Rümeysa Çamdereli: Barış anlaşmasının asıl sınavı komisyonlarda veriliyor
- 09:02 15 Ekim 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - Rümeysa Çamdereli, barış süreçlerinde anlaşmanın asıl sınavının imzadan sonra kurulan komisyonlarda verildiğine dikkat çekerek, “Silahların susması büyük ve kendi başına değerli bir eşik. Barışı kalıcı kılan ise demokratik ve toplumsal kazanımların aynı süreçte birlikte örülmesi” dedi.
Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI), 23-26 Eylül tarihleri arasında Belfast ve Dublin’de Uluslararası Karşılaştırmalı Değişim Programı kapsamında İrlanda barış sürecindeki kadınların deneyimlerini tartıştı. Toplantıya, Türkiye’den farklı siyasi partilerin kadın milletvekilleri ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı heyet, 1998 yılında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması’nın şekillenmesinde rol oynayan, anlaşmanın uygulanmasını destekleyen ve çatışmalı dönemi deneyimleyen isimlerle bir araya gelmiş; kadınların barış süreçlerinde yalnızca temsil edilmesinin değil, müzakere ve karar alma mekanizmalarında etkin rol üstlenmesinin önemi üzerinde durulmuştu. Kadınların geliştirdiği iş birliği mekanizmaları, siyasi katılımın önündeki engellerin aşılması için yürütülen çalışmalar ve bu deneyimlerin günümüze uzanan etkileri de değerlendirildi.
Programa katılan Havle Kadın Derneği Gönüllüsü Rümeysa Çamdereli, İrlanda barış sürecinden çıkarılan dersleri, kadınların müzakere mekanizmalarındaki rolünü ve bu deneyimlerin Türkiye'de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci açısından taşıdığı öneme dair konuştu.
'Hedef İrlanda deneyimini Türkiye'ye taşımaktı'
Programın hangi ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiğine değinen Rümeysa Çamdereli, “Kadın sivil toplum temsilcileri ve milletvekillerinden oluşan bir heyetle katıldığımız program, özellikle kadınların barış süreçlerindeki rolüne odaklanıyordu. Toplantının temel hedefi İrlanda’daki barış sürecini yerinde izlemek ve buradan edindiğimiz bilgi ve izlenimleri Türkiye’deki sürece yaptığımız işler doğrultusunda taşımaktı” dedi.
Ne konuşuldu?
Programda İrlanda barış sürecinin farklı bakış açılarından ele alındığını belirten Rümeysa Çamdereli, “Etkinlikler oldukça yoğundu. İrlanda’daki barış sürecini çok farklı bakış açılarından dinleme imkanına eriştik. Program kısa sürede en çok farklı bakış açısını görebileceğimiz şekilde tasarlanmıştı. O yüzden tartışma kısımları biraz kısa kaldı. Ancak tartışma kısımlarında da özellikle Türkiye’deki güncel durumun çok merkezi bir önem kazandığı görüldü. Bu ziyaretin benzerini 10 yıl kadar önce gerçekleştirenlerin gözünden dinlediğim kadarıyla, ziyareti 2026 yılı Eylül ayında yapmak, çerçeve yasa ve sonrasında beraberinde getirdiği atmosferle birlikte çok anlamlı oldu. Toplantı bizim kendi katkılarımızı detaylı bir şekilde paylaşacağımız bir şekilde kurgulanmamıştı. Ancak yine de sorular ve paylaşımlar ağırlıklı olarak güncel gelişmelerle paralel oldu. Özellikle silahsızlanma, İrlanda’nın barış anlaşması ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’ ve sonrasında oluşturulan komisyonların çalışma şekilleri merak konusu oldu” diye belirtti.
İrlanda modeli
İrlanda barış sürecinin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen halen çözülmemiş sorunların bulunmasının en dikkat çeken konu olduğunu belirten Rümeysa Çamdereli, “Benim açımdan en ilgi çekici olan konulardan biri, ‘Hayırlı Cuma’nın üzerinden neredeyse 30 yıl geçmesine rağmen sürecin tam olarak tamamlanmadığıyla yüzleşmekti. Tarafların 30 yılın ardından hala belirli gerilim alanlarını taşımaya devam ettiklerini görmüş olduk. Buradan da görüyoruz ki barış lineer (doğrusal) bir süreç değil. Git-geller olması bir başarısızlık hikayesi olarak da okunmamalı. Bu konuda tüm katılımcılar olarak ortaklaştığımızı düşünüyorum” dedi.
