
Sultan Bozkurt: Sayın Öcalan’ın koşulları iyileştirilsin
- 09:06 29 Ağustos 2025
- Güncel
Elfazi Toral
İSTANBUL – Komisyon toplantısına katılan İstanbul Barış Anneleri’nden Sultan Bozkurt, “100 yıllık bir sorunun içerisindeyken hâlâ burada kendi dilimle kendimi ifade edemiyorsam demek ki sorunlar hâlâ çok ağır ve derindir. Ondan dolayı her şeyden önce biz Sayın Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz. Kürtler adım attı, sıra devlette” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başlamasıyla birlikte Meclis'te Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu. Komisyon 20 Ağustos'ta Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri’ni dinledi. Toplantıda yer alan Barış Anneleri Kürtçe konuşma gerçekleştirmek istedi. Ancak Kürtçe konuşma Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından engellendi.
Komisyon toplantısında yer alan annelerden İstanbul Barış Annesi Sultan Bozkurt komisyona dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Geçmiş süreçleri hatırlattı’
Sultan Bozkurt, sözlerine geçmiş dönemlerdeki süreci hatırlatarak başladı: “Komisyon kurulunca geçmiş zamanlar aklımıza geldi. 3 kere bu barış süreçleri oluştu. Avrupa’dan arkadaşlar gelmişti o zamanlar. Geldikleri gibi cezaevine koydular. Önder Apo’nun çağrısıyla gerillalar silahlarını indirdiler. Gerillalar Xabur’e gelmişti. Xabur kapısına geldikleri zaman Diyarbakır'dan Xabur’e kadar insan gelmişti. O zaman gelenleri de tutuklamışlardı. Bazıları da mecbur kalıp kaçmak zorunda kalmışlardı. 2013 yılında Dolmabahçe süreci başlamıştı. Önderlik diyordu, halkın içinde dolaşsınlar; onu da yaptılar. Dolmabahçe masası devrildiğinde o zaman 18 ay İstanbul Barış Anneleri olarak orada oturma eylemi yaptık. Sonrasında bizi de ortadan kaldırdılar.
2024 Ekim’inde Bahçeli Meclis’te, ‘Abdullah Öcalan gelsin DEM Parti adına konuşsun ve umut hakkından faydalansın’ çağrısında bulunmuştu. Bahçeli bu çağrıyı yaptıktan sonra bizim de kalbimizde bir umut oluştu. Dedim, demek ki eğer bu devlet zor duruma düşmezse Bahçeli bu çağrıda bulunmazdı. Sayın Öcalan da 27 Şubat'ta cevap verdi. Gerillalara kendilerini feshetme çağrısında bulunmuştu. Gerillalar bugüne kadar Sayın Abdullah Öcalan’ın yanında olmuştur. Sayın Öcalan hiçbir zaman Kürt halkı ve diğer tüm halklar için yanlış yapmamıştır.”
‘Sorunlar Meclis’te çözülür’
Abdullah Öcalan’ın başlattığı ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin sadece Kürt halkı için değil, tüm ezilen halklar için olduğunu söyleyen Sultan Bozkurt, Abdullah Öcalan’ın manifestosu ile dünya sorununun çözülebileceğini belirtti. PKK’nin kendini feshetmesine rağmen hâlâ saldırıların devam ettiğini ifade eden Sultan Bozkurt, devletin somut bir adım atmadığını dile getirdi. Sultan Bozkurt, “Gerillalar silahlarını da yaktı. Silahlarını yaktıkları zaman silahların artık işe yaramadığını sembolik olarak gösterdiler. Bu süreç sonrasında komisyon kuruldu. Sayın Öcalan Meclis’te komisyonun oluşmasını her zaman söylüyordu. Çünkü çözüm süreçleri ancak Meclis’te olur. Meclis bugün devleti temsil ediyor. Bu sorunun çözüme ulaşması da ancak orada sağlanabilir. Tüm kararlar o Meclis’te veriliyor, çözüm de oradadır. Öyle söylediğinde bir komisyon oluştu. Komisyon kurulduğu zaman biz annelere biraz da olsa bir umut verdi. İnşallah bu dönem gerçekten bir barış olur” diye kaydetti.
