Zeycan'ın ardından bitmeyen mücadele ve DNA için bir tutam saç...

  • 09:05 30 Kasım 2020
  • Portre
Rengin Azizoğlu
 
İSTANBUL - Yaşamının 40 yılını gözaltında kaybedilen oğlu Nurettin’i ve faillerini bulmaya adayan Cumartesi Annesi Zeycan Yedigöl, mücadelesini, geride kalanlara bıraktı. Zeycan’ın kızı Sevim Demir, şunları söyledi: “‘Eğer ölürsem onun kemiklerini mezarıma koyun ki ben rahat yatayım’ diyordu. Annem ölmeden banyo yaptırdım da arkadan saçını kestim. Annem ölürse diye DNA testi için saçını alayım dedim. Hala bekliyoruz. Bir umut abimin kemikleri çıkar bir yerlerden de buluruz onu diye…”
 
Cumartesi Anneleri “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” şiarıyla 25 yıldır, 90'lı yıllarda gözaltına alınarak kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini soruyor. 27 Mayıs 1995’te 4 aile ile başlayan bu mücadele, eyleme yönelik süren onlarca polis saldırısı, şiddet, baskı ve gözaltılara rağmen büyüyerek sürüyor. 3 kuşaktır süren bu mücadelede çok sayıda anne çocuklarına kavuşamadan, kemiklerine dahi ulaşamadan hayatını kaybetti, kaybediyor.
 
O annelerden biri olan Zeycan Yedigöl, 40 yıl boyunca evladını aradı ve onu kaybedenlerin yargılanması için mücadele etti. Bu mücadelesi sürerken 2011 yılında dönemin başbaşkanı Tayyip Erdoğan’la Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen annelerden biri olan Zeycan, Tayyip Erdoğan’dan “Sizin sorununuz benim kabinemin sorunudur. Ben bu sorunu çözeceğim’ sözünü almasına rağmen aradan geçen yıllarda çocuğuna dair bir haber alamadı. 
 
‘Ellerim yakalarında, ahım peşlerinde olacak’
 
Zeycan, 11 Nisan 2015’te sağlık sorunları sebebiyle son kez katılabildiği Galatasaray Meydan’ından şöyle seslenmişti: “34 yıldır acaba ile yaşıyorum. Bir yerlerden çıkar gelir umudumu içimden atamıyorum. 34 yıldır her gece başımı yastığa ‘Oğlum neredesin?’ diye koyuyorum. Oğlumu kaybedenlerden, onları yargılamayanlardan iki cihanda davacıyım. Ellerim yakalarında, ahım peşlerinde olacak. Sanmasınlar ki babasından sonra ben de ölünce bu iş bitecek. Ben ölünce çocuklarım, Nurettin’in kaybedilmesinden sonra doğan torunlarım bu mücadeleyi sürdürecekler.”
 
40 yıldır oğlu Nurettin’e kavuşma umuduyla yaşayan Zeycan, 20 Kasım’da 98 yaşında hayatını kaybetti. Memleketi Erzincan’da son yolculuğuna uğurlanan Zeycan’ın ardından mücadele arkadaşları Cumartesi Anneleri “Nurettin’e ulaşma ve adalet ısrarın bize emanet. Unutmadın, unutmayacağız. Vazgeçmedin, vazgeçmeyeceğiz’ mesajını yayınladı.
 
Yaşamı, gözaltında kaybedilen oğlu Nurettin’i arayarak geçen Zeycan Yedigöl’ü, kızı Sevim Demir ajansımıza anlattı.
 
‘Haksızlığı hiç kabul etmezdi’
 
Annesinin köyde tarımla uğraştığını söyleyen Sevim, annesini anlatırken şu ifadeleri kullandı: “Annem otoriter bir kadındı. Kendi doğru bildiğini yapardı, kimseye boyun eğmezdi. Mücadeleci bir kadındı. Pes etmezdi. Biri sırf ona kızdı diye dediğini yapmazdı. Sevdiği insana canını verirdi. Biri yanlış yaptığında ise tavrını koyardı. Kimsenin arkasından konuşmaz, yüzüne söylerdi. Haksızlığı hiç kabul etmezdi. O, mücadeleyi asla bırakmadı. Hasta da olsa işini yapmadan yatmazdı. Her şeyi özenerek yapardı. Çocuklarına çok düşkündü. Tüm yaşadıklarına rağmen annem çok espriliydi. Hoş sohbetti.”
 
‘Korkma abim gelecek’
 
Nurettin’in 10 Nisan 1981’de gözaltına alındığını, 12’sinden sonra da kendisinden haber alınamadığını hatırlatan Sevim, abisini en son ona yaptığı ziyarette gördüğünü söyledi. Sevim, “Ben o zaman Erzincan’daydım. Gelmişken biraz kalsın istedim. Israr ettim ama bana ‘Gitmek zorundayım. Arkadaşlarıma söz verdim. İşlerim var’ dedi. Çok ısrar ettik ama onu tutamadık. O günden sonra da onu bir daha görmedim. Sonra duydum ki abim kaybolmuş. Ben hep anneme ‘Korkma abim gelecek’ diyordum. İşkence fotoğrafını görünce umudumuz kırıldı. Yıllarca hasta birini gördüğümde, işkence gören birinin fotoğrafını gördüğümde dikkatlice bakardım. Bana ‘Sen neden o kadar inceliyorsun’ diyorlardı, ‘Abim olabilir. Belki işkenceden hafızası gitmiştir. Bizi tanımıyordur’ derdim. Annem bile hep bana ‘Kızım Almanya’da olaylar falan olmuş. Dikkatli bir bak abin orada olmasın’ diyordu” diye konuştu.
 
