Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde temsiliyet vurgusu
- 15:52 4 Ekim 2026
- Dünya
HABER MERKEZİ – Fas’ın Sale kentinde düzenlenen 19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde kadınların eşitlik mücadelesi, sinemanın insan haklarıyla ilişkisi ve kadınların sinemadaki temsili tartışıldı.
Fas’ın Sale kentinde düzenlenen 19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali sona erdi. Festival boyunca kadınların toplumsal ve siyasal alandaki mücadelesi, sinemanın insan hakları ve sivil toplumla ilişkisi ile kadınların sinemadaki temsili ele alındı.
NûJINHA’da yer alan habere göre, festival kapsamında Faslı araştırmacı, siyasetçi ve Birleşmiş Milletler uzmanı Ayşe Belarbi’nin Fas’ta Kadınların Testi: Erkekler ve Kadınlar Arasında Eşitlik adlı kitabı da tanıtıldı. Faslı kadın sinemacıların yapımlarına geniş yer verilen festivalde, kadın hareketinin tarihsel mücadelesi ve eşitlik talepleri de tartışıldı.
Fas’ta kadınların eşitlik mücadelesi
Ayşe Belarbi’nin kitabının tanıtımı kapsamında düzenlenen söyleşide, Fas’taki kadın hareketinin tarihsel gelişimi ve kazanımları ele alındı. Ayşe Belarbi, kadınların eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi, ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması ve uluslararası sözleşmeler doğrultusunda haklarının güvence altına alınması için uzun yıllardır mücadele yürüttüğünü belirtti.
Kadın ve erkeklerden oluşan farklı kuşakların bu mücadelenin şekillenmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Ayşe Belarbi, feminizmin tek bir biçiminin olmadığını ve kadınlara dışarıdan dayatılan tek bir modelden söz edilemeyeceğini söyledi. Ayşe Belarbi, bunun karşısında “devlet feminizmi” olarak tanımlanan bir yaklaşımın da bulunduğunu belirterek, kadınların üst düzey karar alma mekanizmalarında yer almasının bu kapsamda değerlendirildiğini ifade etti.
Son 10 yılda feministlerin taleplerini daha güçlü biçimde görünür kıldığını kaydeden Ayşe Belarbi, kadın hareketinin önerilerinin birçok girişimin hayata geçirilmesine katkı sunduğunu söyledi. Bunun, Faslı kadınların mevcut eşitsizlikleri ve ataerkil sistemin temellerini sorgulamasına da katkı sağladığını belirtti. Eşitliğe ulaşmanın önünde halen birçok engel bulunduğunu vurgulayan Ayşe Belarbi, mücadelenin uzun soluklu olduğuna dikkat çekti.
‘Kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasalar değiştirilmeli’
Ayşe Belarbi, kitabını insan hakları ve siyasi aktivizm deneyimlerinden hareketle hazırladığını belirterek eşitlik ilkesini savunduğunu ve insan hakları kültürünün geliştirilmesini amaçladığını söyledi. Dini metinlerin toplumsal gelişmeyle uyumlu biçimde yorumlanması gerektiğini ifade eden Ayşe Belarbi, karar alma mekanizmalarında erkek egemenliğinin sürdüğüne dikkat çekti. Ayşe Belarbi, “Kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasaların değiştirilmesini istiyoruz. Bu yasalar kadınların önünü kesiyor ve karar alma makamlarına ulaşmalarını engelliyor” dedi.
Solun parlamentodaki ve hükümetteki konumuna da değinen Ayşe Belarbi, solun önceki ağırlığını kaybettiğini belirtti. Fas hükümetinin toplumun taleplerine kulak vermesi ve farklı kesimlerle diyaloğu güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
Sinema, kadınların mücadelesini görünür kılıyor
Festival kapsamında düzenlenen “Sinema ve Sivil Toplum” başlıklı oturumda ise sinema ile sivil toplum arasındaki ilişki tartışıldı. Katılımcılar, yaratıcı ve estetik bir sanat biçimi olarak sinemanın özellikle insan hakları ihlalleri, toplumsal eşitsizlikler ve adalet mücadelelerinin görünür kılınmasındaki rolünü değerlendirdi. Sinemanın insan hakları ve adalet mücadelelerinin önemli bir aracı olabileceği belirtilirken, sanatın sivil toplumun gündemleriyle ilişkisi de tartışıldı.
Oturumda kadınların sinemada ve ekranda halen kalıplaşmış rollerle temsil edilmesi de gündeme geldi. Kadınları geleneksel rollerle sınırlayan ataerkil bakış açısının sinema üzerindeki etkileri tartışıldı.
Fas tarihine yön veren kadınları konu alan belgesel filmler de oturum kapsamında ele alındı. Bu yapımlardan biri, 11 Ocak 1944’te Bağımsızlık Manifestosu’nu imzalayan tek kadın olan ve ulusal harekete erken dönemde katılan Malika El Fassi’nin yaşamını konu alıyor.
Faslı yönetmen Leyla El-Triki’nin yönettiği bir başka filmde ise 1977’de Derb Moulay Şerif’te diğer kadınlarla birlikte gözaltına alınan aktivist Fatna El-Bih’in hikâyesi anlatılıyor. Filmde, tutukluların Fatna El-Bih’i moralini bozmak ve aşağılamak amacıyla “Raşid” olarak adlandırdığı aktarılıyor.
Katılımcılar, sinemanın yalnızca bir sanat ve ifade biçimi değil, toplumsal dönüşümü destekleyebilecek güçlü bir alan olduğuna dikkat çekti. Sinemanın insan haklarının ve adalet mücadelelerinin görünür kılınmasında sivil toplum açısından önemli bir araç olduğu vurgulandı.
‘Göç’ festivalin büyük ödülünü kazandı
Festivalin Sale kentindeki Hollywood Sineması’nda düzenlenen kapanış töreninde uzun metraj ve belgesel kategorilerindeki resmi yarışmanın ödülleri sahiplerini buldu.
Suudi yönetmen Shahad Ameen’in yönettiği Göç filmi festivalin Büyük Ödülü’nü aldı.
Faslı yönetmen Maryam Touzani’nin Malaga Street filmi Jüri Ödülü’nü kazanırken, Fransız yönetmen Leyla Benni’nin Şana filmi En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü’nü aldı.
Shahad Ameen’in Göç filminde rol alan Khayria Nazmi ve Lamar Faden, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü paylaştı.
Kanadalı yönetmen Anne Amon’un The Height of Everything filmindeki rolüyle Patrick Yvonne, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı.
En İyi Belgesel Film Ödülü ise Faslı yönetmen Hind Bensari’nin Out of School (Okul Dışında) adlı filmine verildi.







