Gülistan Kılıç Koçyiğit: Çerçeve yasa güven ortamını güçlendirecek
- 13:30 22 Haziran 2026
- Siyaset
ANKARA - Güncel gelişmelere dair konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürece ilişkin belirsizliklere hukuki zeminin yanıt olacağını belirterek, "Çerçeve yasanın" sürecin kapsamını, ilkelerini, işleyişini ve demokratik denetim mekanizmalarını belirleyerek, güven ortamını güçlendireceğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin hayat bulmasıyla toplumsal barışın, demokratik çözümün ve ortak yaşamın önünde duran sorunların ortadan kalkacağını belirterek, toplumda umudun güçlü bir şekilde devam ettiğini söyledi. Toplumda büyüyen umudu büyütmenin herkesin sorumluluğu olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürecin yol alabilmesi için hukuki bir zemine, demokratik mekanizmalara ihtiyaç olduğunu söyledi.
'Süreç yasalaşmalı'
Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin temel güvencesi olan Çerçeve Yasanın bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmesi, hızlı bir şekilde tartışmamız ve yasallaştırmamız gerekiyor. O anlamıyla fiili olarak yürüyen sürecin yasal hale gelmesi ihtiyacının altını çizmemiz gerekiyor. Barış politikasının sürmesi için bunun bir zorunluluk olduğunu, barışın toplumsallaşması, barışın kalıcılaşması için bunun bir zorunluluk olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bu konuda daha fazla beklemeye, daha fazla zaman kaybetmeye hiçbirimizin tahammülü olmadığını, bunun doğru olmadığını da söylememiz gerekiyor” dedi.
Meclis sorumluluk almalı
Toplumun ortak beklentisinin belirsizliklerin ortadan kaldırılması ve sürecin hukuki ve siyasal bir zemine kavuşturulması olduğunu aktaran Gülistan Kılıç Koçyiğit, hukuki zeminin önemine vurgu yaptı. Çerçeve yasanın hukuki zemine yanıt oluşturacağını kaydeden Gülistan Kılıç Koçyiğit, yasanın sürecin kapsamını, ilkelerini, işleyişini ve demokratik denetim mekanizmalarını belirleyerek, güven ortamını güçlendireceğini ifade etti.
'Komisyonun yol haritası pratikleşmeli'
Süreç kapsamında mecliste kurulan komisyonun ortaya koyduğu yol haritasının pratikleşmesi gerektiğini söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle devam etti: “Sorumluluk iktidar partisindedir. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun içerisinde bulunan bütün siyasi partilerin de bu sorumluluktan azade olmadıklarını ifade etmemiz gerekiyor. Meclis’in tek görevi sadece buraya gelen yasaları konuşmak ve tartışmak ya da iktidarın öncelediği yasaları yapmak değildir. Bugün toplumsal barışımızı büyütmek ve gerçek anlamda sorunların diyalog zemininde, Meclis zemininde konuşulması ve bütün bu sorunlara çözüm arayışlarının adresi olması da Meclis açısından çok önemlidir. Hızlı bir şekilde Meclis’in bu görevi, bu sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor. O anlamıyla çerçeve yasa etrafında yürütülecek bütün tartışmaların sadece teknik bir mesele olmadığını ifade etmemiz gerekiyor. Teknik bir hukuk metninden bahsetmiyoruz. Türkiye'nin geleceğinden, Türkiye'nin demokratik geleceğinden bahsediyoruz. Barışın kalıcı hale gelmesi, demokrasinin güçlenmesi için hukuki güvence olmazsa olmazdır.
Yasal barış, yasal çözüm, yasal adım
Çerçeve yasa yalnızca mevcut süreci düzenleyen ve mevcut süreci rahatlatacak bir metin değildir. Aslında Türkiye'nin gelecek projeksiyonunu da önümüze koyacak önemli bir eşiktir. Türkiye bundan sonra nasıl yol almak istiyor? Türkiye bundan sonra demiri nereye atmak istiyor? Güvenlik politikaları mı, çatışma zemini mi, yoksa sorunlarını diyalog zemininde konuşan sorunlarına meclis zemininde derman arayan, çözüm arayan ve bunun da kalıcı olması için de yasa yapacak bir mekanizmamız sorularına yanıt verecek bir eşikte bir tarihi yol ayrımındayız. O anlamıyla bu meseleye teknik bir mesele olarak bakmadığımızı ifade etmemiz gerekiyor. Demokratik, eşit, özgür bir ülkeyi birlikte kurup kurmama tartışması yürütüyoruz çerçeve yasayı konuştuğumuz zaman. O anlamıyla dar bir zeminde ele alınmasını ve bazı manipülatör başlıklar üzerinden sürecin speküle edilmesini, manipüle edilmesini, topluma yanlış anlatılmasını, hatalı olduğunu ve hızla bunun önünün alınması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor. Toplumsal barışımızı bir kez daha zehirlemeye dönük bu yaklaşımların karşısında yan yana durmaya ve ortak metnimiz olan altına birlikte imza attığımız meclisin raporunu esas almaya ve onu da pratikleştirmeye bir kez daha bütün siyasi partileri, meclisi davet ediyoruz. ‘Yasal barış, yasal çözüm, yasal adım’ diyoruz. Bütün bu yasallıklar olmadan sürecin gerçek anlamda güvenceden yoksun olacağının bir kez daha altını çizmek istiyoruz.