‘Bir çorabını bulsam da deseler oğlunundur’
 
Abisinin gözaltına alındıktan 15 gün sonra kaybedildiğini öğrendiğini ifade eden Sevim, “Anneme ilk haberi babam vermiş. Annem çok ağlamış, üzüntüden bayılmış. Komşular yardımına koşup onu kendine getirmişler. ‘Ben ona gitme dedim ama beni dinlemedi. Benim yanımda olsa bu hale gelmezdi. Ben onu sarardım, saklardım’ diyordu devamlı. Annem yıllarca hem bize hem herkese abimi anlattı. Anılarını hep tazelemek istiyordu. Unutmak istemiyordu. Babam anneme sinirlendiğinde hep ‘Sen niye anneme bağırıyorsun. Buna hakkın yok’ diyordu. Annem de babam da abime çok düşkündü. Babam hep diyordu; ‘Keşke bir ayakkabısını, bir çorabını bulsam da deseler bu senin oğlunundur” sözlerine yer verdi.
 
‘Cumartesi Anneleri eylemleri umut oldu’
 
Nurettin’in kaybedildiği haberini aldıktan sonra arama çalışmalarına başladıklarını söyleyen Sevim, avukatlar tutularak her yere bakıldığını kaydetti. Sevim, “Babamın gitmediği yer kalmadı. Kenan Evren’in yanına bile gitti. ‘Oğlum kayboldu’ demiş. ‘Yok senin oğlun kayıp değil. Hiçbir yerde kaydı yok’ cevabını almış. Hastane kayıtlarına kadar aramış. En son ben Cumartesi Anneleri’nde Ümit Efe ile karşılaştım. O bizi biraz aydınlattı. Abimin kaybolmasından iki sene sonra annemler de İstanbul’a gitti. Kardeşim Muzaffer İstanbul’da okuyordu. Annem ‘Ben gideyim de onu da benden almasınlar’ dedi. Uzun yıllar boyu hep aradık. Telefonlar geliyordu ‘Burada gördük’, ‘Oradaydı’ diye babamla kardeşim gidiyordu ama bir sonuç çıkmıyordu. Sonra Cumartesi Anneleri eylemlerini başlattılar. Kardeşim gitmeye başladı. Biz de gidiyorduk. Annemi de götürdük. Bize bir umut oldu” şeklinde belirtti.
 
‘Annem ölmeden DNA testi için saçını kestim’
 
Annesinin 40 yıl boyunca her gün abisinin gelmesini beklediğini anlatan Sevim, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her an abimden haber gelmesini umdu. Evimize her gelene abimin fotoğrafını gösterir, ‘Biliyor musun o benim oğlum’ derdi. Zor duyduğu için bazen onunda yüksek sesle konuşurduk bize, ‘Kızım bana bağırmayın. Ben oğlumu kaybettim. Benim derdim çok ağır. Niye bana bağırıyorsunuz?’ diyordu. Son zamanlarda ölmek istediğini ama abimin kemiklerini bulmadan ölmek istemediğini söylüyordu. ‘Eğer ölürsem onun kemiklerini mezarıma koyun ki ben rahat yatayım’ diyordu. Kemikleri bize çok gördüler. Annem ölmeden banyo yaptırdım da arkadan saçını kestim. Annem ölürse diye DNA testi için saçını alayım dedim. Hala bekliyoruz. Bir umut abimin kemikleri çıkar bir yerlerden de buluruz onu diye.”
 
‘Annem son günlerinde bile abimin adını sayıkladı’
 
“Biz abimizle gurur duyuyoruz” diyen Sevim, onu her zaman saygıyla andıklarının altını çizdi. Sevim, “Bunu ona yapanlar bizim çektiğimiz acıyı çeksin. Biz onun ölümünü kabullendik. Mezarını verin bize. Annemin mezarının yanını boş bıraktık. Abimi yanına defnedelim annem rahat yatsın. Annem son nefesini de ‘Oğlum’ diyerek verdi. Gözleri açık gitti. Annem babam öldü diye bu davayı bırakmayacağız. Ölene kadar peşindeyiz. Sanmasınlar korkacağız, vazgeçeceğiz, unutacağız. Unutmayacağız. Bu mücadelede gidenlerin hepsi benim kardeşlerim, abilerim. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Bir abimi kaybettim ama kaç abim varmış bilmiyordum. Biz bir şey istemedik. Abimin cenazesini istedik. Bir mezarı olsun. Gidelim duasını okuyalım dedik. Bir bunu istedik onu da bize çok gördüler. Annem bu acıyla gitti. Bize bu acıyı çektirenler daha beter olsun. Son günlerinde bile abimin adını sayıkladı. Annem gözyaşıyla, ahla, vahla gitti” dedi.