‘Demokratik eğitim ve toplumu birlikte savunmalıyız’

  • 09:03 8 Eylül 2026
  • Güncel
Melek Avcı
 
ANKARA - Eğitimin demokratikleşmesinin toplumun demokratikleşmesinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, barış sürecinin anadilinde eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar eğitim politikalarının yeniden tartışılması açısından önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi.
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), “Eşitlik ve Özgürlük İçin” temasıyla 25-29 Ağustos 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği 6’ncı Demokratik Eğitim Kurultayı’nın sonuç bildirgesini geçtiğimiz günlerde açıkladı. Bildirgede, anadilinde çok dilli eğitime, demokratik müfredat ve okul anlayışından toplumsal cinsiyet eşitliğine, bilimsel ve özerk üniversiteler ve ekolojik eğitime kadar çok sayıda başlık ele alındı.
 
Yapılan kurultay ve açığa çıkan talep ve öneriler üzerine Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım değerlendirmelerde bulundu. 
 
Kurultay ile eğitim politikaları ve yeni mücadele hattını oluşturduklarını ifade eden Simge Yardım, 12 yılın ardından bu çalışmanın olduğunu söyledi. Simge Yardım, “12 yıllık bir süre geçti ve bu 12 yıllık süre içerisinde eğitim politikaları açısından ciddi bir geriye gidişle, dönüşüm süreciyle karşı karşıyayız ve dolayısıyla eğitim sendikası olarak, eğitim politikalarına ilişkin görüşlerimizi ifade ediyoruz. Ancak bu politikaların her birine ilişkin çok daha kapsamlı bir tartışma yürütmeye, mücadele hattı oluşturmaya ve buraya dair bir perspektif sunmaya ihtiyacımız vardı. Kurultay hazırlık çalışmalarını yürütürken de tüm şubelerimizle ayrıntılı tartışmalar yürüttük. Atölyeler, paneller, çalıştaylar yaptık. Eğitim emekçileriyle, akademisyenlerle buluştuk. ‘Ne yaşanıyor? Milli Eğitim Bakanlığı ne yapmak istiyor?  Eğitim politikaları açısından olması gereken nedir?’ kısmını tartıştık” diye belirtti. 
 
‘Her bir başlığı atölye çalışmasıyla derinleştirdik’
 
Eğitimin, en temel kamusal hizmetlerden biri olduğunu söyleyen Simge Yardım, eğitimin aynı zamanda toplumsal bir süreç olduğuna dikkat çekti. İktidarın eğitimi bir araç olarak kullandığını kaydeden Simge Yardım, “Asimilasyon politikaları eğitim aracılığıyla işliyor. Cinsiyet eşitsizlikleri eğitim aracılığıyla büyütülüyor. Laiklik, eşitlik, özgürlük eğitimden bir bir tasfiye ediliyor. Dolayısıyla bu da eğitimin toplumsal boyutunu açığa çıkaran bir nokta ve buraya ilişkin tartışmalar önümüzdeki dönem politikalarımızı da güçlendirmiş oldu. Kurultaydaki beş günlük tartışmada kapsamlı raporlar çıkartmış olduk. Altı ana başlık tartıştık ve her bir başlığı, atölye tartışmalarıyla derinleştirerek kapsamlı bir rapora dönüştürdük. Ancak tabii ki bu yeterli değil. Bundan sonraki çalışmalarımızda bu süreci yürütmeye devam edeceğiz” sözlerini kullandı. 
 
‘Eğitimin demokratikleşmesi toplumun demokratikleşmesiyle iç içe’
 
Eğitimin demokratikleşmesi ile toplumun demokratikleşmesinin iç içe olduğunun altını çizen Simge Yardım, devam eden barış süreci ile demokratik eğitim arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Simge Yardım, “Demokratik toplumu tartışıyoruz. Demokratik toplumu tartıştığımız zemin aslında demokratik eğitimi de tartışmamız gereken bir süreç. Bunu en başta ana dilinde eğitim hakkı üzerinden tanımlayabiliriz ve tartışabiliriz. Bu konu kurultayımızın da temel başlıklarından birisiydi. Biz nasıl bir ana dilinde eğitim hakkının olmasını istiyoruz? Nasıl bir eğitim planlıyoruz? Politik boyutu ne olmalı ve neden ihtiyaç kısmını tanımladık? Bunu yıllardır ifade ediyoruz. Ancak sadece ana dilinde eğitimle de değil, cinsiyet eşitlikçi bir eğitim, ekolojik eğitim tartışmalarını yürüttük. Demokratik eğitim tartışmalarını, demokratik üniversite tartışmalarını yürüttük. Dolayısıyla eğitimin bu anlamıyla demokratikleştirilmesinin barış süreciyle de bağlantılı olduğunu ifade edebiliriz ve dolayısıyla eğitim emekçileri bu anlamıyla da bugün barışı daha fazla sahiplenmeli” sözlerine yer verdi.
 
