Sincan Cezaevi’nde intihara sürüklenme olaylarında artış

  • 14:38 30 Haziran 2026
  • Güncel
Melek Avcı 
 
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde son 4 ayda en az 4 kadın intihara sürüklenerek yaşamını yitirirken, en az 7 kadın kendine zarar verdi. Tutuklular, psikolojik destek verilmediğini, sağlık hizmetlerine erişimin engellendiğini ve kötü muamelenin yaygınlaştığını aktardı.
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi, son aylarda adli tutsaklar arasında peş peşe yaşanan şüpheli ölümler ve intihara sürüklenme vakalarıyla gündemde. Hücrede tutulan ve kötü muameleye uğrayan trans tutuklu Poyraz Esen'in intihara sürüklenerek yaşamını yitirmesinin ardından, 24 Mayıs'ta adli tutuklu Bilge Nurten Demirci de intihara sürüklenerek yaşamını yitirdi. Bilge Nurten Demirci'nin yaşamını yitirmesine ilişkin detaylara ulaştık.
 
Görevliler geç geldi
 
Olay sırasında başka bir koğuşta bulunan tutukluların çığlıkları üzerine koğuşa gelen tutsaklar, Bilge Nurten Demirci’nin intihara sürüklendiğini görmesi üzerine hemen müdahalede bulundu. Ancak cezaevi görevlilerinin yaklaşık 20 dakika sonra koğuşa ulaştığı öğrenildi. Daha sonra hastaneye kaldırılan Bilge Nurten Demirci’nin yaşamını yitirdiği aktarıldı. 
 
Yine ulaştığımız bilgilere göre Bilge Nurten Demirci’nin içine kapanık biri olmadığı, aksine koğuşta sosyal ilişkileri güçlü bir kişi olarak tanındığı ifade edildi.
 
Koğuş değişikliği talepleri reddedildi
 
Bilge Nurten Demirci’nin yaşamını yitirmesinin ardından aynı koğuşta kalan tutuklular, psikolojik olarak yıpranmaları nedeniyle olayın yaşandığı odada kalmak istemediklerini belirterek, koğuş değişikliği talebinde bulundu. Üzerinden haftalar geçmesine rağmen tutuklular, aynı ranzaya bakamadıklarını, tek başına uyuyamadıklarını ve tuvalete dahi yalnız gidemediklerini söyledi. Ancak bu talebin kabul edilmediği, yaşanan travmanın etkisiyle bazı kadın tutukluların sinir krizi geçirerek, kendilerine zarar verdiği, bunun üzerine daha sonra kadınların geçici olarak başka bir koğuşa alındığı, yaklaşık iki hafta sonra ise yeniden aynı koğuşlara yerleştirildiği öğrenildi. Tutukluların bu karara itiraz ettiği ancak taleplerinin karşılık bulmadığı aktarıldı.
 
Poyraz Esen ile aynı koğuş
 
Edindiğimiz bilgilere göre intiharın yaşandığı koğuşun, Poyraz Esen'in intihara sürüklenerek, yaşamını yitirdiği oda olduğu belirtilirken, söz konusu odanın kapasitesi 5-6 kişi olmasına rağmen 10 kişilik kullanım için planlandığı, ancak yaşanan olay nedeniyle tutuklu kadınların burada kalmayı reddettiği ve diğer odalara dağılarak kaldıkları belirtildi.
 
'İntiharlara ilişkin konuşursanız soruşturma açarız' tehdidi
 
Ulaştığımız bilgilere göre olayın ardından tutuklulara herhangi bir psikolojik destek sağlanmadı. Travma, korku ve kaygı yaşayan tutukluların taleplerinin karşılanmadığı, buna karşın ölüm olayıyla ilgili koğuşta bulunan tüm tutuklular hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı belirtiliyor. Edindiğimiz bilgilere göre cezaevinde kendine zarar verme durumunun yaygınlaştığı ifade ediliyor. Tutukluların taleplerinin çoğu zaman karşılanmadığı, ancak kendilerine zarar vermelerinin ardından idarenin harekete geçtiği, bu nedenle bu yönteme başvurduğu belirtildi.
 
