Hatice Onaran: Suçumuz insani dayanışma

  • 09:04 28 Şubat 2026
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İSTANBUL - 6 ay erteleme ile tahliye edilen tutsak Hatice Onaran, tek suçunun insani dayanışma olduğunu belirterek, “Hasta tutsaklar tedaviye erişemiyor; hak ihlalleri alenileşti. Devlet, sorumluluk almalı; barış ve umut hakkı mutlaka sağlanmalı” dedi.
 
Hak savunucusu Hatice Onaran 16 ay süren tutsaklığın ardından 6 ay erteleme ile tahliye edildi. Hatice Onaran: “Suçumuz insani dayanışma. Hasta tutsaklar tedaviye erişemiyor, hak ihlalleri alenileşti. Devlet sorumluluk almalı barış ve umut hakkı mutlaka sağlanmalı” dedi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticilerinden ve hak savunucusu Hatice Onaran, 16 aylık tutsaklığının ardından 15 Şubat'ta infazı 6 ay ertelenerek tahliye edildi. 2019 yılında dosyası düzenlenen Hatice Onaran hakkında, 2022'de yürütülen soruşturma sonucunda dava açıldı. Dava sürecinde, sağlık problemleri nedeniyle tutuklama kararı ertelenirken, Hatice Onaran'a verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası onaylandı ve aranır duruma düştü. Ekim 2024'te Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'ne götürülen Hatice  Onaran, 6 aylık periyodik kontrolleri sırasında Ekim 2025'te kolon kanserinin yeniden nüksettiği tespit edildi. 
 
Tahliye edilen Hatice Onaran, JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Cezaevine gelen bütün para elektrik faturasına gidiyor’
 
6415 sayılı “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu”na muhalefetten tutuklandığını belirten Hatice Onaran, ceza almasına gerekçe olarak, içlerinde eski eşinin de bulunduğu tutsaklara yatırdığı parayı gösterildiğini kaydetti. Hatice Onaran, “Para yatırmamın asıl sebebi, 2000’lerin başlarından itibaren içeridekilere elektrik parası verme zorunluluğu gelmesiydi. Bulunduğum kurumda cezaevlerinden başvuru ve şikâyet alıyordum. Hemen hemen tüm şikayetlerin başında ekonomik sıkıntılar geliyordu. Ailelerin kilometrelerce uzakta olduğunu biliyoruz. Çoğu zaman ziyaret etmek yerine harcayacakları parayı yatırarak, yakınlarının ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Ben de bir insan hakları savunucusu olarak destek anlamında para yatırdım. İnanç olarak da ‘komşumuz açken tok olamayız’ anlayışı var. Gelen bütün para elektriğe gidiyor. Hastalığı olan ve en temel besin maddesini alamadığını yazan bir mahpusa, nasıl duyarsız kalabilirsiniz?” şeklinde konuştu.
 
‘Suçumuz insani dayanışma’
 
Devletin uluslararası konjonktürdeki pozisyonunu, kendisi gibi tutsak yakınlarına yıkarak, sanki içeride bir “terör” varmış gibi gösterdiğini ifade eden Hatice Onaran, “Ben savunmamda da söyledim; velev ki ben terörü finanse ediyorum, parayı nereye yatırıyorum? Cezaevi idaresine yatırıyorum. Cezaevi idaresi bu parayı ne yapıyor? Mahpus, temel ihtiyaçlarını yine idarenin izin verdiği kantinden karşılıyor. Bana bunu ispat etmeniz gerekmiyor mu? Yatırdığım kişi ne yaptı? El bombası mı yaptı? Molotof mu yaptı? Terör nedir? Dayanışmayı karalayan bir anlayış var. Suçumuz insani dayanışmadır. Ben bunu asla kabul etmedim” dedi.
 
