11 Temmuz'un ardından: Gözler 'Kök Yasa'da (2)
- 09:01 7 Temmuz 2026
- Dosya
'Önderliksiz barışı kabul etmiyoruz'
Devrim Fındık
İSTANBUL - Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarihi silah yakma kararının üzerinden bir yıl geçerken, iktidarın oyalama stratejilerine karşı kadınlar barışın muhatabı olarak İmralı’yı işaret etti. Kadınlar, "Önderliksiz bir barışı kabul etmiyoruz" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının ardından Kürt Özgürlük Hareketi'nin silahlarını yakmasının üzerinden bir yıl geçti. Silahların yakılmasıyla başlayan yeni dönemde gözler, sürecin hukuki ve siyasal zemininin oluşturulmasına çevrilirken, geçen bir yılda atılması beklenen yasal düzenlemeler ve karşılıklı adımlar tartışılmaya devam etti. Barış sürecinin kalıcılaşması için atılması gereken adımlar, İmralı'nın süreçteki rolü ve devletin sorumlulukları da kamuoyunda en çok konuşulan başlıklar arasında yer aldı.
Dosyamızın ikinci bölümünde; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi 1. Bölge Sözcüsü Şengül Bingöl, Barış Annesi Fatma Yılmaz ve Tevgera Jinên Azad (TJA) Aktivisti Yağmur Yurtsever, geçen bir yılı ve sürece ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
‘Silahların yakılması büyük bir şanstı’
Devletin bu süreçte kullandığı dilin dahi toplumun beklentilerini karşılamadığını belirten Şengül Bingöl, “Çünkü silahların yakılması, 50 yıldır kayıpların olduğu, acıların yaşandığı bir süreçten barışa evrilen büyük bir adımdı. Bu süreç bizim için çok kutsaldı. Tabii devamında devletin atması gereken adımlar vardı. Bizim de beklentimiz bu yöndeydi. Fakat geçen bir yıllık süreçte hep söylemler üzerinden gidildi. Bu söylemler de toplumun beklentilerini karşılayan söylemler değildi. Bu anlamda tedirgin ve samimiyetlerini sorguladığımız bir yerdeyiz. Tabii aynı zamanda barış adına da umutluyuz. Bu anlamda da çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.
‘Sayın Öcalan eşit şartlara olmalı’
Bir yıllık süreçte devlet tarafından yasal adımların atılması gerektiğini kaydeden Şengül Bingöl, “Devletin bu konuda yasal bir adımı olmalıydı ancak sürüncemede bırakıldı. Bir çerçeve yasadan bahsediliyor, entegrasyonun gerçekleştirilmesi adına atılacak adımları bekliyoruz. Diğer tarafta da sürecin muhataplarından Sayın Abdullah Öcalan eşit şartlara sahip değil. Devletin bu konuda da yavaş hareket ettiğini ve oyalama stratejisi uygulandığını düşünüyoruz. Bu da samimiyeti sorgulatıyor” diye belirtti.
'Barışın yolu İmralı'dan geçer'
Sürecin samimiyetten uzak ilerlediğine dikkat çeken Fatma Yılmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin söylemleri ile AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sessizliği arasındaki çelişkiye işaret etti. Muhatabın net olduğunu ve barışın yolunun İmralı'dan geçtiğini vurgulayan Fatma Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Önderliğin çağrısının ardından gerillalar Abdullah Öcalan'ın sözünü dinledi ve atması gereken adımları attı. Bir yılı aşkındır Kürtler birçok adım attı ancak devlet kanadı hâlâ bize yönelik somut bir adım atmış değil. Hâlâ hiçbir sözlerini yerine getirmediler. Biz bu savaşın son bulması için üzerimize düşen her şeyi yaptık, yapmaya da hazırız. Barışın tesisi için cezaevlerinde bulunan tüm siyasi tutsaklarımızın derhal serbest bırakılması gerekiyor."
'Önderliksiz barışı kabul etmiyoruz'
Kürt halkının iradesinin ve mücadelesinin Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne bağlı olduğunu ifade eden Fatma Yılmaz, tecrit politikasının son bulması gerektiğinin altını çizdi. Fatma Yılmaz, "Biz barıştan yana sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Önderimizin artık cezaevinden çıkmasını istiyoruz. Önderimiz yoksa biz de yokuz, Önderliksiz hiçbir şey olmaz. Çünkü milyonlarca Kürt var ve bütün Kürtler ayakta. Kanımızın son damlasına kadar mücadelemiz devam edecek. Biz barış istiyoruz ancak Önderliksiz bir barış da mücadele de olmaz. Devlet artık somut bir adım atmalı" ifadelerini kullandı.
