Gülderen Varli: Bu Meclis adaletin ve Kürt halkının sesini duymak zorundadır
- 18:38 3 Şubat 2026
- Siyaset
ANKARA – Genel Kurul’da konuşan DEM Parti Milletvekili Gülderen Varli, “Bu halkın çağrısı savaş değil, barıştır. İşkence yapanlar ve buna göz yumanlar hakkında soruşturma mutlaka açılmalıdır. Bu Meclis adaletin ve Kürt halkının sesini duymak zorundadır. ‘Biji Berxwedana Rojava’” dedi.
Rojava ile dayanışmak için sokakta anayasal protesto hakkını kullanan halka yönelik uygulanan polis işkencesine ilişkin DEM Parti Milletvekili Gülderen Varli, Genel Kurul’da konuştu. Konuşması sırasında Varli, polis işkencesine maruz kalan Wan MEBYA-DER Eş Başkanı Yusuf Dündar’ın fotoğrafını taşıdı.
‘Bu halkın çağrısı savaş değil, barıştır’
Yıllarca işkenceye ve inkâra maruz kalan Kürt halkının iradesinin ve direnişinin bugün tüm dünya tarafından görüldüğünü belirten Gülderen Varli, Rojava’da 6 Ocak’tan bu yana süren saldırılara dikkat çekti. Varli, “Bu saldırılar Suriye’de yeni katliamların ve ağır bir insani krizin habercisi olmuştur. Binlerce insan yerinden edilmiş, yüzlerce sivil katledilmiştir. Kentler kuşatma altına alınmış, kuşatma altındaki Kobanê’de insani kriz devam etmektedir. Kobanê’ye insani yardımların ulaştırılması için gerekli adımlar derhâl atılmalıdır. Çünkü bu halkın çağrısı nettir. Bu halkın çağrısı savaş değil, barıştır. Ancak Rojava’yla dayanışma isteyen halkın bu barışçıl iradesi Türkiye’de, özellikle Van’da, polis şiddetiyle hedef alınmıştır. Günlerdir barışçıl gösteriler darp, işkence, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmıştır. Artık yaşananlar münferit değildir; ortada sistematik bir baskı ve açık bir hukuksuzluk vardır” dedi.
‘Sayın Tunç neden bu konuda sessizdir?’
Wan’da yasal protesto hakkını kullanan halkın doğrudan hedef alındığını ve işkenceye maruz kaldığını söyleyen Gülderen Varli, şunları dile getirdi: “19 Ocak’ta Van’da seçilmiş belediye eş başkanları, il eş başkanları ve baro başkanıyla birlikte 100’den fazla kişi gözaltına alınmıştır. Aynı gün avukatların adliye girişi engellenmiş, savunma hakkı fiilen ortadan kaldırılmıştır. Peki, savunmayı engelleyen bu kararın sorumlusu kimdir? Sayın Tunç neden bu konuda sessizdir? Van MEBYA-DER Eş Başkanı Yusuf Dündar, sivil polisler tarafından hedef alınmış, darbedilmiş ve gözaltında işkenceye maruz bırakılmıştır. Hastanede darbedildiğini söylemesine rağmen darp raporu verilmemiş, beyanları yok sayılmıştır. Bir yurttaş darbedildiğini söylüyorsa sağlık görevlileri bunu hangi yetkiyle yok saymaktadır?”
‘İnsan haklarını savunmak bu ülkede suç’
Gülderen Varli, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Cezaevinde bizzat kendim ziyaret ettim, işkence izleri hâlâ duruyordu. Yine Türkiye İnsan Hakları Vakfı Van Temsilcisi Emrah Kertiş işkenceyle gözaltına alınmıştır. Emrah Kertiş şöyle diyor: ‘Van ilinde yapılan eylem ve etkinliklerde polislerin uyguladığı işkence ve kötü muamele iddialarını yerinde gözlemlemek adına katıldığım etkinlikte hedef gösterilerek işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındım. Gözaltı uygulamasına direnmememe rağmen beni yere yatırıp başıma ve sırtıma tekme atıldı. Tehdit, hakaret ve küfürlere maruz kaldım. Ters kelepçe takılarak gözaltına alındım.’ Görünüşe göre insan haklarını savunmak bu ülkede artık suç sayılmaktadır. Tabii, yaşanan hak ihlalleri bunlarla da kalmıyor.”
‘Bu, halkı susturma girişimidir’
Gülderen Varli, 29 Ocak’ta Van’da binlerin katıldığı yürüyüşün ardından yaşananlara da değinerek şunları söyledi: “Polisler halka ve esnafa plastik mermiyle saldırdı. Bu esnada 12 yaşında bir çocuk yaşadıklarını aynen şu sözlerle anlattı: ‘Babamla tezgâhın başında duruyordum. Geldiler, babama saldırdılar, “Tezgâhı kapat” dediler. İkimize küfür ettiler, çok terbiyesiz küfürler ettiler. Sonra geldiler, bana saldırdılar.’ Çocuk yutkunarak ‘Daha fazla konuşamıyorum’ diyor ama kendisine ve babasına şiddet uygulayan, küfür eden polisler için ‘terbiyesiz küfür ettiler’ diyen 12 yaşındaki çocuk, şiddete sessiz kalan ve göz yumanlara, yani hepinize insanlık dersi veriyor.
30 Ocak’ta Van T Tipi Cezaevi’nde görüşüne gittiğim Ahmet Yağızer’in vücudunda da hâlen darp izleri duruyordu. Van’dan İstanbul’a çocuklar, gençler, kadınlar, seçilmişler ve gazeteciler işkenceyle gözaltına alınmış, gazeteciler engellenmiş ve basın susturulmak istenmiştir. Bu yaşananlar kamu düzeni ya da hukuk değildir. Bu, halkı susturma girişimidir. Ama bilinmelidir ki işkenceyle adalet sağlanmadığı gibi, baskıyla da barış olmaz ve hukuksuzlukla güvenlik tesis edilemez. Barışçıl eylemler gerekçe gösterilerek yapılan tüm gözaltılar derhâl serbest bırakılmalıdır. İşkence yapanlar ve buna göz yumanlar hakkında soruşturma mutlaka açılmalıdır. Bu Meclis adaletin ve Kürt halkının sesini duymak zorundadır. Biji Berxwedana Rojava.’”







