Sümeyye Boz: Kürtlerin varlığı tekrar inkar edilmeye çalışılıyor

  • 09:04 27 Ocak 2026
  • Siyaset
Rozerin Gültekin 
 
WAN – “‘Rojava kırmızı çizgimizdir hiçbir meselenin pazarlığı haline getirilemez’ denmesine rağmen orayı bir koz olarak kullanmaya çalışan akıl var” değerlendirmesinde bulunan DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz, “Kürtler, varlığını kabul ettirdiği ve özgürlük mücadelesi verdiği aşamaya geçmişti. Acak görünen o ki varlığı tekrardan unutturmaya, yok etmeye çalışan girişim devrede. Buna karşı halk her yerde vardık, varız, var olacağız diyor” sözlerine dikkat çekti. 
 
Suriye'de  HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırıları ateşkese rağmen 6 Ocak'tan bu yana devam ediyor. Çeteler yaklaşık bir haftadır ablukaya aldıkları Kobanê ve bağlı köylere de saldırmayı sürdürüyor. Kobanê’de saldırıların yanı sıra elektrik, su ve internet  gibi temel yaşamsal ihtiyaçlar ile iletişim ağları da kesintiye uğradı. Tüm zorluklara karşı halkın direnişi büyüyor. 7’de 70’e herkesin yaşamını savunduğu Kobanê'de uluslararası dayanışma çağrıları da yapılıyor. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, saldırıların amacına ve direnişe dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
Kadınlar direnişlerini saldırılara karşı büyütüyor
 
Savaş alanlarında ilk kadınların hedef alınmasının yıllardır süregelen bir anlayış olduğunu ifade eden Sümeyye Boz, erkek egemen aklın kadın bedeni üzerinden topluma mesaj vermeye çalıştığını kaydetti. Mûş'un Gimgim (Varto) ilçesinde Ekin Wan'ın bedeninin teşhir edilmesini hatırlatan Sümeyye Boz, "Ekin Wan'ın bedeninin teşhir edilmesi bu zihniyetin bir parçasıydı. İşkenceden tutun da kadın bedeninin savaş alanında bir meta haline getirilmesi onlar açısından olumlu bir sonuç doğurmuş olsaydı bugün tekrardan aynı pratikleri yapmak zorunda kalmazlardı. Bu meselelerin her biri kadınların daha çok örgütlenmelerine, öfkelerini büyütmelerine ve kadın direnişine evriltmelerine neden oldu. Kobanê, Kürt kadınların, aynı zamanda enternasyonal kadınların devrimidir. Kadınları hayattan etmek isteyen bütün bu karanlık güruhlar kaybetti. Kadınların yaşamdan her türlü çirkin yöntemlerle çıkarılması gerektiğini düşünen bu karanlık zihniyetlerin karşısında, örgütlenme ortaya çıktı ve bu örgütlenmenin neticesinde kadın devrimi bir başarıya ulaştı” dedi.
 
‘Ütopya denilen yaşam Rojava’da ete kemiğe büründü’
 
Kobanê'de gerçekleşen devrimin hıncını almaya çalışan bir girişimin olduğunu vurgulayan Sümeyye Boz, bütün dünyaya model olan yaşam biçiminin hedef alındığının altını çizdi. Sümeyye Boz, “Şimdiye kadar bir ütopya olarak değerlendirilebilecek bir düşünce, paradigma orada etiğe, kemiğe büründü. Okullarda, üniversitelerde, akademik çalışmalara örnek teşkil eden bir yapılanma oldu. İnsanların ilgisini çeken gelip takip ettikleri, araştırma yaptıkları bir gerçekliğe dönüştü. Kürtler eğer bir yerde bir hak, kazanım elde ederse, kendi iradesini sürdürebilme hakkına sahip olursa bunu çok ciddi bir tehdit olarak gören bir yaklaşım var. Çünkü bu diğer Kürtlerin içinde kolektif bir siyasal hakka dönüşecekti. Ulus devletlerin şimdiye kadar yapmaya çalıştığı tekçi, dar yapı karşısında bunlara gerek kalmaksızın sınırları anlamsızlaştıran bütün yapıların, kesimlerin, halkların, inançların, kültürlerin, değerlerin, mezheplerin aynı eşitlikte fakat farklılıklarını ve özgünlüklerini koruyarak aynı haklara sahip olduğu bir yaşam modeli ortada olan” ifadelerini kullandı. 
 