12'nci Yargı Paketi
Bugün AKP grubu 12'nci Yargı Paketi diye kamuoyunda bilinen bir yargı paketini, basınla paylaştılar. Çok hızlı bir şekilde bakma şansımız oldu. Detaylarını bakamadık. Bunu Hukuk Komisyonumuz ve Adalet Komisyonu’ndaki arkadaşlarımızla beraber birlikte bakıp detaylı bilgilendirmeyi ve bu teklife dair görüşlerimizi elbette kamuoyuna açıklayacağız. Ama ilk elden şunu ifade etmemiz gerekiyor. Gerçekten bu paket toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir. Bugün bu ülkede ciddi bir adalet krizi var. Bu ülkede ciddi bir eşitsizlik var. Bu ülkede bir yargı krizi var. Bu ülkede yargının siyasallaşma hali var. Yargının siyasi Dizayn etme gerçeği var. Ama ne yazık ki hazırlanan ve bugün kamuoyuyla paylaşılan teklif metninin bütün bu dertlere derman olacak bir bakış açısından uzak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bugün yapılması gereken demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti büyütecek paketler ve yasalar yapmaktır. Ama ne yazık ki teknik düzenlemelerle yine palyatif günü kurtarmaya dair yaklaşımla AKP iktidarının sürece yaklaştığını görüyoruz. O anlamıyla hem cezaevinde olan mahpusların beklentilerini hem toplumun adalet beklentisini karşılamayan bu paketin gerçek anlamda derde derman olmadığı açık ve net.
Yargı faileri koruyor
Türkiye tarihinin en karanlık çocuk istismarı davalarından birisi Hira Nur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in sözde sağlık sorunları gerekçesiyle sadece cezaevinde 3 yıl kaldıktan sonra tahliye edildi. Yerel mahkemede hem istinaf mahkemesinde istismarı tescillenen kendi küçücük çocuğunu bir istismarcıyla veren aklın, anlayışın nasıl yargı mekanizması eliyle aslında aklandığını görüyoruz. Bu ülkede siyasi mahpuslar sadece siyasi mahpus oldukları için en az ağır hastalık koşullarında tahliye edilmezken, cezaevlerinden tabutları çıkarken bir istismarcının kendi 6 yaşındaki bir çocuğun istismarına göz yuman, buna yol açan bir kişinin sağlık gerekçesiyle tahliye edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bu belirli bir çevrenin, belirli bir siyasal aklın aslında yargı üzerindeki denetiminin açık ve net göstergesidir. Bu anlamıyla buradan bu kararın bir hukuki karar değil, bir siyasi karar olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Burada mağduru koruyan bir yargı yok. Burada gerçekten çocuğun üstün yararını koruyan bir yargı pratiği yok. Burada faili koruyan bir yargı pratiğine hep beraber tanıklık etmiş oluyoruz.
Özgürlük mitinglerine davet
27 ve 28 Haziran’da Wan, Amed, Mersin ve İstanbul'da ‘Demokratik Toplumla Özgürlüğe’ şiarıyla mitingler gerçekleştirilecek. Bu mitingler ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde aslında iradeyi güçlendiren, barışa daveti güçlendiren ve toplumun aslında barış talebini, özgürlük talebini görünür kılmaya dönük mitingler olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Özellikle de Sayın Öcalan'ın sürecin baş aktörü ve yürütücüsü olarak hali hazırda bulunduğu koşulların değiştirilmemesine karşı hızlı bir şekilde koşullarının değiştirilmesi ve gerçek anlamda süreci rahat yürütebileceği iletişim koşullarının özgür yaşar ve özgür çalışır koşullara sahip olması gerektiğine dair de bir çağrı olduğunu bu konuda da halkımızın, örgütlerimizin, partimizin kendi duruşunu ortaya koyacağını ifade etmemiz gerekiyor.
Alanlarda olalım
Bizim mitinglerimiz barışçıl birer toplanmadır. Anayasal demokratik hakkımız kullanıyoruz. İfade özgürlüğünün herkes için geçerli olduğunu ifade etmek istiyoruz ve gerçekten bu ülkenin barışı için, demokrasisi için, eşitliği ve özgürlüğü için ve 86 milyon yurttaşı için bir araya geleceğiz. O alanlarda, o meydanlarda sözümüzü söyleyeceğiz. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek söz, eylem ve fiillerden geri durup barışı büyütmeye de davet ettiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum."