Bir intihar daha!
 
Edindiğimiz bilgilere göre birkaç hafta önce, yaklaşık 15-21 Haziran aralığında bir kadın tutuklunun daha intihara sürüklendiği öğrenildi. Tutuklunun kimliği öğrenilemezken, bu olay üzerine başka bir tutuklunun da kriz geçirerek, kendine zarar verdiği öğrenildi. Avukatlar aracılığıyla yapılan inceleme ve görüşmelere göre son 4 ayda en az 4 kadının yaşamını yitirdiği, en az 7 kadının ise hayati risk oluşturacak şekilde kendine zarar verdiği öğrenildi.
 
Tutuklulara 'öl' diyorlar
 
Aktarılan bilgiye göre hastane sevklerinde bazı infaz koruma memurlarının (gardiyanların) tutuklulara yönelik "öl", "geber", "pislik" gibi aşağılayıcı ifadeler kullandığına tanık olunduğu belirtildi.
 
Sağlık hizmeti almaya engel
 
Yine, genç bir adli tutuklu günlerce kolundaki uyuşma nedeniyle acil müdahale talep etmesine rağmen hastaneye götürülmedi. Defalarca butona bastığı ve dilekçe verdiği belirtilen tutuklunun ancak günler sonra hastaneye sevk edildiği, burada doktor tarafından acilen başka bir hastaneye yönlendirildiği aktarıldı. Daha sonra söz konusu kişinin kalp krizi geçirdiği ve yapılan müdahaleyle yaşamının kurtarıldığı ifade edildi.
 
Benzer şekilde ağır sağlık sorunları bulunan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünün, nefes darlığı yaşamasına rağmen uzun süre hastaneye sevk edilmediği, durumunun ağırlaşmasının ardından yapılan tetkiklerde akciğerine pıhtı attığının tespit edildiği ve açık kalp ameliyatı geçirdiği aktarıldı. Aynı  hükümlünün kronik böbrek hastası olduğu ve düzenli diyaliz tedavisi gördüğünün bilinmesine rağmen sağlık durumuna ilişkin gerekli özenin gösterilmediği de aktarıldı.
 
Yine, diyaliz tedavisi gören Yasemin isimli bir tutuklunun yaşamını yitirmesine ilişkin iddialar da söz konusu. Tutuklulara yapılan bilgilendirmede ölümün diyaliz tedavisi sırasında gelişen sağlık sorunlarından kaynaklandığının belirtildiği, ancak daha önce dile getirdiği nefes darlığı şikayetlerine rağmen zamanında hastaneye sevk edilmemesinin sağlık durumunu ağırlaştırdığı ve cezaevi idaresinin ihmali olduğu belirtiliyor.
 
Yaralanan tutuklu saatlerce bekletildi, durumu bilinmiyor
 
Behice Dal isimli tutuklu, yaşadığı kötü muamelenin ardından intihara sürüklendi. Acil olarak hastaneye sevk edilmesi gerekirken saatlerce cezaevinde bekletildi ve ancak öğleden sonra hastaneye götürüldü. Hastanede bulunan bir jandarmanın, sevkin neden geciktirildiğini sorguladığı ve kurum hakkında şikayette bulunacağını söylediği de aktarıldı. Behice Dal'ın son durumuna ilişkin ise herhangi bir bilgiye ulaşılamadı.
 
Bir tutuklu husumetlilerinin olduğu koğuşa konuldu
 
Yine, cezaevinde idareyi şikâyet eden 57 yaşındaki bir  tutuklunun, cezaevi müdürünü şikayet etmesinin ardından aralarında husumet bulunan kişilerin bulunduğu koğuşa nakledildiği belirtildi. Koğuşlarda yaşanan tartışma veya kavga gibi olayların ardından, tahliyesi ya da denetimli serbestlik süreci yaklaşan kişiler hakkında da disiplin soruşturmaları açıldığı, bu nedenle birçok tutuklunun soruşturmaya konu olmamak için kendisini odasına kapatmayı tercih ettiği de ifade ediliyor.