Sincan Cezaevi’nde tutsakların tahliyeleri engelleniyor
- 09:06 8 Eylül 2026
- Güncel
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 30 yılı aşkın süredir tutulan Nuriye Adet, Gülşen Adet ve Nedime Yaklav’ın tahliyeleri İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla defalarca ertelendi. DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl, “İGK’ler infaz ertelemelerini bırakıp dönemin barış ruhunu taşımalı” dedi.
Sincan F Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla siyasi tutsakların tahliyeleri engellenmeye devam ediyor. Nuriye Adet, Gülşen Adet ve Nedime Yaklav, 30 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulmalarına rağmen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliye edilmiyor.
Tahliyesi 7’nci kez engellenen Nedime Yaklav, son kararla birlikte 35 yılı aşkın süre cezaevinde kalmış olacak. 32 yıldır tutsak olan ve 2024’ten bu yana tahliyesi engellenen Gülşen Adet’in tahliyesi, ağustos ayında 6’ncı kez bir yıl süreyle ertelendi. 32 yıldır tutsak olan Nuriye Adet’in tahliyesi ise 19 Ağustos’ta 6’ncı kez bir yıl süreyle ertelendi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl, Sincan Cezaevi’nde tahliyeleri engellenen kadınların durumuna dikkat çekerek, İdare ve Gözlem Kurullarının işleyişinin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
‘Siyasi bir adım olarak adlandırmıyoruz’
Demokratik Toplum Süreci ekseninde yasal düzenlemelerin konuşulduğu bir dönemden geçildiğini hatırlatan Sevda Çelik Özbingöl, böyle bir süreçte hâlâ cezaevlerinde yaşanan hukuksuzlukların gündemde olduğuna dikkat çekti. İdare ve Gözlem Kurullarının uygulamalarına işaret eden Sevda Çelik Özbingöl, “Hayati bir konuyu hiçbir meselenin önüne koymaksızın kendi özgünlüğünde siyasi sürecin adımı olarak adlandırmıyoruz. Özellikle insanla ilgili olan birçok süreçte de hukuki olarak düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu hukuksuzluğun toplumsal, siyasi ve hukuki boyutunu da konuşmamız gerekiyor” dedi.
‘Farklı sorunlarla mücadele eden yüzlerce tutuklu var’
Cezaevlerindeki tutuklu sayısının “çok fazla” olduğunu belirten Sevda Çelik Özbingöl, “Bunun yanında uzun yıllardır cezaevlerinde hükümlü olarak ailelerinden uzakta, cezaevinin farklı sorunlarını kendi içerisinde taşıyan ve mağduriyetleri yaşayan, farklı hastalıklarla mücadele eden yüzlerce tutuklu sorunsalı hepimizin önemli gündemlerinden bir tanesidir. Siyasi, toplumsal cenahın da önemli gündemlerinden bir tanesi olması gerekiyor” diye belirtti.
‘Toplumsal duyarlılık oluşmalı’
“Cezaevlerinde İdare ve Gözlem Kurullarının infaz ertelemelerini bırakıp dönemin barış ruhunu taşıması gerekiyor” diyen Sevda Çelik Özbingöl, şöyle devam etti: “Bu temelde toplumsal hassasiyet ve duyarlılığın oluşması gerekiyor. Sincan Cezaevi’nde tutuklu, hükümlü sayısının yanında 30 yılı dolduran, var olan hukuki mevzuat gereği tahliye olması gereken kadınlar var. Türlü sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olan birçok arkadaşımız var. Sincan Cezaevi’nde 4 tane kadın arkadaşın tahliyesi tekrardan engellendi. Nedime Yaklav, Hicran Binici, Nuriye Adet ve Gülşen Adet’in yaşadıkları mağduriyet sadece onlarla sınırlı değil. İGK’lerin bu süreçte daha yapıcı, daha barışçıl ve sürecin ruhunu içerisinde taşıyan kararlar vermesi gerekiyor.”
‘İGK’lerin işleyişi gözden geçirilmeli’
İdare ve Gözlem Kurullarının hukuki niteliğinin tartışılması gerektiğini vurgulayan Sevda Çelik Özbingöl, “Cezaevi Gözlem Kurulları dönemin ruhuna ve ihtiyaçlara cevap veren kurumlar değil. Bu pratikler de bize açık bir şekilde göstermektedir. Tahliye olması gereken yüzlerce tutuklu bulunuyorken Cezaevi Gözlem Kurullarının kararları doğru değil. Hukuki pozisyonu ve işleyişinin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.