‘Hasta tutsaklar tedaviye erişemiyor’
 
Yaklaşık 30 yıldır cezaevi gerçekliğiyle iç içe olduğunu belirten Hatice Onaran, cezaevinde sağlık hakkına erişim dahil ağır hak ihlallerinin yaşandığını kaydetti. Hatice Onaran, “Üzerinize o demir kapının kapanması özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Hele de hastaysanız, ‘götürülecek miyim? Asker nasıl davranacak? Ring sıcak mı, soğuk mu?’ diye düşünüyorsunuz. Hastaneye gideceğim denildiğinde tedaviyi değil, nasıl götürüleceğimi düşündüm. Benim gibi hasta mahpusların da bunu düşündüğünü biliyorum. Kelepçeli muayene dayatması nedeniyle birçok mahpusun tedavi olmadan geri döndüğünü biliyoruz. Askerin içeri girmesi, kelepçeli muayene dayatması ve doktorun buna göz yumması nedeniyle birçok arkadaş muayene olmadan geri geldi. Hastalıkları ilerliyor” diye konuştu.
 
Ring aracında 8 saat kelepçeyle bekletildi
 
Hatice Onaran şöyle ekledi:  “Şehir hastanesine götürüldüm. 8 saat ringde kelepçeli bekletildim. Skolyozum var, nefes darlığı yaşıyorum. Kapıyı açmadılar. Sabah 8.30’da gittik, akşam cezaevine döndük ve hiçbir işlem yapılmadı. 12 Eylül koşullarında bile yasalarda açıklık vardı. Şimdi her şey aleni. Hak ihlali saklanmıyor. Norm devletinden uzaklaşma var. Baskı da, işkence de açıkça uygulanıyor.” 
 
Amaç: Dayanışmayı ortadan kaldırmak 
 
Tutsakların haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğini belirten Hatice Onaran, “Yaşam hakkından tedavi hakkına, beslenmeden iletişime kadar haklar yok ediliyor. Neredeyse nefes aldırılmaz durumdalar. İçeri ile dışarı bir bütündür. Amaç, içerisiyle diyaloğu kesmek, dayanışmayı ortadan kaldırmak. Bir anne, çocuğuna para yatırıyor diye nasıl içeride olur? Hasta ve ileri yaştaki kişiler de tutuklanıyor. Amaç, yalnızlaştırmak, koparmak ve bunu mubah görmek. Dayanışmayı kesmek istiyorlar” diye konuştu.
 
'Devlet adım atmalı, barış mutlaka olmalı'
 
Hasta tutsaklar için umut hakkı ve infaz yasasında kapsayıcı değişikliklerin zorunlu olduğunu dile getiren Hatice Onaran, “Barış olmalı. Yıllardır bu ülkede yaşatılan savaşın bitmesi kadar güzel bir şey olamaz. Devlet adım atmalı. Hasta mahpuslar için umut hakkı ve infaz yasasında değişiklik mutlaka olmalı” sözlerini kullandı. 
 
‘Aileler baskılara tavırsız kalmamalı’
 
İçeri ile dışarıyı birbirinden ayırmadığını belirten Hatice Onaran, “Toplumun en ilerici, en dönüştürücü insanları hep içeride tutulmaya çalışıldı. Ne yaşatılırsa yaşatılsın, söylediklerimden pişman değilim. Aileler bu baskılara tavırsız kalmamalı. Birbirimize sarılacağız, dayanışacağız” sözlerini kullandı. 
 
‘Kadınlar çok güçlüydü’
 
Hatice Onaran son olarak şunları söyledi: “Arkadaşlar kadın konusunu çok iyi irdeleyip tartışıyorlardı. Özgürlüklerin kısıtlandığı yerde bile meydan okuyan bir kadın iradesi gördüm. Özellikle feodal ilişkiler içinde ikinci, üçüncü plana itilen kadın kimliğinin radikal ve güçlü biçimde ortaya çıktığını gördüm. Bütün kadınlar çok güçlüydü. Güçlüydük, çok iyiydik” dedi.