Rojava görüşmelerini anlattı: Kürtler tek seste birleşmiş, Uusal Kongre oluşmalı

  • 09:06 28 Ocak 2026
  • Güncel
Öznur Değer-Rozerin Gültekin
 
WAN – Rojava’da çeşitli temaslarda bulunan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Rojava saldırılarının uluslararası komplonun devamı olduğunun altını çizerek, ilk defa tek seste birleşen Kürtlerin Kürt Ulusal Kongresi’ni oluşturması gerektiğini vurguladı.
 
HTŞ ile Türkiye destekli çetelerin Rojava’ya yönelik saldırıları devam ederken, YPJ/YPG ve QSD savaşçıları ile halkın özsavunma temelinde direnişi sürüyor. Bir haftayı aşkın süredir kuşatma altında olan ve elektrik, su gibi temel yaşamsal ihtiyaçları karşılanamayan Kobanê’de en az 5 çocuk soğuktan yaşamını yitirdi, çok sayıda sivil ise saldırılar sonucunda katledildi. Dört parça Kürdistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından birçok kesim Kobanê’ye insani yardım ulaştırabilmek için koridor açılmasını talep ederken, Türkiye devlet yetkilileri ise sınırları açmadığı gibi duruma karşı sessizliğini koruyor.
 
22 Ocak’ta aralarında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın, sivil toplum ve meslek örgütü temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet, saldırılara karşı Rojava’ya giderek bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
 
Heyette yer alan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, görüşmelere dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Saldırılar uluslararası komplonun devamıdır’
 
Kürtlerin yaşadığı Halep’in Eşrefiye ve Şêxmeqsûd Mahallelerine yönelik 6 Ocak’ta yapılan saldırıların geçmişe dayalı ve derin bir planın sonucu olduğunu ifade eden Gülcan Kaçmaz, bunun iki mahalle ile sınırlı olmadığının altını çizdi. Bu durumun savaş konseptini ortaya koyduğunu kaydeden Gülcan Kaçmaz, birçok uluslararası gücün bu işin içinde olduğunu belirterek, “Bu saldırılar uluslararası komplonun devamıdır. Bu saldırılar iki mahalleye yönelik saldırılar değil, yeni yaşam modeline, 3’üncü yol çizgisine yönelik bir müdahaledir. İşin içinde çok farklı hesaplar olduğunu biliyoruz. Bir yönüyle kadın öncülüğünde gerçekleşmiş olan yeni yaşam modeline saldırı varken öte yandan da Kürt-Arap savaşının önünü açmaya çalışan bir aklın devrede olduğunu biliyoruz” sözlerine yer verdi. 
 
‘İnsanlık dramının hat safhada olduğu bir noktadayız’
 
Rojava halkının yalnızca HTŞ ile değil, birçok güçle mücadele ettiğine değinen Gülcan Kaçmaz, orada özel savaş politikasının yürütüldüğüne işaret etti. Bir taraftan tanklarla, toplarla yürütülen, öte yandan ise insanları açlık, susuzluk ve soğuğa mahkum eden bir özel savaş politikasının devrede olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz, Kobanê’deki kuşatmayı anımsatarak, “Reqa’ya HTŞ girdikten sonra barajdan Kobanê’ye giden elektriği kestiler. Elektrik, internet, su, gıda yok. 21’inci yüzyılda soğuktan donarak yaşamını yitiren 5 Kürt çocuktan bahsediyoruz. İnsanlık dramının hat safhada olduğu bir noktadayız. HTŞ tek başına değil ve arkasındaki güçlerden biri de Türkiye. Türkiye Milli Savunma Bakanı ile Dış İşleri Bakanı her fırsatta HTŞ’ye destek olduklarını ve olacaklarını açıklıyorlar. O nedenle Şara gücü buralardan alıyor. Sınır tanımayan ve gözü dönmüş bir şekilde ateşkese rağmen saldırılarını sürdüren bir akılla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. 
 
‘Amaç Arap ve Kürt çatışması üzerinden kazanımları yok etmek’
 
Rojava’nın halkların bir arada yaşadığı bir coğrafya olduğunu söyleyen Gülcan Kaçmaz, “Özellikle Araplar ile Kürtleri karşı karşıya getirmeye çalışan ve bunun üzerinden bir savaş çıkarmaya çalışan bir akıl işin içinde. Israrla bu savaşı yapmak istemeyen bir kesim de var. Arap ve Kürt çatışması üzerinden orayı tamamen bir savaş alanına dönüştürerek, Kürtlerin statüsünü ve tüm kazanımlarını tamamen ortadan kaldırmak için HTŞ aracılığıyla bir savaş konsepti devreye girmiş durumda. Sahada görünen HTŞ ama zihniyet DAİŞ ve uluslararası güçlerin zihniyeti. Temel amaç bu çatışma üzerinden paradigmaya yönelik bir savaş sürdürmek” şeklinde konuştu. 
 
