KESK Kadın Platformu'ndan cinsel işkence reklamına teki
- 19:05 27 Temmuz 2026
- Güncel
ANKARA - KESK Ankara Şubeleri Kadın Platformu, dijital medyada bir hekimin "kadın sünneti" paylaşımına tepki göstererek, uygulamanın sistematik bir şiddet biçimi ve insan hakkı ihlali olduğunu vurguladı. Platform, ilgili bakanlıkları soruşturma yürütmeye çağırdı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeleri Kadın Platformu, Agirî'de özel bir hastanede görev yapan bir hekimin dijital medya üzerinden yaptığı "kadın sünneti" paylaşımına ilişkin Sakarya Caddesi'nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Kadın sünneti suçtur, insan hakkı ihlalidir. Kabul edilemez" pankartı açıldı.
KESK Ankara Şubeleri Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Tülay Yıldırım, kadın genital mutilasyonunun milyonlarca kadın ve çocuğun yaşamını ve sağlığını olumsuz etkileyen bir insan hakkı ihlali olduğunu belirterek, kadın sünnetinin sistematik bir şiddet biçimi olduğunu vurguladı.
Tülay Yıldırım, "Kadın sünneti; enfeksiyonlara, kronik ağrılara, doğum komplikasyonlarına, kalıcı sağlık sorunlarına ve psikolojik travmalara neden olmakta; kimi zaman yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle hiçbir kültürel, dini ya da geleneksel gerekçe, çocukların ve kadınların beden bütünlüğünü ihlal eden bu uygulamayı haklı gösteremez" dedi.
Kadın dayanışması vurgusu
Çocukların üstün yararı, kadınların bedensel özerkliği ve insan onurunun evrensel değerler olduğunu belirten Tülay Yıldırım, kadınların bedeni üzerinde denetim kurmaya çalışan anlayışın karşısında olduklarını söyledi. Tülay Yıldırım, "Kadınların eşit, özgür ve şiddetten uzak bir yaşam sürdüğü bir dünya; ancak emekten, demokrasiden, laiklikten, toplumsal cinsiyet eşitliğinden ve sosyal adaletten yana ortak mücadeleyle mümkündür" ifadelerini kullandı.
Kadınların bedeni üzerinde tahakküm kurmayı amaçlayan uygulamalara karşı mücadelenin yalnızca hukuki yaptırımlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tülay Yıldırım, kadınların örgütlü mücadelesi, dayanışması ve yaşamın her alanında eşit söz ve karar hakkına sahip olmasının önemine işaret ederek, "Kadın özgürlüğü, demokratik ve eşit bir toplumun temelidir" diye belirtti.
Bakanlıklara çağrı
"Kadın sünneti" olarak tanımlanan uygulamadaki "sünnet" kavramının, yapılan yaralama eylemini dini gerekçelerle örtmek amacıyla kasten kullanıldığını söyleyen Tülay Yıldırım, şöyle devam etti: "Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler CEDAW Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi'nin 38'inci maddesi gereğince devletin bu tür zararlı uygulamaları önleme ve yasaklama yükümlülüğü vardır. BM verilerine göre dünya genelinde 230 milyondan fazla kadın bu uygulamaya maruz kalmıştır."
Tülay Yıldırım, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nı göreve çağırarak, "Ağrı'da bir hekimin kadın sünnetine ilişkin reklam yapabilmesi son derece düşündürücüdür. İlgili bakanlıklar, doktor Ali Çakır ve çalıştığı kurum hakkında gerekli adli ve idari soruşturmaları derhal tamamlamalı, sonuçlarından kamuoyunu haberdar etmelidir" diye konuştu.
Talepler
Tülay Yıldırım, kadın bedeni üzerinde tahakküm kurmayı hedefleyen girişimlere karşı toplumsal mücadeleyi büyüteceklerini belirterek taleplerini şöyle sıraladı:
"*Kız çocuklarının bedensel bütünlüğünün ve yaşam hakkının koşulsuz korunması,
*Laik, bilimsel ve toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan eğitim politikalarının geliştirilmesi,
*Ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması,
*Yoksulluğu, eşitsizliği ve kadınları baskı altına alan toplumsal ilişkileri ortadan kaldıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi."
Açıklama sloganlarla sona erdi.







