Direniş kazandırıyor!
- 09:17 31 Ocak 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - QSD ile HTŞ arasında imzalanan anlaşma sürecinin, Rojava’da ve dünyanın dört bir yanında birlik ruhuyla ortaya konan direnişin sonucu olduğunu belirten DBP PM üyesi Çiçek Ariç, bölgede inşa edilen sistemin kadın direnişi ve Abdullah Öcalan’ın paradigması temelinde varlık kazandığını ifade etti.
QSD ve HTŞ arasında çözüm için anlaşma imzalandığı dün kamuoyuna duyuruldu. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) PM üyesi Çiçek Ariç, yaşanan süreci ve anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Direnişle bağı var
QSD ile Şam yönetimi arasında imzalanan anlaşmanın ortaya çıktığı sürecin Rojava ve dünyanın dört bir yanındaki birlik ruhuyla direnen Kürtlerden bağımsız ele alınamayacağını belirtti. Abluka ve saldırılar altında varlığını sürdüren Rojava’da kurulan toplumsal sistemin kadın devrimi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik toplum paradigması ve kadınların öncülük ettiği direniş temelinde şekillendiğini ifade eden Çiçek Ariç, Kürtlerin tüm haklarını almak için daha büyük direneceğini dile getirdi.
‘Rojava’da ve dünyanın dört bir yanındaki direniş’
Rojava’ya saldırılarda çocukların ve kadınların katledildiğini, DAİŞ zihniyetinin yeniden gerçek yüzünü gösterdiğini dile getiren Çiçek Ariç bugün gelinen müzakere noktasının ciddi bir direniş sonucu gerçekleştiğini ifade etti. Rojava'nın bir toprak parçası değil bir orada yaratılmış olan bir sistem ve hayata geçirilmiş bir paradigma olduğunu kaydeden Çiçek Ariç “Bütün Kürtlerin 10 günü aşkındır dünyanın dört biri yanında gece gündüz ayakta olmalarının sonucudur bu süreç. Bir anlamda da tüm Kürtlerin hayali olan o bir arada olma, tek ses olma hali oldu. Kürtlerin kalbi Rojava'da bir attı. Onun için bu direnişin aslında ulusal birliğin de oluşturduğu sonuçtu diyebiliriz. Daha kötü olmamasının nedeni oradaki yönetimin stratejik yaklaşımları da çok önemliydi” şeklinde dile getirdi.
‘Kürtler bütün haklarını elde etti diyemeyiz, daha büyük mücadele edeceğiz’
Kürtlerin bu güne kadar dört parçada da kimsenin toprağında değil; kendi ülkesinde kendi diliyle, kültürüyle var olma mücadelesini verdiğini dile getiren Çiçek Ariç, Rojava’daki mücadelenin karşısında da DAİŞ’in yeniden hortlatıldığını kaydetti. Daha önce başına ödül konan HTŞ çete mensubu Colani’nin dünya kamuoyuna meşrulaştırıldığını ve Kürt halkının katli için müsaade edildiğini ifade eden Çiçek Ariç, “Artık Kürtler eski Kürt değil. Her yerde bundan sonra da direneceğini göstermiş. DAİŞ diye bir varlık var ve bunun önüne geçmek için canını, kanını verdi. Aslında henüz çok yeni ve üzerine tartışmak da doğru değil. Daha temkinli olmamız gerekiyor. Bundan sonra yapacağımız siyasetin de, mücadeleyi de, direnişi de aslında daha çok büyütmemiz gerekiyor. Her şey oldu bitti, bütün halklar haklar elde edildi diyemeyiz. Dört parça Kürdistan için de bu böyledir. Özellikle Bakur'da 1 buçuk yılı aşkın süredir başlatılan süreç hala sıfır noktasında. Kürtler burada şunu demiyor; gerçekten çok büyük bir katliamın eşiğinden döndük. Bu direniş olmasa belki Halep'te de işte girilen iki mahallede de çok daha büyük katliamlar olabilirdi. Kürtlerin sağduyulu, daha stratejik yaklaşımından kaynaklı belki daha ağır katliamların önüne geçmiş olundu. Ama Kürtlerin hakları verildi, Kürtler haklarını elde etti diyemeyiz, bundan sonra daha büyük mücadele edeceğiz” dedi.
