'H.K.G davasında tahliye kararları siyasidir'
- 09:03 26 Haziran 2026
- Hukuk
Elfazi Toral
İSTANBUL - H.K.G. davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi avukat Arzu Sena Topuz, “Bu tahliye kararının artık bir sipariş karar olduğunu söylemek gerekiyor. Karar hukuki değil, doğrudan siyasi ısmarlama bir karardır” dedi.
İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, kızı H.K.G.'yi henüz 6 yaşındayken tarikat üyesi Kadir İstekli ile dini nikahla evlendirip sistematik tecavüze uğramasına neden olmuştu. Sistematik tecavüz, 2022 yılında kamuoyuna yansıdı. İstanbul Anadolu Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, 30 Ekim 2022 tarihinde tamamlandı.
İddianame
İddianamenin kabul edilmesinin ardından Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli, 15 Aralık 2022'de tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Davanın ilk duruşması 30 Ocak 2023’te, karar duruşması ise 23 Ekim 2023'te görüldü. Görülen karar duruşmasında Yusuf Ziya Gümüşel'e 20 yıl, Kadir İstekli'ye 30 yıl, anne Fatıma Gümüşel'e ise 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Sonuçlanan ilk yargılamada faillere verilen cezalar yetersiz bulunarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından cezaların artırılması gerekçesiyle bozuldu. Yeniden yargılama sürecinde İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, firari anne Fatıma Gümüşel hakkında yakalama kararı çıkarırken, mahkemenin verdiği nihai kararda Yusuf Ziya Gümüşel'e 18 yıl 9 ay, Kadir İstekli'ye ise 36 yıl hapis cezası verdi.
Tahliye edildi
18 yıl 9 ay ceza alan Yusuf Ziya Gümüşel, suçlamaların "yalan iddialar" ve "İslami değer ve yargılara sahip insanları tahkir etmeye yönelik tezgâhlanmış bir proje" olduğunu iddia ederek, kızının Medeni Kanun'un reşit saydığı yaşta evlendiğini öne sürmüştü. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, Yusuf Ziya Gümüşel'in avukatlarının “sağlık durumu” gerekçesiyle tutukluluğuna yaptığı itirazı jet hızıyla kabul etti. Yusuf Ziya Gümüşel, bunun üzerine 17 Haziran'da tahliye edildi. Yusuf Ziya Gümüşel hakkında "konutu terk etmeme" ve "yurt dışına çıkış" yasağı şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanacak. Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliye kararı kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı.
Ayrıca 24 Haziran tarihinde H.K.G.’nin tarikat üyesi Kadir İstekli ile evlendirilip tecavüze uğramasına ilişkin, 3’ü kamu görevlisi 7 kişi hakkında açılan davada Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve iki faile 5'er yıl hapis cezası verilirken, doktorlar hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.
H.K.G. davasını yakından takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi avukat Arzu Sena Topuz, verilen kararları JİNNEWS’e değerlendirdi.
Arzu Sena Topuz, dava kapsamında verilen kararları sıkça gördüklerini belirterek, "Yargılama sürerken sürpriz bir kararla tahliye edildi. Hemen akabinde de Cübbeli Ahmet'in bunu bir müjdeli haber olarak andığını gördük. Dolayısıyla bu tahliye kararının artık bir sipariş karar olduğunu söylemek gerekiyor. Hukuki sonuçları olan bir karar değil; doğrudan siyasi bir ısmarlama karardır. Ceza indirimleri ve koruma tedbirlerinin kaldırılması bir cezasızlık algısı yaratır. Bu cezasızlık algısıyla da tarikat-iktidar ittifakının kendisine nasıl bir dokunulmazlık alanı yarattığını görüyoruz. Çocuk istismarı gibi bir konuda dahi sipariş kararlarla çocukların yaşam hakkının nasıl tehlike altında olduğunu bize bu karar gösteriyor. Bu karar, cezasızlık algısını besleyen siyasi bir sonuçtur" dedi.
Tarikat dosyaları
Özellikle şiddet tehdidinin süreklilik arz ettiği dosyalarda, ivedilikle tutuklama kararı verilmemesinin, kadınları ya da çocukları doğrudan açık hedef haline getirdiğini kaydeden Arzu Sena Topuz, dava sürecinde koruma tedbirlerinin kaldırılması ve tahliye kararlarının arka arkaya gelmesinin kamuoyunda güvensizlik yarattığını ifade etti. Arzu Sena Topuz, “Kolluk işlemlerinin ve yargılama süreçlerinin çok uzun sürdüğünü göz önünde bulundurursak, bu tür dosyalarda koruma tedbirleri bir zorunluluk haline geliyor. Çünkü biz özellikle istismar gibi şiddet tehdidinin sürekli devam ettiği dosyalarda, hızlı bir şekilde tutukluluk kararı verilmediğinde mağdurların çok hızlı bir şekilde baskı altına alındığını görüyoruz. Özellikle tarikat bağlantılı istismar dosyalarında neredeyse istisnasız gördüğümüz şey şudur; biz neredeyse bütün tarikat bağlantılı istismar dosyalarında bunu istisnasız olarak görüyoruz. Dolayısıyla özellikle H.K.G. davası gibi dosyalarda koruma tedbirlerinin çok ivedi şekilde uygulanması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Koruma tedbirleri
Mevcut tablonun, tarikat, siyaset ve yargı arasındaki bağı gözler önüne serdiğini söyleyen Arzu Sena Topuz, bu tür dosyalarda koruma tedbirlerinin uygulanmadığına dikkat çekti. Arzu Sena Topuz, “Dolayısıyla biz yargının da siyaset elinde nasıl araçsallaştırıldığını, cezasızlık algısını beslediğini, birbirinin içerisine nasıl geçtiğini ve bunu yaparken de kendilerine nasıl meşru bir alan bulduklarını görüyoruz. Yani koruma tedbirlerinin uygulanması için de kaldırılabilmesi için de bütünlüklü bir koruma mekanizmasının işletilebiliyor olması gerekiyor. Gerçekten çok ideal bir hukuk düzleminde, delillerin toplanması halinde o az önce bahsettiğimiz hukuki kalıbın bir hali vardır; işte, 'delilleri karartma şüphesi ya da kaçma şüphesi yoksa asıl olan kişinin tutuksuz yargılanmasıdır'” dedi.
Örgütlü mücadele hattı
Bütünlüklü bir koruma sistemi bulunmadığı için kadın ya da çocukların tahliyelerden haberdar edilmediğini dile getiren Arzu Sena Topuz, kadın ya da çocukların bir şekilde durumdan haberdar olup devletten koruma talep etmesi halinde de bu talebinin karşılık bulmadığını kaydetti. Arzu Sena Topuz, faillerin dışarı çıkmasının ardından koruma alamayan kadınların zarar gördüğünü, birçok kadının ölüm haberini aldıklarını hatırlattı. Arzu Sena Topuz, "H.K.G. davasında ve bu dava bünyesinde çocuk istismarı meselesinde de siyasi bir hat tutmamız, örgütlü bir mücadele sürdürmemiz gerekiyor" diye konuştu.







