Cumartesi Anneleri soruyor: Kayıplarımız nerede?

  • 13:25 29 Ağustos 2026
  • Güncel
 
 
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1118’inci haftasında 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla Galatasaray Meydanı’ndan seslenerek, "Kayıplarımız nerede? diye sordu. 
 
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında zorla kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla sürdürdükleri eylemlerinin 1118’inci haftasında Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla açıklama yapıldı. Basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan okudu.
 
‘Kayıplarımız nerede?’
 
30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nün, dünyanın farklı yerlerinde zorla kaybedilenlerin akıbetinin ortaya çıkarılması için yürütülen mücadelenin ortak günü olduğunu belirten Sebla Arcan, “Yarın, dünyanın dört bir yanında kayıp yakınları, kendilerinden zorla koparılan sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için aynı soruyu soracak: Neredeler? Biz de bu mücadelenin bir parçası olarak Galatasaray’dan soruyoruz: Kayıplarımız nerede? Çünkü bizim için zorla kaybetme, yalnızca bir insanın devletin kontrolü altında ortadan kaybedilmesi değildir. Ardından gelen inkâr, soruşturmaların etkisiz bırakılması ve faillerin korunması da bu suçun devamıdır” dedi.
 
Yakınlarının güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha geri dönmediğini hatırlatan Sebla Arcan, devletin kayıpların akıbetini ortaya çıkarmak yerine inkâr politikası yürüttüğünü belirterek, “Soruşturmalar etkisizleştirildi. Deliller karartıldı. Failler ve sorumlular korundu. İnkâr ve cezasızlıkla suçun üzeri örtüldü” ifadelerini kullandı.
 
‘Devletin görevi suçları gizlemek değil’
 
İnkâr ve cezasızlık sürdükçe hakikat ve adaletin sağlanamayacağını vurgulayan Sebla Arcan, şöyle devam etti: “İnkâr sürdükçe hakikat ortaya çıkamaz. Cezasızlık sürdükçe adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadıkça yeni ihlallerin önü alınamaz. Bu nedenle talebimiz yalnızca kayıplarımızın bulunması değildir. Hakikatin açığa çıkarılmasını, fail ve sorumlulardan hesap sorulmasını, adaletin sağlanmasını ve bir daha hiç kimsenin zorla kaybedilmemesini istiyoruz.”
 
30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla devleti yönetenlere seslenen Sebla Arcan, “Devletin görevi suçları gizlemek değil, açığa çıkarmaktır. Failleri korumak değil, hesap vermelerini sağlamaktır. Aileleri susturmak değil, hakikati bilme haklarını güvence altına almaktır. İhlal üreten bir düzenin normalleşmesini kabul etmiyoruz. Geçmişin ağır suçlarıyla yüzleşmeden, hakikati ortaya çıkarmadan, mağdurların haklarını tanımadan ve cezasızlığı ortadan kaldırmadan gerçek bir barıştan ve demokrasiden söz edilemez” diye belirtti.
 
‘Kayıplarımızın akıbeti açıklansın’
 
İnsan haklarını merkeze alan bir hukuk düzeninin kurulması gerektiğini dile getiren Sebla Arcan, taleplerini şu sözlerle sıraladı: “Kayıplarımızın akıbeti açıklansın. Kayıplarımız bulunsun. Failler ve sorumlular açığa çıkarılsın. Zorla kaybetme suçları etkin biçimde soruşturulsun. Cezasızlık politikalarına son verilsin. Hakikati bilme hakkımız güvence altına alınsın. İhlal üreten sistem demokratikleşsin.”
 
Sebla Arcan, kayıpların akıbeti ortaya çıkarılana ve sorumlular hesap verene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini kaydederek, “Kayıplarımızı unutmuyoruz. İnkârı kabul etmiyoruz. Cezasızlığı kabul etmiyoruz. Hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz” dedi.
 
Eren Keskin: Failleri belli
 
Açıklamanın ardından söz alan avukat Eren Keskin, Türkiye’nin zorla kaybetmelere ilişkin uluslararası sözleşmeyi imzalamamasına dikkat çekti. Zorla kaybedilenlere ilişkin dosyaların zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmaya çalışıldığını belirten Eren Keskin, “Bir devlet gerçekten faili meçhulleri çözeceğiz diyorsa her şeyden önce uluslararası sözleşmeleri imzalar. Ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti bilinçli olarak bu sözleşmeye imza atmıyor. Zorla kaybedilen insanlarımızın dosyalarında zamanaşımından düşüm kararı verilmeye çalışılıyor” dedi.
 
Adalet Bakanlığı’nın son dönemde faili meçhul dosyaların çözüleceğine yönelik açıklamalarına değinen Eren Keskin, “Buradaki dosyaların çoğu aslında faili meçhul de değil, failleri belli. Eğer bakanlık isterse aileler bu konuda zaten savcılara yardımcı olur. Tüm taleplerimiz hep reddedildi. Zamanaşımından düşüm kararları verildi” ifadelerini kullandı.
 
‘Mücadelelerini sahiplenmeye devam ediyoruz’
 
Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç da 32 yıldır Galatasaray Meydanı’ndan yetkililere seslendiklerini belirterek, “Failler bulunsun, sorumlular yargılansın. Burada doğan çocuklar şu an 32 yaşında. Senelerdir mücadele ediyoruz ama hiçbir gelişme yaşanmadı. Cumartesi İnsanları’ndan yitirdiğimiz anne babalar oldu. Çocuklarının durumunu öğrenemeden yaşamlarını yitirdiler. Onların da yerine bu mücadeleyi sahiplenmeye devam ediyoruz. Dile getirmediğimiz hiçbir kaybımız kalmadı” dedi.
 
‘Biz geçmişin hafızasıyız’
 
Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır ise Galatasaray Meydanı’nın yalnızca bir meydan değil, aynı zamanda hafıza mekânı olduğunu vurguladı. Mikail Kırbayır, “Biz geçmişin hafızasıyız. Korkmuyoruz, bıkmıyoruz. Yakınlarımızın akıbeti açıklanana, failleri yargılanıncaya kadar bu mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.