Barış sonrasını düşünmek
İrlanda barış sürecinde kadınların üstlendiği rolün ise görüşmelerde öne çıkan başlıklardan biri olduğunu belirten Rümeysa Çamdereli, “İkinci bir konu da İrlanda barış sürecindeki kadınların rolü oldu. Çok dikkat çekici bir noktaydı. Kadınların yalnızca tartışmayı yönlendirmekle kalmayıp, doğrudan barış sürecinin yapısal bir parçası olarak konumlanması heyecan vericiydi. Ancak barış anlaşması sürecindeki belirgin aktifliğin zaman içerisinde azalması süreçte doğrudan yer alan bir konuşmacının da özeleştirisiyle anıldı. Barış aslında anlaşmadan çok daha fazlası anlaşma ise aslında her şeyin başlangıcı. 'Bu aşamadan sonrasını biz yeterince düşünememişiz' dedi. Bu konu da bence zihnimizde önemli bir yer edindi” ifadelerini kullandı.
'Anlaşmanın asıl sınavı komisyonlarda veriliyor'
Programda barışta rol alanların İrlanda deneyiminden çıkarılan en önemli derslerden birinin anlaşma sonrasında kurulan mekanizmaların işleyişi olduğunu söyleyen Rümeysa Çamdereli, şöyle devam etti: “Birkaç ders öne çıktı. Bunlardan en önemlisi, anlaşmanın asıl sınavın imzadan sonra kurulan komisyonlarda verildiğiydi. Silahsızlanmayı doğrulayan, izleme yapan, geçmişle yüzleşmeyi üstlenen yapıların başarısı iki şeye bağlıydı. Her iki taraftan da temsil ve gerçek bir izleme kapasitesi. Bir de dil meselesi var. Taraflar ancak ‘neyi istemediklerini’ değil ‘neyi istediklerini’ konuşmaya başladıklarında ilerleme olmuş.”
'Kadınlar kendi örgütlenmeleriyle müzakere masasına oturdu'
Kuzey İrlanda’da kadınların barış görüşmelerine katılmak için yürüttüğü örgütlenme deneyimine değinen Rümeysa Çamdereli, “Kuzey İrlanda’da kadınlar, kendi örgütlenmeleriyle masaya oturdu. 1996’da görüşmelere kimin katılacağını belirleyecek bir seçim yapılıyordu ve partilerde kadın neredeyse yoktu. Kadın örgütleri önce partilerde cinsiyet dengeli liste için lobi yaptı, sonuç alamayınca iki topluluktan kadınlarla Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu’nu kurdular ve katılım eşiğinin düşürülmesiyle masaya girdiler. Koalisyon anayasal statü konusunda taraf tutmadı. Eşitlik, kapsayıcılık ve insan hakları ilkelerinde birleşti ve iki topluluğa birden dayanan tek aktör olarak taraflar arasında köprü oldu. Bugün Meclis’te vekillerin yaklaşık yüzde 41’i kadın ve partilerüstü bir kadın grubu var. Dublin’de gördüğümüz en somut araç ise İrlanda’nın Kadın, Barış ve Güvenlik Ulusal Eylem Planı’ydı. Plan’da hedef, gösterge ve sorumlu kurum tek tek sayılıyor. Sivil toplumun da yer aldığı bir gözetim grubu süreci takip ediyor. Kadın örgütlerine öngörülebilir finansman taahhüt ediliyor. Benim çıkardığım sonuç şu: Kadınların barışa katılımı kendiliğinden gelmiyor. Kuralların tasarımı, izlenmesi ve finansmanı yoluyla sağlanıyor. Türkiye’de de barış talebini on yıllardır en ısrarla taşıyanların kadınlar olduğunu biliyoruz. Bu birikimin kalıcı yapılara dönüşmesi önemli” diye belirtti.
