‘Bize saldırıyorlarsa biz de karşılık veririz’ deyip gitmişti. İki kızım beraber gitmişti. Büyük olanı orada yardım etmek için gitmiş, geri dönmüş; ancak diğeri gerillaya katılım sağlamıştı” diye ekledi.
 
‘Sadece haklarını aradılar’
 
Kızının anlamlı bir yolda yaşamını yitirdiğini söyleyen Kadriye Kuytu, “Şimdi barış olsa ‘istediğin oldu’ derim, mutlu olurum. Gidişleri boşa değildi. Cezaevindekiler de şehit düşenler de dağdakiler de hiçbir hata yapmadı, sadece haklarını aradı” diye konuştu.