Şengal de Çîlmêra Kubbesî
- 09:04 10 Ekim 2026
- Kadının Kaleminden
“Çîlmêra, yazın ortasında bile şiddetli rüzgârları ve soğukluğu ile insanın yüzüne sertçe çarpar. Çîlmêra, yüksekliği ve arazisiyle insanları korur ve her zaman inancın merkezi olur.”
Sinem Adalı
Çîlmêra Kubbesi, Şengal’de yüksekliği ve stratejik konumu ile her yere hâkim. Bu hâkimiyet, Qıblet ve Şemal alanlarını da içine alan yüksek konumundan kaynaklanıyor. Bu da Çîlmêra Kubbesi’ni diğer kubbelerden farklı ve ayrıcalıklı kılıyor. Şengal’de Ezîdî inancına göre Cema’iler Eylül ve Ekim aylarında gerçekleştirilir ve bu süre zarfında sayısız kubbe ziyaret edilir. Şerfedin suyunda kutsanılan periler (bezler) yıkanır. Hayır olarak kubbeye ve kubbe onarımında çalışanlara yemekler verilir ve periler yıkanarak sevap işlenir. Periler de kutsallık atfedilen yaşlı kadınlar ve evlenmemiş genç kadınlar tarafından yıkanır.
Qewillerde Çîlmêra ismi sıkça geçer. Çîlmêra, Şerfedin’e yakınlığı ile bilinir ve Şerfedin’in korunmasında da konum sahibi olarak tasvir edilir. Çîlmêra, heybetini ve stratejik konumunu hiçbir zaman kaybetmez; sürekli kafalarda yer edinir. Bu dağa bakan, onun gerçekten de alanın korunmasında ve savunmasında değerlendirilen, bilinçli olarak kurulan bir mevzi gibi olduğunu görür.
Hayaldeki sulak ve yeşillik yerini sarp dağlara ve yüksek araziye bırakmıştı
2017 yılında alana geldiğimde en çok merak ettiğim ve gitmek istediğim halde gidemediğim yerlerden biriydi Çîlmêra… Çîlmêra, hayalimde sulak ve yeşilliği bol olan bir yer olarak tasvir edilmişti. Oraya gidip ziyaret eden gazeteci arkadaşlarım oranın güzelliğinden bahsederken öyle düşünmüştüm. Ancak 2026 yılında, yani 9 yıl sonra, tekrardan alana gelip Çîlmêra Cema’isine gitme şansım olduğu için burayı da görme imkânım oldu. İki dağın arasında, heybetiyle tüm alanı hâkimiyeti altına alan Çîlmêra Kubbesi… Ezda inancına göre Şerfedin’e güç vermek için bu dağ o denli yüksek yaratılmış…
Cema’i hazırlığında, temizliğinde ve onarımında mücewirlerin konumu başat olduğu için tüm kubbe hizmetleri onlardan sorulur. Mücewir, kubbelere gönüllü bakan insanlara verilen ad oluyor. Mücewirler dışında kolay kolay kimse bakım ve onarım için konuşmaz. Kubbenin onarımı için oraya gelen herkes maddi yardımda bulunur. Yardım olmasa dahi mücewirler her şeyi kendi keselerinden karşılarlar. O para ile kubbeye bakanlara yemekler alınır, hizmet için harcama yapılır ve eksik kalan eşyalar tamamlanır.
Kadınlar perileri yıkar, erkekler inşaatta çalışır
Kadınlar perileri yıkar, erkekler de kubbeyi onarma çalışmasında yer alırlar. Her yıl rengârenk periler kadınlar tarafından yıkanır. Çîlmêra’nın etrafındaki ahşap evler de kubbe çevresine farklı bir güzellik katarak dikkatleri üzerine çeker ve doğaya farklı bir renk katar. “Bu evler ne zamandan beri var?” sorusuna mücewir ailesinden biri, “Bunlar kimsenin malı değil, Körfez Savaşı’nda yapılmış” diyerek tarihçeleri hakkında da bize bilgi sunmuş oluyor. Aynı anne, her yıl bir hafta boyunca bu evlerin bakımından kubbedeki perileri “cıwan” etmeye kadar geceli gündüzlü çalıştığını söyler.
Kubbeyi temizlemek ve onarmak, yemek yapıp dağıtmak ve perileri cıwan etmek için günler öncesinden gelen kadınlar, sınırsız bir emeğin sahibi olurlar. Ezda inancına göre en çok çalışan, en çok emek harcayan kadınların daha fazla sevap kazandığına inanılır. Yaşam burada bütünsellik içinde yaşanır ve kubbe ziyaretleri iki aya kadar sürer.
Çîlmêra, yazın ortasında bile şiddetli rüzgârları ve soğukluğu ile insanın yüzüne sertçe çarpar. Çîlmêra, yüksekliği ve arazisiyle insanları korur ve her zaman inancın merkezi olur.