'Devletin misyonu dürüst bir alan açmak'
İrlanda barış sürecinin Türkiye’ye doğrudan uyarlanamayacağını ancak tarafların taleplerinin açık biçimde ele alınmasının ortak bir ihtiyaç olduğunu belirten Rümeysa Çamdereli, şöyle konuştu: “İrlanda’daki barış süreci Türkiye’ye doğrudan adapte edilebilecek bir süreç değil tabii ki. Hem ülke dinamiklerinin farklılığı hem de Britanya’nın dünya tarihi ve siyasetindeki yeri vs. tüm faktörler göz önüne alındığında, süreçler oldukça farklılaşıyor. Ancak tarafların taleplerinin açıklıkla ve dürüstçe ele alınmasına olan ihtiyaç belirgin bir şekilde ortak. Devletin ve tüm karar verici yapıların misyonu dürüst bir alan açmak ve sonrasında da burada açılan alanda ortaya çıkan ihtiyaçları istikrarlı bir şekilde takip etmek. İrlanda örneğinde dahi bu konuda büyük eksikler olduğunu görebiliyoruz. Ama dürüst bir alan ve istikrar bu konunun vazgeçilmezleri, bunu anlıyorum."
'Barışı yalnızca silahlı gruplar ve siyasetçiler kurmadı'
İrlanda barış sürecinde toplumun farklı kesimlerinin üstlendiği rolün de önemine değinen Rümeysa Çamdereli, “Görüşmelerimizden birinde şu konunun altı çizildi: Barışı yalnızca silahlı gruplar ve siyasetçiler kurmadı. İş dünyası, sendikalar, spor kulüpleri, barış örgütleri ve medya da süreci taşıdı. İş dünyası ile sendikaları bir araya getiren gayriresmi bir koalisyon, siyasetçilere masadan kalkmamaları için baskı yaptı ve 1998 referandumunda ‘evet’ kampanyasını destekledi. Medya için de ‘politikacıların istemediği haberleri yapmak barışın bir parçasıydı’ dendi. Ama konuşmacının bir cümlesi de çarpıcıydı: ‘Sosyal medya olsaydı, barış sürecini nasıl yürütebilirdik, emin değilim.’ Bu, bugün Türkiye’de kamusal dilin ve medyanın sorumluluğunu düşünmek için önemli bir hatırlatma. Kadın örgütleri de bu geniş koalisyonun içinde olumlu bir gündem kurma konusunda öncü olabilir” ifadelerini kullandı.
'Barışı kalıcı kılan demokratik kazanımların örülmesi'
Türkiye’de yürütülen sürecin başarıya ulaşması için ihtiyaç duyulan yol haritası üzerine de değerlendirmede bulunan Rümeysa Çamdereli, “Bugün süreç farklı adlarla anılıyor. Kimimiz ‘Terörsüz Türkiye’, kimimiz ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ diyor. Benim için önemli olan, bu adların ortak bir zeminde buluşabilmesi. Kuzey İrlanda Barış Endeksi’nin yaptığı ayrım burada yol gösterici. ‘Negatif barış’ şiddetin yokluğunu anlatıyor. ‘pozitif barış’ ise kurumlara güven, eşitlik ve adalet duygusu gibi barışı kalıcı kılan unsurları anlatıyor. Endekse göre son yıllarda Kuzey İrlanda’da şiddet belirgin biçimde azalmış, ancak barışı sürdüren yapılar neredeyse yerinde saymış. Bu bize şunu söylüyor. Silahların susması büyük ve kendi başına değerli bir eşik. Barışı kalıcı kılan ise demokratik ve toplumsal kazanımların aynı süreçte birlikte örülmesi” dedi.
'Barış ve demokrasi birlikte yürüyen iki hat'
Barışın kalıcı hale gelmesi için demokratik ve toplumsal kazanımların birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Rümeysa Çamdereli, “Bu yüzden barışı ve demokrasiyi birbirinin şartı olarak değil, birlikte yürüyen iki hat olarak görüyorum. Türkiye’de ayrıştırılarak tartışılma eğilimi olan barış ve demokrasi gündemlerinin ortak şekilde ele alınmasının ve gündeme getirilmesinin kritik önem taşıdığını düşünüyorum. Kadınlar bu sözü taşımaya ve Türkiye’yi yan yana barışın her haliyle konuşulduğu bir yer olarak hayal etmeye devam etmeye aday. 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek ‘Yan Yanayız, Geleceğiz Konuşuyoruz’ etkinliği de tam olarak bu ihtiyacı karşılaması için tasarlanıyor. Bu ve benzeri etkinliklerin ihtiyaç duyduğumuz yol haritasını ortak şekilde keşfetmek için önemli adımlar olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.







