Riham Hico: Toplumla birlikte karar alındı

  • 09:02 2 Kasım 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Demokratik entegrasyon adımını değerlendiren TAJÊ Dış İlişkiler Sözcüsü Riham Hico, “Bugüne kadar yapılan anlaşmalar güçler ve çeşitli çevrelerle yapılıyordu. Êzidî toplumuyla anlaşma yapılmıyordu. Şengal Dağı’nda anneler, savaşçılar, siyasetçiler ve temsilcilerle yapılan bu anlaşma sevindiricidir. Uzun soluklu, yeni bir mücadele başlıyor” dedi.
 
26 Ekim’de Şengal’deki Çilmêr Dağı’nın zirvesinde Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ), Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) ve Irak Hükümeti arasında demokratik entegrasyon resmî olarak duyuruldu. Irak’ın askerî ve idari yetkilileri ile YBŞ-YJŞ Komutanlığı, anlaşmayı tarihî olarak nitelendirerek bundan böyle Şengal Dağı’nın ortaklaşa korunacağını açıkladı. Êzidî Özgür Kadın Hareketi (TAJÊ) Dış İlişkiler Sözcüsü Riham Hico, konuya ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Hükümetle yapılan ilk anlaşma’
 
Şengal Dağı’nda anlaşmanın duyurulduğu günü anlatan Riham Hico, “Êzidî toplumunun tarihinde ilk kez devlet, Şengal Dağı’nda Şengal toplumuyla bir anlaşma yaptı. Bugüne kadar anlaşmalar güçler ve çeşitli çevrelerle yapılıyordu. Êzidî toplumuyla anlaşma yapılmıyordu. Şengal Dağı’nda anneler, savaşçılar, siyasetçiler ve temsilcilerle yapılan bu anlaşma sevindiricidir. Fermanın görüntüleri de var. Ferman sırasında Êzidîler benzeri görülmemiş saldırılarla karşı karşıya kaldı. Êzidî toplumunu fermandan kurtaran ve koruyanlar Şengal Dağı’ndaydı. Êzidî toplumunun tarihî açıklaması Şengal Dağı’nda yapıldı. Bu, kazananın Êzidî toplumu olduğunu kanıtladı. Artık kimse kendi iradesini Êzidîlere dayatamaz. Bu nedenle toplum bu anlaşmadan memnuniyet duydu. Ancak bundan sonra ne olacağını, sürecin nasıl ilerleyeceğini zaman gösterecek” dedi.
 
‘Komutanlık toplumla birlikte karar aldı’
 
Anlaşma öncesinde çok sayıda toplantı ve görüşme gerçekleştirildiğini belirten Riham Hico, şöyle konuştu: “Bu ilk adımdı, iyi ve tarihî bir adımdı. Yerinde bir karardı. Ancak bu karar kolay alınmadı. Bu karar verilmeden ve adım atılmadan önce aylarca tartışmalar yürütüldü. Diyaloglar sürerken YBŞ Komutanlığı her şeyi toplumuyla paylaşıyordu. Bu da sevindirici bir durum. İlk kez komutanlık toplumuyla birlikte karar alıyor ve alınan kararları paylaşıyordu. Toplantılar yapılıyordu. Elbette kolay bir süreç değildi. Oldukça stresliydi. Bazı şeyler istediğimiz gibi değildi. Çok sayıda kaygı ve şüphe de vardı.”
 
‘Kaygı ve şüphelerin nedenleri var’
 