‘Uluslararası güçler saldırıların içinde olduğu için sessizler’
 
2014 yılında gerçekleşen Kobanê direnişi ve zaferini hatırlatan Gülcan Kaçmaz, o sürecin Kürtlerin birlik ruhuyla hareket ettiği bir süreç olduğunu ekledi. Gülcan Kaçmaz, şunları dile getirdi: “Kobanê direnişi ve ruhu öyle bir direniş açığa çıkardı ki 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildi. O dönem herkes Kobanê direnişini sahiplendi. Rojava’da inşa edilen sistemi görmek için çok sayıda ziyaretçi de gidip sistemi yerinde gördü. Bugün itibarıyla baktığımızda saldırıların bizzat içinde uluslararası güçler olduğu için bu kadar sessizler. Herkes gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış ama ortada bir Kürt gerçekliği, Rojava ve Kobanê Devrimi gerçekliği var. Bu süreçte sessiz kalan herkesin bu savaşta sorumluluğu var. Oradaki her çocuk ölümünden ve dökülen her kandan sorumludurlar. Bu savaşı açığa çıkaran ve destekleyicisi olan, buna sessiz kalan herkesin bu savaşta payı var. Herkesin bunu gören bir yerden bu savaşa ‘dur’ demesi gerekiyor.”  
 
‘Karanlık güç durmazsa dünya bu zihniyetten nasibini alacaktır’
 
“DAİŞ canlıydı ve kısmen hücrelerdeydiler ve şimdi de HTŞ formasıyla karşımızdalar” diyen Gülcan Kaçmaz, HTŞ’nin DAİŞ zihniyetinin devamı olduğunu yineledi. HTŞ’nin bir kadın savaşçının bedenini bir binadan aşağı atmasını hatırlatan Gülcan Kaçmaz, “Ellerine geçen gençlerin uzuvlarını çıkardılar. Gözleri, kalpleri çıkardılar. Kadın örgüsüne tahammül etmeme yönündeki pratiklerin hepsiyle, karanlık DAİŞ zihniyetinin birileri tarafından korunarak bugün yeniden hortlatıldığı bir süreçten bahsediyoruz. Rojava’daki mücadeleyi ve yeni yaşam modelini savunmak insanlığı savunmaktır. Rojava o topraklarda güneş gibi açan bir noktada ve buna sahip çıkmak gerekiyor. Rojava’nın açığa çıkardığı paradigmayı tüm dünya model olarak gördü. O nedenle bu sadece orada yaşayan Kürtler için değil tüm halklara, insanlığa ciddi bir tehdit oluşturacak. En son Yalova’da gördük. Hala her yerde hücrelerindeler. Haktan, hukuktan, insanlıktan anlamayan bu karanlık güçlerin durdurulması gerekiyor. Eğer durdurulmazsa başta Suriye’ye komşu ülkeler olmak üzere tüm dünya ve insanlık bu zihniyetten nasibini bir şekilde alacaktır” dedi. 
 
‘Kürtler tek seste birleşmiş, Kürt Ulusal Kongresi oluşmalı’
 
Kürt ulusal birliğine dair geçmişten bu yana önemli çalışmaların yürütüldüğünü vurgulayan Gülcan Kaçmaz, bu çalışmaların yeterli olmadığını kaydetti. Bu tarz saldırı ve yönelimlere karşı ulusal birlik ruhunun açığa çıkmasının kıymetli olduğunun altını çizen Gülcan Kaçmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “2014 Kobanê sürecinde insanlık böyle bir ruhla bu saldırıları geri püskürtmüştü. Sadece dört parça Kürdistan’da değil Rusya’dan diasporadaki Kürtler tek seste birleşmiş noktada ve Kürdistan’ın tek parça olduğunu ifade ediyorlar. İlk kez bu kadar farklı düşünceye, farklı partilere sahip kişilerin politik ve stratejik bir şekilde bir arada sokaklarda olduğuna şahit oluyoruz. Ulusal birlik ruhunun açığa çıktığını görmek çok güzel ama keşke saldırılar olmadan birlik olabilseydik belki bu saldırıların da kısmen önüne geçebilirdik. Kürtlerin her yerde ortak bir ruhla sokaklarda olmaları ne kadar politik olduklarını da açığa çıkarıyor. Bu tablo artık Kürt Ulusal Kongresi’nin oluşması gerektiğini bize gösteriyor. Tarih bize bu sorumluluğu veriyor. Bu kongre gerçekleştiği zaman Kürtlere yönelik bu saldırılar bu kadar fütursuzca gerçekleşmeyecek. Biz Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak kuruluşumuzdan bu yana bütün siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve halkla bir araya gelmeye çalışıyoruz. Ulusal birliğin neden önemli olduğunu hangi yol yöntemle gidilmesi gerektiği ve bu sağlandığında neleri açığa çıkaracağı noktasında ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Diğer parçalarla da temaslarımız oluyor. Bu çalışmaları daha stratejik bir noktada sürdüreceğiz.”
 
