
Yaşamın öncüsü kadınlar barışı Orta Doğu’da örgütleyecekler
- 09:05 2 Nisan 2025
- Kadının Kaleminden
“PKK Lideri Abdullah Öcalan ‘barışı’ inşa noktasındaki en başat rolleri de kadınlara atfetti. Yaşamını özgürlük mücadelesine ve kadın mücadelesine ayıran tutsak kadınlar hapishanelerden doğru bir mücadele hattı örmeye başladı. Yaşamın öncüsü kadınlar bu yüzyılda Demokratik Barışı başta bu topraklar üzerinde ardında da tüm Ortadoğu’da örgütleyecekler.”
Eylem Babayiğit
27 Şubat’ta İmralı adasından gelen çağrılara ilişkin girişimler ve tartışmalar sürüyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Toplumu inşa” etmek üzerine yayınladığı çağrı metnin de pek çok mesaj yer alıyor. Bu mesajların temel amacı Türkiye ve Kürdistan halklarının ortak yaşamı demokratik bir şekilde sürdürmeleri üzerine de özetlenebilir. Toplumsal barışın gelişmesi ve yıllardır sürdürülen savaşın son bulması adına başlatılan bu süreçte PKK Liderinin birçok kesime önemli çağrıları bulunuyor. Sürecin sarsılmaz şekilde ilerlemesi adına başta devrimci demokrat kamuoyu, siyasi partiler, emek ve demokrasi birlikleri, hukukçular, yerel yönetimler gibi toplumsal alanda mücadele yürüten kesimlere büyük roller düştüğünün üzerinde duruluyor. Nitekim atılan adımlar ve siyasi müzakereler bunu açıkça gösteriyor.
Ancak PKK Lideri Abdullah Öcalan “Demokratik Toplum İnşası” çağrısında kadınlara, kadın hareketine ayrıca parantez açtı. Kadın politikaların metin de yer bulurken “barışı” inşa noktasındaki en başat rolleri de kadınlara atfetti. Kürt özgürlük hareketinden kadınlar başta olmak üzere DEM Parti ve bileşenlerinden kadınlar verilen mesajları aktarma ve süreci geliştirme açısından ziyaretler ve toplantılar gerçekleştiriyor. Kürt kadın hareketi, Türkiye feminist hareketleriyle temaslara başladı.
PKK Liderinin çağrısı tüm kadınlaraydı
PKK Liderinin çağrısı tüm kadınlaraydı, şüphesiz zindanlardaki kadınlar ve direnişleri önemli bir noktada duruyor. Süreci anlama, siyaseti yorumlama ve tarihsel birikimler üzerinden yapılan çalışmalar zindandaki siyasi tutsakların üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme anlayışını gözler önüne seriyor.
Sürece ilişkin görüşmeleri, açıklamaları ve halkların nabzını kısıtlı koşullar altında takip eden kadın tutsaklar başta TV kanalları, gazeteler olmak üzere gazetelerde bahsi geçen konu üzerine her kelime ve cümleyi tartarak anlamaya çalışıyor. Süreç üzerine tartışmalar ve değerlendirmeler tarihi pratiklerin öncülüğünde kadın mücadelesinin geçmiş bugün ve gelecek hedeflerini belirliyor.
Kadınlar hapishanelerden doğru bir mücadele hattı örmeye başladı
Bakırköy Hapishanesindeki kadınlar “Demokratik Toplumu İnşa” etmedeki temel sorumlulukları ve gereklilikleri belirlemeye başlıyorlar. “Ana kadın ve Tanrıçalık” hatırlatması öz güce ve kimliğe dönüşü bu noktada mücadeledeki sorumluluğun önemini de vurguluyor. Tüm bunlarla birlikte “Sosyalizm ve kadın” üzerindeki bahsedilen hususlar belirleyici. “Sosyalizme ancak kadın özgürlüğünden gidilir” ve “Kadın sorunu Kürt sorunundan daha derindir” değerlendirmesi tutsak kadınların en temel tartışma konusu oldu. Yaşamını özgürlük mücadelesine ve kadın mücadelesine ayıran tutsak kadınlar hapishanelerden doğru bir mücadele hattı örmeye başladı. Örülen bu mücadele halkasında katılım çağrıları elzem.
Sürecin ana öznesi
“Başta Kürt kadın hareketi olmak üzere, DEM Partili, sosyalist kadın örgütleri, Türkiye feminist hareketine sorumluluk düşüyor. Yaşamın öncüsü kadınlar bu yüzyılda Demokratik Barışı başta bu topraklar üzerinde ardında da tüm Orta Doğu’da örgütleyecekler. Bu güç en çok biz kadınlarda mevcut. Özgücümüz tarihimizde ve mücadele öncülerinin geleneklerinden geliyor. 27 Şubat’ta ve 8 Mart’ta yapılan çağrıları dikkatle anlayıp tüm kadınlara anlatmak ve mücadelenin içine katmak temel görevimiz. Sokak sokak, köy köy ve sivil toplum kurumlarını dolaşarak kadın kırımının nedenlerini ve bugün önümüze sunulan perspektifi aktarmamız gerekiyor. Bu sürecin ana öznesi olduğumuzu ve en önemli örgütlenme rolünü üstlenmemiz gerekiyor.”
Fatma Tokmak’ın çağrısı: Savaşsız dünya bırakalım
Bakırköy hapishanesinden kadınların çağrıları tüm kadınlarla ortak mücadele oldu. Bununla birlikte 27 yıldır zindan da olan ve birçok insanın hasta mahpus olmasından dolayı tanıdığı Fatma Tokmak (yade) annelere çağrı yaptı. Fatma Tokmak’ın çağrısı şöyle: “Özellikle annelere çağrı yapıyorum. Anneler bu süreci ve şansı kaybetmemeli. Evlatlarımızı korumamız için son şans olabilir. Çocuklarını bu savaşta yitirmiş tüm kadınlar acısını birlikte paylaşmalı. Bu süreçte öncü ve aktif rol oynamalıdır. Çocukları ayırmadan, onların geleceği için birlikte çalışmalılar. Orta Doğu başta olmak üzere tüm dünyadaki savaşı bitirebilecek güç bizde. Yeter ki el ele olalım ama her şeyden önce birbirimize güvenelim. Gelecek nesillere savaşın ve gözyaşının olmadığı bir dünya bırakalım.”