‘Afrin ev Serekani’ye geri göçler sağlanmalı’
Kürtlerin haklarını alana kadar bir adım dahi geri adım atmayacağını dünyanın da gördüğünü dile getiren Çiçek Ariç, “2015-2014 DAİŞ barbarlığına karşı çok ağır bedeller verildi. Bugün çeteler Afrin'e yerleşti, insanlar yerinden, yurdundan oldu. Kürtler sonuçta kendi, varlığı için mücadele ediyor, kendi bulunduğu toprak kadar. Biz Şam'ı da alacağız demediler. Afrin Kürtlerin yaşadığı bir coğrafyaysa burada artık Kürtlerin Afrin'de kendi yerlerine, evlerine geri dönmesi gerekiyor. Kürtler Afrin, Serekani'den göç etti. Yerlerine yeniden dönme durumu olmalıdır, olacaktır da diye düşünüyorum. Olması halinde de herhalde bir takım güvenceler istemesi gerekiyor. Anlaşma 10 Mart mutabakatının üstünde gibi görünüyor. Kürtlerin hem dili, hem kimliği, hem mevcut yaşadıkları coğrafyada aslında kendi mücadelelerini, varlıklarını bulunduğu coğrafyada özgürce kimliğiyle, diliyle entegrasyonu, başka halklarla yaşayacaksa da eşit bir yaşam savunuluyor” şeklinde konuştu.
‘Kürtler tüm kimlikler için mücadele verdi’
Kürtlerin, yaşadıkları coğrafyada diğer halklarla her halkın dili, dini, kimliği, inancını özgürce yaşayabileceği bir yaşam alanı için mücadele verdiğini ifade eden Çiçek Ariç, “Sadece kendi kimliği için de değil. Orada Aleviler zulüm altındaysa Kürtler bunun mücadelesini de verdi aslında. Ama Efrîn Serêkanî'de göç ettirilen kendi topraklarında coğrafyalarından göç ettirilen halkların da Kürt halkının da yeniden bütün güvenliğini de alarak yerlerinde yerlerine gitmeleri gerekiyor” diye belirtti.
‘Abdullah Öcalan’ın paradigmasının sonucu’
Kürt halkının kazanımlarının 50 yıllık mücadelenin sonucu olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın paradigmasının sonucu olduğunu ifade eden Çiçek Ariç, “Suriye'de Kürt halkının nasıl direndiğini görebiliyoruz. Aslında bu da bir paradigmanın bir sonucudur. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'dan, aslında o paradigmadan beslenen bir anlayıştır. 7'den 70'e müthiş ideolojik bir bilinç, politik bir birikimin olduğu bir yerde o direniş aslında çok ciddi bir duruştu. Belki biz alanlarda sahalarda yürüdük, sesimizi çıkardık ama Suriye'deki Kürtler çok politik, çok ideolojik bir duruşla direniş sergilediler. Onun için de 50 yıllık Kürdistan mücadelesinin, Kürt halk önderinin paradigmasının bir sonucudur” diye ifade etti.
‘Rojava, kadın direnişinin sonucudur’
Kürt kadınlarının DAİŞ zihniyetine karşı çok büyük bir direniş sergilediğini hatırlatan Çiçek Ariç, bunu da kadın devriminin bu noktaya getirdiğini ifade etti. Kadınların bu süreçte kadın devrimini yarattığını kaydeden Çiçek Ariç, şöyle konuştu: “Bugün de yine belki tüm dünyada konuşulan en büyük mücadelenin, Kürt kadınlarının verdiği mücadele, Kürt kadınlarının duruşudur. Kadın devrimi tüm dünyada tarafından konuşulan, üzerine yazılan, filmler yapılan noktadadır. ‘Jin jiyan azadî’ direnişi aslında Kürt kadınlarının ya da Ortadoğu'da tüm kadınlara örnek olması açısından çok ciddi bir direnişti. Aslında Suriye’de bir önceki süreç içinde anlaşmanın sürekli ertelenmesinin bir nedeni de kadınlardı. Çünkü bu zihniyet kadını kabul etmeyen bir zihniyetti. Şimdi böylesi gerici, faşist, bir zihniyet ve burada da verilen kadın özgürlük mücadelesi var ve özgür kadın var. Bu zihniyetin kabul etmediği de bir şeydir. Bunun için de eğer bu sonuca geldiysek kadınların çok büyük bir etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.”