Eşit ve özgür bir yaşam
Barış Anneleri olarak yıllardır barışın, eşitliğin ve adaletin sesini yükselttiklerini belirten Fatma Yılmaz, kadınların öncülük ettiği özgürlük yürüyüşüne dikkat çekti. Çocuklarının direniş mirasına sahip çıktıklarını ifade eden Fatma Yılmaz, son olarak şunları kaydetti: "Bizim kendimize olan inancımız tam. Barış Anneleri olarak tek talebimiz barıştır. Yıllardır barış için, çocuklarımızın yürüttüğü yolda mücadele ediyoruz. Kadınlar da 'Jin, Jiyan, Azadî' felsefesiyle sesini tüm dünyaya duyurdu. Mücadelemiz her daim sürecek. Özgür, eşit ve daha adil bir dünya için tek talebimiz barıştır."
'Muhatap Abdullah Öcalan'dır'
Silahların susturulması ve kalıcı bir barışın inşa edilebilmesi için acilen yasal ve toplumsal güvencelerin oluşturulması gerektiğinin altını çizen Yağmur Yurtsever, sürecin başından beri atılması gereken somut adımlara işaret etti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın demokratik toplum ve barış çağrılarının önemini hatırlatan Yağmur Yurtsever, şunları kaydetti: "Bu sürecin içerisinde Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın muhataplığının ne kadar esaslı olduğunu bir kez daha gördük. Dolayısıyla, Sayın Öcalan'ın özgür çalışma koşullarının sağlanması, bir müzakereci olarak diğer muhataplarla eşit ve siyasi bir şekilde konumlanabilmesi hayati bir ihtiyaçtır. Bunun için de İmralı tecrit sisteminin derhal son bulması, müzakerenin yasal bir statüyle güvence altına alınması gerekiyordu. Bu bir yılda bu adımların atılmamış olması, bizler açısından mücadeleyi daha fazla büyütmemiz gerektiği anlamına geliyor."
'Barış özgür bir yaşam umududur'
Savaş ve çatışma ortamlarında kadınların katmerli bir şiddet ve baskıya maruz kaldığını dile getiren Yağmur Yurtsever, barışın kadınlar için hayati bir varlık gerekçesi olduğunu vurguladı. Barışın salt bir çatışmasızlık hâli olmadığını söyleyen Yağmur Yurtsever, "Barış, kadınlar açısından en başta özgür bir yaşam umudu demektir. Toplumun demokratikleşmesi ve barışın imkânları, kadınların toplumda eşit birer özne olabilmesinin de önünü açacaktır. Bu yüzden barış, kadınlar için hem bir güvenlik hem de eşitlik mücadelesidir" diye belirtti.
'Kolektif politikalar üretmeliyiz'
Geride kalan süreçte toplumsal muhalefetin ve kadın hareketinin kendi özeleştirisini de vermesi gerektiğini ifade eden Yağmur Yurtsever, geleceğe dair kurulan hayallerde ve sorumluluk almada eksiklikler yaşandığını ifade etti. Yağmur Yurtsever, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çatışmasızlık zemininde, özellikle genç kadınların maruz bırakıldığı geleceksizliğe karşı henüz yeterince güçlü ve ciddi politikalar açığa çıkaramadık. Toplumsal hafıza, adalet ve yüzleşme mekanizmalarını kolektif bir çabayla inşa etmede eksik kaldık. Bu başlıklar, toplumsal muhalefetin ve bizlerin önündeki en temel hedefler olarak duruyor."
Kalıcı barışın ve özgürlüğün ancak örgütlü mücadeleyle mümkün olabileceğini belirten TJA Aktivisti Yağmur Yurtsever, son olarak tüm kadınlara çağrıda bulundu: "Bütün kadınları yüzünü siyasete, iradesine ve barışa dönmeye çağırıyorum. Özellikle TJA çatısı altında örgütlenmeye ve barışçıl mücadeleyi birlikte büyütmeye davet ediyorum."







