1120’nci haftada yüzleşme ve adalet çağrısı
- 14:51 12 Eylül 2026
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri eylemlerinin 1120’nci haftasında 32 yıl önce gözaltında kaybettirilen Kenan Bilgin’in akıbetini sorarken, İrfan Bilgin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret ederek, “Devlet barış sürecinde samimi ise işlenen insanlık suçlarının mağdurlarıyla yüzleşmek zorundadır” dedi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla sürdürdükleri eylemlerinin 1120’ncisini İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Gözaltında kaybettirilenlerin fotoğrafları ve karanfillerin taşındığı eyleme çok sayıda hak savunucusu katıldı.
Bu haftaki eylemde, 12 Eylül 1994’te Ankara’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Kenan Bilgin’in akıbeti soruldu.
Basın açıklamasını Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe okudu.
12 Eylül’den bugüne cezasızlık
12 Eylül 1980 askeri darbesinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Ümit Efe, darbe döneminde çok sayıda kişinin devlet görevlileri tarafından gözaltına alındığını, işkence gördüğünü ve ardından gözaltına alındıklarının inkâr edildiğini belirtti.
Kenan Bilgin’in gözaltında kaybedilme sürecini anlatan Ümit Efe, “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alındı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Ailesi, avukatları ve İnsan Hakları Derneği, Kenan’a ulaşmak için girişimlerde bulundu. Ancak Ankara Emniyeti, Kenan’ın gözaltına alındığını inkâr etti. Bunun üzerine 11 tanık ortaya çıktı. Tanıklar, Kenan Bilgin’i Ankara Emniyeti’nde gözaltında ve işkencede gördüklerini kamuoyuna açıkladılar” dedi.
Bilgin ailesinin Kenan Bilgin’in bulunması ve akıbetinin ortaya çıkarılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğunu aktaran Ümit Efe, soruşturmayı yürüten dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapmasının engellendiğini ve Ankara’dan gönderildiğini belirtti.
Soruşturmayı daha sonra devralan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özden Tönük’ün gerekli soruşturma işlemlerini gerçekleştirmediğini kaydeden Ümit Efe, Kenan Bilgin’i hücreden götüren polisleri teşhis edebileceklerini söyleyen tanıkların ifadelerine rağmen bu yönde herhangi bir işlem yapılmadığını aktardı.
AİHM Türkiye’yi mahkûm etti
İç hukuk yollarından sonuç alamayan Bilgin ailesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu belirten Ümit Efe, AİHM yargıçlarının Ankara’da araştırma ve incelemelerde bulunduğunu, tanıkları, savcıları ve polis yetkililerini dinlediğini söyledi. Ümit Efe, “Mahkeme, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını ve 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu tespit etti. Bu süreçte Kenan’ın gözaltında tutulduğuna ilişkin hiçbir resmî kayıt tutulmadığını belirledi ve Türkiye’yi oybirliğiyle mahkûm etti” dedi.
AİHM kararına rağmen Kenan Bilgin’in akıbetini ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yürütülmediğine dikkat çeken Ümit Efe, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyada zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdiğini ve karara yapılan itirazların da reddedildiğini söyledi.
Gazeteci tanıklığı
Ümit Efe, gazeteci Özer Akdemir’in de o dönem Kenan Bilgin’e ilişkin bir mektup yazdığını ve Bilgin’in gözaltına alındığına dair tanıklıkta bulunduğunu aktardı.
‘Devlet yüzleşmek zorundadır’
Ardından söz alan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çekerek, “Devlet barış sürecinde samimi ise bu işlenen insanlık suçlarının mağdurlarıyla yüzleşmek zorundadır. Yüzleşmediği sürece bu ülkede barış olmaz” dedi.
Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı’na bırakılmasıyla sona erdi.