Kaygı ve şüphelerin nedenlerine dikkat çeken Riham Hico, “Bu şüphe ve kaygılar hâlâ devam ediyor. Çünkü toplumun hükümete olan güveni yıllardır sarsılmış durumda. Hükümet yıllardır Êzidî toplumu için hiçbir şey yapmadı. Bu da Êzidî toplumunun sürece şüpheyle yaklaşmasına neden oluyor. Êzidîlerin şüphesi kendi savaşçılarına yönelik değil. Çünkü bu komutanlık yıllarca direndi. En zor koşullarda toplumunu korudu. Bu nedenle toplum kendi güçlerine güveniyor. Hükümet her zaman Êzidîlerle bir anlaşma yapmak istiyordu ancak hükümetin parçalanmışlığı, iradesizliği ve birçok devletin hükümet içindeki etkisi buna izin vermiyordu. Hükümet ne zaman adım atmak istese Türkiye, İran, PDK ve Amerika müdahale ederek bunu durduruyordu. Ancak yapılan açıklamalarla birlikte bir nebze rahatlama oluştu. Mücadelemiz şimdi yeniden başlayacak. İdari, siyasi ve savunma haklarımızı elde etmek için mücadele etmemiz gerekiyor ve bu mücadele uzun sürecek. Toplumumuz her şeye hazırlıklı olmalı. Çünkü öz savunma çok önemli bir mesele. Fermanın yaşanmasının nedeni bir savunma gücünün bulunmamasıydı. Öz savunma konusunda gerçekten çok sayıda kaygımız var. Êzidîlerin çocukları, farklı bir isim ve farklı bir biçimde de olsa toplumlarını yeniden savunacak. Başka güçlerin bizi koruyacağına güvenmiyoruz. Güvenimiz kendi toplumumuzdan geliyor” ifadelerini kullandı.
 
Entegrasyonda kadınların rolü
 
Entegrasyon sürecinde kadınların rolüne ve misyonuna dikkat çeken Riham Hico, “Entegrasyonda TAJÊ olarak bizim de rolümüz var. Entegrasyonla birlikte rolümüz sona ermeyecek. Çünkü biz bir kadın örgütüyüz. Kendimizi birçok alanda örgütlüyoruz. Mücadelemiz siyasi, toplumsal ve diplomatiktir. Daha birçok alanda mücadele edeceğiz. Bu uzun soluklu bir çalışma. Kadınların hakları için mücadele ediyoruz. Entegrasyonla birlikte çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Entegrasyona öncülük edeceğiz ve kadın haklarının güvence altına alınması için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
 
Êzidî toplumunun çıkarları
 
Denetim komisyonlarının oluşturulmasının önemine işaret eden Riham Hico, “Biz kadınlar olarak meseleye herkes gibi yaklaşmıyoruz. Konuları farklı ele alıyoruz. Entegrasyonda üçüncü bir taraf da var. Mevcut komisyonların tarafsız olması gerekiyor. Çalışmalarını daha çok Êzidî toplumunun, Irak topraklarının ve Şengal’in çıkarları doğrultusunda yürütmeliler. TAJÊ olarak iç tartışmalarda sürecin aşamalarına dikkat çekiyoruz. Süreci doğru yorumlamaya ve değerlendirmeye çalışıyoruz. Buna göre Êzidî toplumunun çıkarlarını öne çıkaran ortak bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyoruz” diye belirtti.
 
Şengal’in idari yönetimi
 
Askerî entegrasyonun yanı sıra toplumsal entegrasyonun da tartışıldığını belirten Riham Hico, şunları söyledi: “Toplumsal kurumlar, belediyeler ve öğretmenler var. Bunlar temel kurumlardır. Bir diğer önemli ve hassas mesele ise Şengal’in yönetimidir. Şimdiye kadar Şengal’in yönetimi ve kaymakamlığı Musul’a bağlıydı. Musul da Kürt, Sünni ve Şii kesimler arasında bölünmüş durumda. Ayrıca Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın da etkisi var. Musul’da birçok gücün eli bulunuyor. Êzidî toplumu da bu durumun mağduru oldu. Hangi güç gelirse kararlar ona göre alınıyor. Bizim talebimiz, doğrudan Bağdat’a bağlı özel bir yönetimin oluşturulmasıdır. Yerel ve bağımsız bir yönetim olmalı. Hukuki açıdan merkeze bağlı olmalı ve kendisini örgütleyebilmeli. Her iki konu da önemli ve hassas. Bu meseleler üzerine diyalog ve tartışmalar yürütülüyor. Görüşler alınıyor, projeler hazırlanıyor. Bu projeler hükümete sunulacak.”
 