‘Eğitim emekçileri barışı daha fazla sahiplenmeli’
 
Simge Yardım devamında şunları belirtti: “Barış talebini daha fazla ifade etmeli ki aslında barış müfredatlarıyla yeni eğitim politikalarıyla, eğitim politikalarının yeni baştan yazılmasıyla tam da bugün asimilasyonun temeli olan, milliyetçiliğin bu kadar yüceltildiği eğitimin değiştirilmesi tam da bu sürece denk gelen bir noktada olacak. Barış sürecinde bugün bir bütün olarak toplumun demokratikleştirilmesine dönük önümüzdeki dönemde yeni adımların atılması bekleniyor. İşte üniversitelerin özgürleşmesi de bu anlamıyla çok kıymetli. Ama bunların sadece YÖK'ün yaptığı gibi tanımlanması değil gerçekten fiili olarak uygulamaya geçirilmesi çok önemli.”
 
‘Barış Akademisyenleri iade edilmeli’
 
Barış Akademisyenlerinin hala göreve iade edilmediğinin altını çizen Simge Yardım, “YÖK'ün barış müfredatı anlamlı olmakla birlikte, esas taleplerimizden birisi Barış Akademisyenlerinin iadesidir. Yine barış süreciyle çok bağlantılı bir biçimiyle KHK'li eğitim emekçilerinin, kamu emekçilerinin iadesi temel taleplerimizden birisi. Bir gecede arkadaşlarımız işinden edildi. Bu örgütlenme hakkının ihlaliydi. Arkadaşlarımızın yaşam hakkını, emeğini ihlal etmek anlamına da gelmişti. Dolayısıyla yine KHK'li emekçilerin iadesi de bu dönemle çok bağlantılı bir biçimiyle yürüyecek. Kız çocuklarının eğitim hakkı, cinsiyet eşitliğinin sağlanması dediğimiz şey yine barış sürecinden çok bağımsız değil. Çünkü barış süreci tam da aslında kadınların eşit ve özgür bir yaşama ulaşmasını sağlayacak bir süreçtir” dedi. 
 
‘Kadınların eşit ve özgür yaşamı barış sürecinden bağımsız değil’
 
Kız çocuklarının eğitim hakkı ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının da barış sürecinden bağımsız olmadığını söyleyen Simge Yardım, savaşlardan en fazla kadınların ve çocukların etkilendiğine işaret etti. Simge Yardım şöyle konuştu: “Barış süreci tam da kadınların eşit ve özgür bir yaşama ulaşmasını sağlayacak bir süreçtir. Biz kadınlar bugün çok ciddi saldırılarla karşı karşıyayız. Savaştan en fazla etkilenenler de yine biz kadınlar ve çocuklarız. Dolayısıyla tüm bunları aşmak, eşit ve özgür bir yaşamı kurmak, kız çocuklarının eşit eğitim hakkına kavuşmasını sağlamak barış süreciyle ve demokratikleşmeyle çok iç içe. Biz o kurultayda ‘eğitim nasıl demokratikleşir’ diye tartışırken, aslında toplumun nasıl demokratikleştirileceğini tartışmış olduk. Çünkü eğitim sistemi nasıl oluşursa toplum da bu biçimiyle oluşacaktır.” 
 
‘Demokratik toplumu ve eğitimi hep birlikte savunmalıyız’
 
Kurultayın sonuç bildirgesini hatırlatan Simge Yardım, hazırlanan raporları da daha sonra kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Eğitime ilişkin tartışmaların barış süreciyle bağlantısını kurarak çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Simge Yardım, “Bu kurultay bize, eğitim emekçilerine güç katan bir kurultay oldu. Doğal olarak tüm topluma da güç katan bir süreç oldu. Savunduğumuz şeylerin bir kez daha ayrıntılı raporlarını çıkarmış olduk. Bu sadece Eğitim Sen’in yürüteceği bir çalışma olmayacaktır. Eğitim politikalarına ilişkin bu çalışmaları, tüm toplumsal kesimlerle bir arada yürütmek çok önemli olacak. Anadilinde eğitim hakkını, demokratik eğitimi, demokratik toplumu hep birlikte savunmak gerekiyor. Çok önemli bir tarihsel süreçteyiz ve bu çok büyük bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirmek bizlerin ve çocukların geleceğini belirleyecek. Çocukların eğitim hakkını belirleyecek. Dolayısıyla bu açıdan da bizim için önemli bir kurultay oldu” dedi.