DEM Parti’den CPT raporu açıklaması: İhlaller yapısal hale geldi

  • 15:08 8 Ekim 2026
  • Hukuk
ANKARA - CPT’nin Türkiye’ye 2021 ve 2024 yıllarında gerçekleştirdiği ziyaretlere ilişkin raporunu değerlendiren DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerinde işkence, kötü muamele ve tecridin sistematik hale geldiğine dikkat çekerek, “Cezasızlık bitmedikçe her rapor bir öncekinin tekrarı olacaktır” dedi.
 
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT), Türkiye’ye Ocak 2021 ve Şubat 2024’te gerçekleştirdiği ziyaretlere ilişkin raporları 7 Ekim’de kamuoyuyla paylaşmasının ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, raporların yıllar sonra yayımlanmasına tepki gösterilirken, cezaevlerinde işkence, kötü muamele, tecrit ve hak ihlallerinin yapısal hale geldiği vurgulandı. İmralı Cezaevi’ne ilişkin raporların hâlâ açıklanmadığına dikkat çekilen açıklamada, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları'na sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.
 
‘Geciken rapor önleme işlevini yitirir’
 
CPT raporlarının gecikmeli yayımlanmasına tepki gösterilen açıklamada, “Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Türkiye’ye Ocak 2021 ve Şubat 2024’te yaptığı ziyaretlerin raporlarını 7 Ekim 2026’da kamuoyuyla paylaştı. Öncelikle belirtmek isteriz ki bu denli geciken rapor, önleme işlevini yitirir. Raporların yaklaşık beş ve iki buçuk yıl sonra açıklanması kabul edilemez. Yayımın devlet onayına bağlı olması CPT’yi sorumluluktan kurtarmaz. Onayı yıllarca geciktiren iktidar da bu gecikmenin doğrudan sorumlusudur” denildi.
 
‘İmralı raporları neden hâlâ açıklanmıyor?’
 
İmralı Cezaevi’ne ilişkin raporların açıklanması çağrısında bulunulan açıklamada, “Türkiye’deki tecridin en ağır ve en uzun süreli örneği İmralı Cezaevidir. CPT’ye soruyoruz: Bu cezaevine yapılan ziyaretlerin raporları neden hâlâ açıklanmıyor? Barış ve demokratik çözüm tartışmalarının sürdüğü bu dönemde CPT’yi raporları derhal yayımlamaya, iktidarı ise yayıma onay vermeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.
 
‘Çocuklara elektrik şoku ve falaka uygulandı’
 
CPT raporlarında yer alan işkence ve kötü muamele bulgularına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Raporlardaki tespitler ihlallerin yapısal olduğunu gösteriyor. Rapora göre, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltında tokat, yumruk, tekme ve copla darp edilmiş; başta çocuklar olmak üzere birçok kişiye taşınabilir cihazlarla elektrik şoku verilmiştir. Diyarbakır 3 No’lu T Tipi, Kayseri 1 No’lu T Tipi ve Antalya S Tipi Cezaevlerinde falaka uygulanmış; Antalya’da bir mahpus iddialarla tutarlı yeni yaralarını heyete göstermiştir. İstanbul Çocuk Cezaevinde çocuklar darp edilmiştir. Bakırköy Kadın Cezaevinde müdür ve iki yardımcısı kız çocuklarına yönelik fiziksel ve sözlü şiddete bizzat katılmış, kadın mahpuslar saçlarından çekilip darp edilmiştir.”
 
‘Mahpuslar günde 21 saat hücrede tutuluyor’
 
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen mahpusların koşullarına da değinilen açıklamada, “Ağırlaştırılmış müebbet mahpuslar aylarca hatta yıllarca hücre tecridinde tutulmakta, çoğu günde 21 saat ya da daha fazla insanla temas olmadan hücrede kalmaktadır. CPT bu rejimin tamamen gözden geçirilmesini ve günde en az iki saat anlamlı insani temas sağlanmasını istemektedir” denildi.
 
Cezaevlerinde 434 bin 337 tutuklu ve hükümlü
 
Cezaevlerindeki doluluk oranları ve yaşam koşullarına ilişkin verilerin de paylaşıldığı açıklamada, “Raporda cezaevi nüfusunun Haziran 2024’te yaklaşık 338 bine ulaşmış olduğu tespiti yapılmıştır. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 1 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre ceza infaz kurumlarında, 11. Yargı Paketi sonrası yüz binlerce kişinin ‘COVID izni’ ile tahliye olmasına rağmen toplam 434 bin 337 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu sayı Avrupa Konseyi ülkelerinin önemli ölçüde üzerindedir. Kişi başına 4 m² sağlanamamakta ve mahpuslar yerde yatmaktadır. Anne ve bebekler uygun olmayan koşullarda tutulmaktadır. LGBTİ+ mahpuslar aylarca tecride alınmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
 
‘Adalet Bakanlığı açıklama yapmalı’
 
Cezaevlerindeki hak ihlallerinden Adalet Bakanlığı’nın sorumlu olduğu belirtilen açıklamada, şu sorular yöneltildi: “Bu koşulların tamamından Adalet Bakanlığı sorumludur. Bakanlığı açıklama yapmaya davet ediyoruz: Raporda adı geçen kurumlarda hangi idari ve adli işlemler başlatılmıştır? İddiaların muhatabı olanlar hâlâ görevde midir? Tecride karşı hangi adımlar atılacaktır? Yüksek güvenlikli, Y tipi ve S tipi cezaevleri ne zaman kapatılacaktır?”
 
‘Cezasızlık bitmedikçe her rapor bir öncekinin tekrarı olacaktır’
 
Gözaltı merkezlerindeki hak ihlallerinden İçişleri Bakanlığı’nın sorumlu olduğu vurgulanan açıklamada, cezasızlık politikalarına dikkat çekilerek, “Gözaltı yerlerindeki ihlallerden ise İçişleri Bakanlığı sorumludur. İşkence yasağı mutlaktır. Anayasa’nın 17. maddesi, AİHS’in 3. maddesi ve BM İşkenceye Karşı Sözleşme, iddiaların derhal bağımsız ve etkili biçimde soruşturulmasını zorunlu kılar. Yıllardır biliyoruz ki iddiaların çoğu kovuşturmaya yer olmadığı kararı, zaman aşımı ya da sembolik cezalarla sonuçlanmaktadır ve bu bir cezasızlık politikasıdır. Elektrik şoku ve falakanın 2021 ve 2024’te hâlâ raporlara girmesi bu cezasızlığın bir sonucudur. Cezasızlık bitmedikçe her rapor bir öncekinin tekrarı olacaktır” denildi.