‘Kadın haklarını elde etmek için mücadele gerekiyor’
 
Kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çeken Riham Hico, “Aslında yalnızca Êzidîler değil, Irak’ın tamamı mağduriyet yaşıyor. Mücadelemiz bütün kadınlar içindir. Irak genelinde mücadele ediyoruz. Irak’ta kadınların iradesini güvence altına alan yasalar çıkarılmıyor. Kadın meselesi genel ve kapsamlı bir meseledir. Entegrasyon sürecinde çözülemez. Entegrasyonda genel sorunlar ele alınıyor, kadınlar da bunun içinde yer alıyor. Toplumun Şengal’e geri dönmesi kadınları ilgilendiriyor. Şengal’in yeniden inşa edilmesi de kadınları ilgilendiriyor. Özellikle kadın haklarının elde edilmesi mücadele gerektiriyor ve bu uzun bir süreç. Bu mücadele, erkek egemen zihniyete ve devlet iktidarına karşı yürütülüyor. Irak devleti, kadınların irade sahibi olmaması için çaba gösteriyor. Kadınların birçok sorunu entegrasyon aşamasında çözülemeyebilir ancak kadınların gündeminde olmaya devam edecek. Esir alınan kadınlar meselesi, soykırım meselesi ve daha birçok konu stratejik öneme sahip. Bunlar bugün ya da yarın çözülecek meseleler değil. Çözülmeleri uzun zaman alacak” diye konuştu.
 
PDK’nin Êzidîlere yönelik tutumu
 
Güney Kürdistan Bölgesi’nin önceki hükümetinin İçişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada entegrasyonu tanımadığını belirten Riham Hico, 9 Ekim 2020 anlaşmasına geri dönülmesini istediğine dair açıklamayı anımsatan Riham Hico, “PDK, Êzidîlere saldırıyor. Bugüne kadar Êzidîlerin iradesini kabul etmedi. Êzidî toplumunu bir güç ve irade olarak tanımadı. PDK, ağacın kurdu hâline geldi. PDK, Êzidî toplumuna karşı suç işledi ve işlemeye devam ediyor. Ferman sırasında suç işledi, 2017’de suç işledi. Êzidî toplumuna saldırdı. Êzidîlerin düşmanlarıyla iş birliği yaptı. Irak’la 9 Ekim anlaşmasını imzalayarak Êzidîleri tasfiye etmek, Êzidî toplumunu ortadan kaldırmak istedi. Ancak başarılı olamadı. Şimdi dijital medya üzerinden Kürtlerle Êzidîleri karşı karşıya getirmeye ve Êzidîleri Kürtlerin gözünde itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Bu, ahlakın, vicdanın ve insanlığın dışındadır. Özel savaş kapsamında yalnızca Başûr’daki değil, Bakur, Rojava ve Avrupa’daki Kürtleri de Êzidîlere karşı kışkırtıyor. Kürtlere ve Êzidî toplumuna çağrım var. Bu durum iyi sonuçlar doğurmayacak. Êzidîlere en yakın toplum Kürtlerdir. Kürtlere en yakın toplum da Êzidîlerdir. Kanımız birbirine karışmış, dilimiz birdir. Êzidîler için şehit düşenler Kürtlerdi. Êzidî toplumu da tarih boyunca Kürtler için yaşamını yitirdi. İnançlarımız farklı olabilir ancak aynı gemideyiz. 
 
Bize yönelik saldırılar ortaktır. PDK’nin kendisi için hak gördüğü şey, bizim için suç olarak görülüyor. Onlar da Irak’la görüşmeler yapıyor, hükümetle kendi geleceklerini belirliyor. Biz de Irak hükümetiyle kendi geleceğimizi belirleyebiliriz. Biz de farklı çevrelerle anlaşmalar yapabiliriz. Daha ne zamana kadar PDK’nin siyasetine mahkûm olacağız? Irak’taki din adamları bugüne kadar Êzidîler hakkında bir şey söylemedi ancak PDK’liler din üzerinden ayrımcılık yapıyor. PDK’den söz ettiğimizde Kürtlerden söz etmiyoruz. PDK’nin kirli siyasetinden söz ediyoruz. Êzidî toplumuna ve Kürtlere çağrıda bulunuyorum: PDK’nin oyunlarına gelmeyelim. Birbirimizi daha fazla kabul edelim, güç olalım ve birliğimizi yaratalım” dedi.