‘Bu davanın sahipleri bizleriz’
Barış Annelerinin komisyonla yaptığı görüşmeyi değerlendiren Sultan Bozkurt, “Bize Meclis’e gitmemiz için bir haber geldi. 3 annenin komisyonla görüşme gerçekleştirmesi gerektiğine dair bir haberdi. Komisyon kurulduğu zaman biz anneler de dedik ki bu komisyonda yer almak istiyoruz. Çünkü savaş ve barışın birebir hissedeni annelerdir. Fakat komisyonda annelere yer vermediler. Çağrı yapıp gelin dediklerinde yıllardır derdimizi anlatmak için çabalıyorduk. Biz de işin aslını dile getirmek ve yer almak istiyorduk. Biz Kürt çocuklarının annesiyiz. Asker annelerinin de çocukları şehit düşüyor ama Kürt annelerinin yürekleri onlar kadar yanmıyordur. Bu kadar zulüm onlara yapılmamış. Onların çocukları bizim çocuklarımızı ‘terörizm’ adı altında hedef gösterdiler. Türkler de ‘vatan için her şey feda olsun’ sözüyle hareket ediyorlar. Çocuklarını da bu yüzden feda ediyorlar. Ama hiçbir zaman Türk halkına hakikati anlatmamışlar. Türk halkına gerçek anlatılsaydı, hakikat anlatılsaydı Kürt halkıyla birlikte bir devlet kurarlardı. Biz Cumhuriyeti birlikte kurduk. Ama maalesef hak ve hukukumuz içinde yok. Dilimiz, kültürümüz, varlığımız, kimliğimiz yok. Bu hakikati Türk halkı bilmiyor. Devlet onlara ne demişse sadece onu anlıyorlar. Bu savaşın hakikatini Kürt anneleri biliyor. Biz varlığımız, kimliğimiz ve adımız için her şeyimizi feda ettik. Bu sebeple bu davanın sahipleri bizleriz” ifadelerine yer verdi.
‘Süreci sabote etmemek için Türkçe konuşmaya karar verdik’
Sultan Bozkurt, komisyon toplantısında Kürtçe konuşulmasına izin verilmemesine tepki göstererek şöyle dedi: “Bizi komisyona çağırdıklarında Kürtçe konuşmamızı istemediler. Biz de orada Kürtçe konuşmayacaksak nasıl konuşacağız? Hep Kürtçe düşündük biz. Kürtçe düşününce bunu Kürtçe aktarmak gerekir. İlk başta Kürtçe konuşulacak dediklerinde keyfimiz yerine geldi. Kendimizi de ona göre ayarladık. Demek ki gerçekten bu süreç düzgün ilerleyecek dedik. Ankara’ya gittiğimiz zaman ‘hayır’ demişlerdi. Biz 3 anneydik, her birimizin konuşmasını 10 dakikaya indirmişlerdi. Eğer Kürtçe konuşursak kayıt tutmayacaklarını söylemişlerdi. Bizim amacımız zaten bir kaydın olmasıydı. Kayıt olmazsa gidip Numan Kurtulmuş’a ne diyeceğiz? Numan Kurtulmuş Kürtçe konuşmamızı yasaklamıştı. Ben de bu durumu protesto edeceğimizi söyledim. Ya Kürtçe konuşacaktık ya protesto edecektik. Protesto etmedik. Çünkü süreci sekteye uğratmak istemedik. Süreç bozulsa annelerin bu süreci sabote edeceklerini söyleyeceklerdi. Bu sürecin bozulmaması için biz mecbur kaldık, iki anne olarak Türkçe konuşmaya karar verdik. Bir daha Meclis’e gittik. Orada komisyona, Türkçe bilmediğimizi ve Kürtçe konuşmak istediğimizi söyledik. Böylesi bir sürece girdik ama hâlâ Türkçe bilmeyen bir annenin Kürtçe konuşmasına tahammülleri yok. Bizim açımızdan çok ağır bir şeydi bu. Kalbimizi kırdılar. 100 yıllık bir sorunun içerisindeyken ben hâlâ burada kendi dilimle kendimi ifade edemiyorsam demek ki sorunlar hâlâ çok ağır ve derindir.”
