‘Çeteler sadece Kürt kadınların değil, dünyanın sorunu’
- 09:04 28 Ocak 2026
- Güncel
MERSİN – Rojava’da halkların ortak yaşamı inşa ettiğini belirten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadın ve çocukların hedef alındığını vurgulayarak, bölgede yaşananların sadece Kürt kadın hareketinin değil, herkesin sorunu olduğunu vurguladı.
Suriye ve Rojava’da 6 Ocak’tan bu yana HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği çeteler, saldırılarını sürdürüyor. Suriye Demokratik Güçleri (QSD), yaptığı açıklamada HTŞ çeteleri tarafından ateşkesin 20’den fazla kez ihlal edildiğini kaydetti. Bunun yanında uluslar arası güçlerin desteğiyle süren saldırılara karşı eylemler gerçekleştirilirken, eski DAİŞ’li yeni HTŞ’li bir çete üyesinin YPJ’li bir savaşçının saç örgüsünü kestikten sonra görüntüleri dijital medyada paylaşmasının ardından, dünyanın dört bir yanında kadınlar “KeziyênMeTirsaWe” kampanyası ile bu dayanışmayı yeniden gösterdi. Başta Kürdistan olmak üzere tüm dünyada kadınlar ve halklar Rojava ile dayanışmayı büyütüyor.
Mersin’de Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, DAİŞ çetelerinin Êzidî kadınlara yönelik gerçekleştirdiği katliamları hatırlatarak, Rojava’daki HTŞ saldırılarındaki benzerliğe dikkat çekti.
‘Kadın direnişi büyük kazanımlar getirdi’
HTŞ zihniyetini 2014 yılında Şengal'de Êzidî kadınlara uygulanan sistematik şiddette, taciz ve tecavüzde gördüklerini belirten Çiğdem Göksoy, bu sürecin daha sonraki dönemi besleyebileceğini söyledi. Çiğdem Göksoy, “Kürt kadınları, Êzidî kadınları, Suriyeli kadınları ve bir bütünen tüm halkları etkileyebileceğinin kaygısını dile getirmek istiyorum. 2014 yılındaki kadın direnişi ile mücadele ağlarının daha geniş tutulabilmesi adına hem Türkiye hem de tüm halklar açısından büyük kazanımlar elde edilmişti. Êzidî kadınların köle pazarlarında satılmasından tutalım da çocukların kaçırılmasına kadar tüm süreçlerden sonra aslında halklar kendilerini tekrardan yenileyebilme ve yaşamı yeniden doğru temelde örebilmenin bir yol ve yöntemini buldular ve uzun süredir de kendi içlerinde ördükleri bu süreci doğru temelde götürerek kendi örgütlülüklerini kurmuşlardı. Ama geldiğimiz şu aşamada tekrardan bu süreçleri yeniden yaşadığımızı ve yine hem kadınların, çocukların tehlikede olduğunu görebiliyoruz” şeklinde konuştu.
‘Hedefte yine kadın ve çocuklar var’
Barış süreçlerinde kadınların süreçleri nasıl doğru temelde işletmesi gerektiğini konuştukları bir dönemde her şeyin tepetaklak edildiğine değinen Çiğdem Göksoy, hedefte yine kadın ve çocukların olduğunu ifade etti. Basına yansıyan birçok görüntü ve lanse edilen tartışmalara göre bu saldırılarda zararı yine kadın ve çocukların gördüğünü dile getiren Çiğdem Göksoy, “2026 yılına girdiğimiz ilk aydan itibaren doğrudan yine kadın bedeni üzerinden geliştirilen süreçlerle karşı karşıya kaldık. Biz buradan kadın örgütleri olarak da kadınlara dönük sistematik şiddetin politik yaklaşımlar olduğunu söylüyoruz. Çünkü erkek aklın erkek devlet şiddetinin ördüğü bir savaş sisteminde etkilenebilecek olan ilk kadın, çocuk ve azınlık grupları oluyor” dedi.
‘Saldırılar Rojava kazanımlarına dönük’
Dünyanın kurulduğu süreçten bugüne çok kimlikli, çok inançlı, çok dilli, kültürel yapıya sahip insan varlıklarıyla geliştiğinin altını çizen Çiğdem Göksoy, gelinen aşamada tekçilik anlayışının dayatıldığını vurguladı. Çiğdem Göksoy, “Eşitliği kabul etmeyen, en geri feodal akımla beslenen milliyetçi ve militarist güçlerle beslenen bir ideoloji ile karşı karşıyayız. Şu an bütün kimliklerin bir arada kendini ifade ettiği alanları istediğim şekilde dizayn ederim ve sana istediğim kadar yol açarım gibi bir mantıkla yönetilmeye çalışılan bir dünya sistemi var. Dolayısıyla her halkın da kendi içinde kabul ve ret ölçüleri var. Geldiğimiz aşamada Rojava’ya saldırılar oradaki kazanımlara dönük bir yaklaşımdır” sözlerini kullandı.
‘Uluslararası güçler devrede’
Alevilerin, Dürzilerin, Sünnilerin ve Şiilerin Rojava’da ortak yaşamı ördüklerine dikkat çeken Çiğdem Göksoy, “Kadın alanında bizlerin de kendi içimizde tartıştığımız JINWAR diye bir kadın örneği varken, şu an o kadın kazanımlarının, kadınların kendilerini örgütleme alanlarının da ne kadar daraltılmaya götürüldüğünün de bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyorlar. Dolayısıyla bu örgütlülük açısından bakıldığında sistematik olarak da uluslararası güçlerin devrede olduğunu gösteriyor. Salt mevcuttaki siyaset süreçleri açısından değil, dünyanın kendisini değiştirip dönüştürme imkânlarının da olduğu bir sürece girdik ve bunu da uluslararası güçler birlikte Suriye'de, Rojava'da kalıcılaştırmaya çalışıyor” dedi.
Bu zihniyetin dünyanın sorunu olduğunu tüm kamuoyu görmeli
Rojava’da saldırıların kadın bedeni üzerinden geliştirildiğini söyleyen Çiğdem Göksoy, kadın saçı sembolüne değindi. Çiğdem Göksoy, “Kadın saçı Kürtler açısından yası sembolize ediyor. Bizler geleneksel yapılarla da büyüyen bireyleriz. Geleneksel yapılar içerisinde genç bireylerin vefatı üzerine saç kesilip mezarlığın üzerine bırakılır. Şimdi o görüntüler karşılıklı savaşın devamlılığı ve yasın sürekli olmasını simgelediği için biz ve dünyadaki tüm kadın örgütleri buna karşı bir refleks geliştirdi. Dolayısıyla bu örgütlülük her alanda gelişmeli. Bunun sadece Kürt kadın hareketi ya da özgür kadın hareketinin sorunuymuş gibi aktarılmasından ziyade, dünyanın sorunu olduğunu artık tüm kamuoyunun da görmesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.







