Cumartesi Anneleri: Hakikat komisyonları kurulsun

  • 13:30 8 Ağustos 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri bu haftaki eyleminde Süleyman Cihan'ın akıbetini sorarak, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında "Hakikat komisyonları kurulsun, hakikati bilme hakkı yasal güvence altına alınsın" dedi. 
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin  bin 115’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 29 Temmuz 1981’de gözaltına alındıktan sonra işkenceyle katledilerek, kimsesizler mezarlığına defnedilen Süleyman Cihan’ın akıbeti soruldu.
 
Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan okudu.
 
İlk olarak "Kök Yasa"ya dair değerlendirmelerde bulunan Sebla Arcan, “İhtiyacımız olan çözüm ve demokratikleşme süreci, yalnızca silah bırakanlara ilişkin ceza hukuku düzenlemeleriyle sınırlı tutulamaz. Kalıcı barış, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeden ve ihlallere maruz kalanların adalet talepleri karşılanmadan kurulamaz. Bu nedenle çözüm sürecine, hakikat, adalet, onarım ve bir daha tekrarlamama güvencelerini içeren geçiş dönemi adaleti mekanizmaları eşlik etmelidir. 
 
Hakikat komisyonları 
 
Hakikat komisyonları kurulsun, hakikati bilme hakkı yasal güvence altına alınsın, zorla kaybetmelerde cezasızlığa son verilsin, devlet arşivleri açılarak kayıpların akıbetleri açıklansın.Çözüm ve demokratikleşme sürecinin geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesini istiyoruz. Çünkü hakikat olmadan adalet, adalet olmadan kalıcı barış olmaz” dedi. 
 
Kayıp hikayesi
 
Sebla Arcan, ardından kayıp hikayesini okudu. Süleyman Cihan’ın 29 Temmuz 1981’de Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği otobüsün sivil polisler tarafından durdurularak gözaltına alındığını belirten Sebla Arcan, Cihan’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’nin bulunduğu Sansaryan Han’a götürüldüğünü, ertesi gün ise Gayrettepe Siyasi Şube’ye nakledildiğini aktardı. Sebla Arcan, “Ailesi ve avukatları Emniyet Müdürlüğü’ne ve savcılığa başvurduğunda, kendilerine Süleyman Cihan’ın gözaltına alınmadığı söylendi. Ancak ailesi ve avukatları aramaktan vazgeçmedi” dedi. Süleyman Cihan’ı şubede işkence altında gören tanıkların bulunduğunu belirten Sebla Arcan, “Tanıklar da mahkemelerde gördüklerini anlattı ve ısrarla aynı soruyu sordu: ‘Süleyman Cihan’a ne oldu?’” ifadelerini kullandı.
 
‘İntihar süsü verildi’
 
Emniyet’in Süleyman Cihan’ın bir çatışmada öldürüldüğünü öne sürdüğünü, daha sonra ise intihar ettiği iddiasını ortaya attığını söyleyen Sebla Arcan, “Artan baskılar üzerine Emniyet, Cihan’ın bir çatışmada öldüğünü öne sürdü. Ancak bu iddiayı destekleyen hiçbir veri ortaya konulamadı. Ardından yeni bir hikâye üretildi: 30 Temmuz’da yapılan yer gösterme sırasında, altıncı kattaki boş bir daireden atlayarak intihar ettiği iddia edildi. Oysa otopsi raporunda, Süleyman Cihan’ın altıncı kattan atılmadan önce öldürüldüğünü gösteren önemli bulgular vardı. Dahası, olayla ilgili hazırlanan rapor 30 Temmuz 1981 tarihini taşımasına rağmen, bu tarihten sonra Cihan’ı Emniyet’te gören çok sayıda tanık bulunuyordu” dedi.
 
Mücadele gerçeği ortaya çıkardı
 
Ailenin, avukatların ve tanıkların 85 gün süren mücadelesinin ardından gerçeğin ortaya çıktığını belirten Sebla Arcan, “29 Temmuz 1981’de gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyeti Siyasi Şube’de günlerce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürülmüş; cansız bedeni altıncı kattan atılarak intihar süsü verilmişti. Ardından kaybedilmek amacıyla Zindanarkası Mezarlığı’nın kimsesizler bölümüne ‘kimliği meçhul’ olarak gömülmüştü” ifadelerini kullandı.
 
Hukuki girişimler sonuçsuz kaldı
 
Dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını ifade eden Sebla Arcan, “Süleyman Cihan’ı işkence altında gören ve cansız bedeninin atıldığına tanıklık eden kişiler vardı. Somut deliller sunuldu. Buna rağmen hukuki girişimler sonuçsuz bırakıldı. Dosya zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Bilinen failler cezasızlıkla korundu.Raporda, Cihan’ın ağır işkenceye maruz kaldığı ve altıncı kattan atılmadan önce öldürüldüğü net biçimde ortaya konuldu.Buna rağmen dosya bir kez daha zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı” şeklinde konuştu.
 
Failler cezasızlıkla korundu
 
Doyadaki cezasızlığa da dikkat çeken Sebla Arcan şöyle devam etti: “Süleyman Cihan’ın hikayesi, cezasızlığın yalnızca failleri koruyan bir mekanizma olmadığını gösteriyor. Cezasızlık, aynı zamanda hakikatin üzerini örten, mağdurların adalete ulaşmasını engelleyen ve geçmişte işlenen suçların geleceğe taşınmasına yol açan bir devlet politikasıdır.Kaç yıl geçerse geçsin; Süleyman Cihan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”