‘Bu sürecin kurucusu Sayın Öcalan’dır’
Sürece dair somut adım atılması gerektiğini paylaşan Sultan Bozkurt, Abdullah Öcalan’ın komisyonda yer alması gerektiğini söyledi. Sultan Bozkurt, “Bu sürecin kurucusu Sayın Öcalan'dır. Çünkü Öcalan bugüne kadar yanlış yapmamış ve yapmaz da. Kürt halkı ona çok güveniyor. Her şeyden önce biz Sayın Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz. Biz halkın içindeyiz, somut adımlar atılmadığından dolayı sürece güvenmiyorlar. 3 keredir bu süreci yaşıyoruz. Bu nedenle devlete olan inanç kalmamış durumda. Kürtler adım attı, sıra devlette. Hâlâ hasta tutsakları bırakmadılar. 30-33 yıllık tutsaklarımız cezaları bitmesine rağmen hâlâ içerideler. Tüm tutsakların çıkması gerekiyor. Anayasada düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bugün çocuklarımız çıktığında yarın tekrar içeri almasınlar. Tecrit sadece İmralı'da değil her yerde. Bu tecrit kalksın. Öcalan İmralı’da olmasına rağmen her şeyi yaptı. Ama bunlar devlet olmalarına rağmen bir şey yapmıyorlar. Asker annelerini ve barış annelerini bir araya getirmediler. Tüm şehit ve gerilla ailelerini yan yana getirip gerçeği söylemeleri gerekir. Eğer gerçeği anlatsalar ben asker annelerinin de karşı olmayacağından eminim. Sürekli Kürtlere terör damgası vurdular ama Kürtler ne teröristtir ne düşmandır. Kürtlerin davası herkesi kapsar. Çağrımız asker annelerine: Artık bunlara inanmamaları gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘Hak hukuk adalet…’
Sultan Bozkurt son olarak şu sözleri kullandı: “Hak, hukuk, adalet diyoruz. Biz artık devletin de silahlarını bırakmasını istiyoruz. Biz şimdiki gençlerimize ve torunlarımıza barış, kardeşlik içinde güzel bir dünya bırakalım. Buradan Türk annelerine çağrımdır; demesinler bir çocuğumuz gitti, diğerini de verelim. Vatan hiçbir yere gitmiyor. Devlet gelip vatan içine girmemiş. Birlikte bu vatanı inşa ettik. Biz Türklerin düşmanı değiliz. Hak, hukuk, adalet olmayan bir yerde hiçbir şey yoktur. Erdoğan almayı, savaşmayı biliyor ama insanlar aç. Aldığı silahı da halkına doğrultuyor. En başta bizim Kürt kimliğimizi kabul edecekler. Kürt halkını yok sayarlarsa, Kürt halkı da bunu kabul etmez. Artık her şeyin farkındalar. Kürt halkı için taleplerimiz var. Derhal somut adım atmaları gerekiyor. Sayın Öcalan’ın koşullarını iyileştirsinler ve bir birliktelik oluştursunlar. Cezaevlerindeki tutsaklarımızı serbest bıraksınlar. Atılması gereken en temel adım budur. Biz kendi aramızda barışı sağlamazsak, diğer ülkeler arasında olduğu gibi bize de saldırırlar.”