‘Rojava’yı koz olarak kullanan akıl devrede’
 
Türkiye’nin Rojava'da yaşanan savaşta HTŞ’den yana olduğunu yaptığı açıklamalarla ortaya koyduğunu belirten Sümeyye Boz, “Askeri, siyasi destekle, bütün diplomatik ilişkilerle de savaşın bir tarafı olduğunu gösterdi. Tarafının Kürtlerin tarafı olmadığı ortada. 'Rojava kırmızı çizgimizdir hiçbir meselenin pazarlığı haline getirilemez' denmesine rağmen orayı bir koz olarak kullanmaya çalışan akıl var. Sayın Öcalan 27 Şubat'ta da yapmış olduğu çağrıda ve sonrasındaki gelişmelerde de aslında ısrarla bu duruma işarette bulundu. Sürecin demokratik müzakereyle, diyalogla, hukuki ve siyasal zemine çekilmesinin şart olduğuna, aksi takdirde Gazze'nin yaşamış olduğu gerçekliğin birçok yerde defalarca yaşanabileceğine dair tehlikenin karşımızda durduğuna dair bütün taraflara uyarı da yaptı. Nitekim oradaki müdahaleler başlar başlamaz Türkiye'de de aynı baskı politikaları gündeme gelmeye başladı. Devam eden süreçle birlikte devam eden mücadele ve saldırı hattı da var. Bu anlamda da bir yandan mücadele ve müzakereler de olabilir. Ancak bu müzakerenin içerisine elde edilmiş kazanımların gasp edilmesi dahil edilemez” şeklinde konuştu. 
 
‘Halk, saldırının bütün Kürtlere karşı olduğunun farkında’
 
Baskı ile kurulmak istenen korku hegemonyasını Kürtlerin aştığına işaret eden Sümeyye Boz, Kürtlerin kazanımları, hakları, yaşamları söz konusu olduğunda direnişin her geçen an büyüdüğünü belirtti. Sümeyye Boz, “Kürtlerin varlığını kabul ettirdiği ve özgürlük mücadelesi verdiği aşamaya geçilmişti ancak görünen o ki varlığı tekrardan unutturmaya, yok etmeye çalışan girişim devrede. Bunun tehlikesini fark eden halk 'biz vardık, varız ve var olmaya devam edeceğiz'in özünü korumaya çalışıyor. 'Türkmenler Irak'ta da var' deyip Irak'a dahil oluyorlar. 'Türkmenler İran'da var' deyip İran'a dahil oluyorlar. 'Türkmenler Çin'de var' deyip oraya dahil oluyorlar ama Kürtlerin Rojava'da yaşayan Kürtlerle dayanışmasını, desteğini, onlarla kurmuş olduğu doğal bağı koparmaya çalışıyorlar. Serhat Bölgesi zor bölgelerden biri ama günlerdir hiçbiri sokaktan geri durmadı. Rojava'ya yapılan saldırının bütün Kürtlere yapılan bir saldırı olduğunun farkındalar. Halk 'Rojava'daki yaşam bizim umudumuzdur' diyor. Muş'tan Tatvan'a, Van'a, bütün Serhat bölgesinde de durum böyle” sözlerine yer verdi. 
 
'Nerede durduğumuzu gösteren bir ziyaret'
 
Sümeyye Boz, son olarak Rojava’ya gerçekleştirilen destek ziyaretine dair şunları dile getirdi: “Bakur, Başûr, Rojhilat ekseninde Rojava'da yaşanan durumlara karşı bir tepkisellik gelişmiş olsa bile bu durumun diplomatik ve siyasi anlamda da görünür olması önemli. Dayanışmayı, desteği iletmek ve yaşananları şimdiye kadar çarpıtılan yönleriyle anlatan bütün akıllara karşı siyaseten de nerede durduğumuzu göstermek için yapılan ziyaret. Sadece DEM Parti değil DBP, sol-sosyalist yapılardan ve sivil toplum kuruluşlarının temsiliyetlerinin de katıldığı bir program oldu. Rojava'da yaşanan meselenin sadece Kürtlerle ilgili olmadığının mesajı verildi. Orta Doğu'da bütün halklarla ilgili bir tehlikenin olduğuna dair de bir mesajdı.”