Rojava halkı: Bizi savaşa zorluyorlar
 
Rojava’ya 22 Ocak’ta gerçekleştirilen ziyarete değinen Gülcan Kaçmaz, Rojava’daki durumu yerinde gözlemleyerek temaslarda bulunduklarını dile getirdi. Siyasi parti, kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri ve dış ilişkiler ile bir araya gelerek görüş alış-verişinde bulunduklarını aktaran Gülcan Kaçmaz, “26 Nisan 2025’te Qamişlo’da Kürt Ulusal Konferansı gerçekleşmişti. O zamanki Rojava ile bugünkü Rojava arasındaki bazı farkları ifade etmek istiyorum. Yeni bir model, her yer renkli, her yer modeli yaşamsallaştırmak için mücadele ediyor. Şimdi ise bu elde edilen kazanımları korumak için ciddi bir mücadele yürütülüyor. Her sokak ve mahallede kendini savunmak için hazır olan 7’den 70’e insan var. Bir tarafında bebeğiyle bir tarafında silahıyla kendini, sokağını savunan sivillerden bahsediyorum. Siviller kendi topraklarını korumaya çalışıyorlar. Yaptığımız temaslarda açığa çıkan şey şuydu: ‘Biz savaşmak istemiyoruz. Biz hiçbir zaman savaşmak istemedik ama burada bizi savaşa zorlayan bir akıl var. Uluslararası bir komplo var. Çok derin bir yapı bu işin içinde. Biz burada Araplarla bin yıllardır birlikte yaşıyoruz ve hiçbir zaman Kürtlerle Araplar arasında bir savaş olmadı ama bugün bizi ısrarla bu çizgiye çekmeye çalışan bir akıl var. Biz sadece Araplarla değil hiç kimseyle savaşmak istemiyoruz. Kendi toprağımızda kendi dilimizle yaşam sürmek istiyoruz. Barış ve müzakere yolunun açık olmasını istiyoruz. Savaşmak istemiyoruz ama bize yönelik bu ısrarlı saldırılar devam ederse her şekilde kendimizi savunmaya hazırız’ dediler” sözlerine yer verdi.
 
‘Rojava tüm insanlığın onuru ve devrimidir sahip çıkılmalı’
 
Sessizliği açığa çıkaranların bu savaşta yer alanlar ve kışkırtanlar olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz, buna karşı da ciddi bir direniş olduğunun altını çizdi. Gülcan Kaçmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kürt halkı açısından ciddi bir birliktelik ruhu açığa çıkmış durumda ve demokratik kitle örgütleri açısından da ciddi bir direniş açığa çıkmış durumda. Benim çağrım daha çok kadınlara. Çünkü Rojava’da açığa çıkan şey kadın devrimiydi ve şu anda tam da hedef alınan şey o. Kadın bedeni üzerinden kadının saç örgüsü üzerinden tüm dünyaya bir mesaj vermesi gerekiyor. Özellikle tüm kadınların oradaki devrime sahip çıkması gerekiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşlara çağrım ise; oradaki savaşı durdurabilirsiniz. Hep birlikte hareket edersek bu kirli savaşı durdurabiliriz. Bir diğer çağrım ise Kürt halkına. Kürtler her yerde alanlarda ve ‘Kürdistan tek vatandır’ diyorlar. Bu ruh bize kazandıracak bir ruhtur. Bunun barış ve zaferle sonuçlanması için her kesim kendi bulunduğu alanlarda imkanları doğrultusunda buna ‘dur’ demeli. Çünkü Rojava tüm insanlığın onuru ve devrimidir. Rojava devrimine sahip çıkmak gerekiyor.”