Abdullah Öcalan: Toplumsal yeniden inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir

  • 11:12 16 Ekim 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ -Jineoloji Konferansı’na gönderdiği mesajda barış ve demokrasi arayışının toplumsal bir yeniden inşa süreci olduğunu vurgulayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Jineoloji, bu öncülüğün bilimsel ve ideolojik zemini olmaya devam etmelidir” dedi.
 
 Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Avrupa’da gerçekleşen Jineoloji Konferansı’na mesaj gönderdi. 
 
Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle: 
 
“Sevgili yoldaşlar..
 
Jineoloji’nin bilinç ve emek taşıyıcıları, Özgür yaşamın inşacıları,
 
Çocukluğumdan bu yana içimde taşıdığım bir arayış vardır: Kadının özgür varoluşunu görmek ve ona layık bir yaşam alanı açmak. Bu arayış, oyun arkadaşlarımın oyundan çekilip alınması ve bacımın bir çuval bulgura gitmesiyle daha da derinleşti. Köyün kadınlarının sessiz direnişinde ve tanrıçalardan arta kalanların yükselişinde kurtuluşun mümkün olduğunu gördüm; ben de o inancın peşinden koştum. Hep onların izlerini takip ettim. Çünkü biliyordum ki toplumun en derin yarası, kadının köleleştirilmesiydi. Bunu anlamadan ne özgürlük, ne eşitlik, ne de gerçek bir demokrasi mümkün olabilirdi.
 
Jineoloji’yi ortaya koyarken amacım yalnızca bir kavram üretmek değildi. Kadın varlığını, tarihsel ve toplumsal gerçekliğiyle yeniden tanımlamak; onu nesne olmaktan çıkarıp özne kılmak, tarihe bırakılacak en hayati işimiz olacaktı. Binlerce yıllık ataerkil uygarlığın üstünü örttüğü tanrıça bilgeliğini ve Neolitik dönemin kadın eksenli yaşam biçimini yeniden gün yüzüne çıkarmak istedim. Toplumun sırtındaki hançer kadın köleliğiydi; bu hançer çıkarılmadan hiçbir toplumsal sorun kökten çözülemezdi. Jineoloji, işte bu hançeri tanımlayan, yerinden söküp atan ve yerine özgür yaşamın bilgisini koyan bir bilim olarak doğdu.
 
Bugüne kadar Jineoloji adına harcanan emekler, yazılanlar, tartışılanlar ve örgütlenenler, bu bilimin aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu gösterdi. Kadın perspektifine bir soluk, bir nefes niteliğindeydi. Kadın kimliğinin cinsiyetçi kalıplardan arındırılması, kendine ait bir düşünce ve eylem alanı yaratması, kendi tarihini yazması, insanlık tarihine bırakılacak en hayati ödev ve borçtu. Bunlar Jineoloji’nin temel uğraş alanı ve mücadele biçimi oldu. “Kadın doğulmaz, kadın olunur” düsturu önemlidir. Fakat bu oluş, erkeğin dayattığı sınırlar içinde değil, kadının kendi özgücüyle gerçekleşmelidir. Bu yüzden her kadının kendisine ait bir odası, kendi sesi ve kendi bilgisi olmalıdır dedik.
 
Ben bir erkek olarak bu süreçte kendimi sürekli sorguladım ve yeniledim. Buna da anlam biçtik ve yüzlerce yıllık egemen erkeklikten dönüşerek kurtulmayı hedefledik. Sosyalizmin temel ilkesinin kadın özgürlüğü olduğunu söyledim. Çünkü bir erkeğin gerçekten sosyalist olabilmesinin ölçüsü, kadınla doğru, eşit ve özgür bir ilişki kurabilmesidir. Tarihteki büyük sosyalist deneyimlerin çoğunda bu ilke eksik kaldı. O eksiklik, devrimlerin yarım kalmasına yol açtı. Bu eksikliği gidermek için çabaladım, tanrıçalara layık olmak istedim. Erkeği dönüştürmek ve onu kadınla birlikte özgürleşmeye çağırmak, benim için vazgeçilmez bir görev oldu.
 
Bugün önümüzde yeni bir süreç var. Barış ve demokrasi arayışı, siyasi bir müzakere süreci olduğu kadar toplumsal bir yeniden inşa sürecidir. Bu inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir. Çünkü şimdiye kadar kazanılan her önemli adımın yarısından fazlası, kadınların emeği, direnişi ve aklıyla gerçekleşmiştir. Bundan sonra da öyle olacaktır. Jineoloji, bu öncülüğün bilimsel ve ideolojik zemini olmaya devam etmelidir.
 
İhtiyaç duyduğunuz her anda sizinle birlikte olmaya, düşünmeye ve üretmeye devam edeceğim. Çünkü yaşamın anlamı, benim için, kadının özgür yaşayabilmesinde somutlaşır.
Bu konferans, Jineoloji’nin geçmişi kadar geleceğini de konuşsun. Kadın varlığını doğru tanımlasın. Özgür yaşamın bilgisini büyütsün. Yarım kalan projem, bu tartışmaların gücüyle kendini tamamlayacaktır. Sizlere olan inancım tamdır. Unutmayın ki ben hep sizinleyim.
 
Bitmeyen özlem ve sevgilerimle…
 
Abdullah Öcalan
 
İmralı”