Amed’de anadilde eğitim talebiyle yürüyüş

  • 19:07 18 Eylül 2026
  • Güncel
AMED - MED-DER öncülüğünde anadilde eğitim talebiyle gerçekleştirilen yürüyüşte, Kürtçenin statüsünün tanınması ve ilkokuldan üniversiteye kadar anadilde eğitim hakkının sağlanması istendi.
 
Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (MED-DER) öncülüğünde anadilde eğitim talebiyle yürüyüş gerçekleştirildi. NCity AVM önünden Koşuyolu Parkı’na yapılan yürüyüşe siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
 
Yürüyüşte Kurmanckî ve Kurmancî, “Statûya Kurdî, perwerdehiya bi Kurdî” pankartı ile “Perwerdehiya bi zimanê dayikê mafekî bingehîn e” yazılı lolipoplar taşındı. Kürtçe şarkılar eşliğinde yürüyen kitle, “Bê ziman jiyan nabe”, “Zimanê me hebûna me ye”, “Bê Serok Apo”, “Jin, jiyan, azadî, azad bike Rêbertî” sloganları attı.
 
Alkış, zılgıt ve sloganlarla Koşuyolu Parkı’nda bulunan İnsan Hakları Anıtı önüne gelen kitle, burada açıklama yaptı.
 
‘Kürtçe eğitim hakkı daha fazla ertelenemez’
 
MED-DER yöneticisi Şükran Yakut, yeni eğitim ve öğretim yılının başladığını ancak Kürt çocuklarının anadil hakkından mahrum kaldığını belirtti. Kürt halkının dili için statü ve anadilde eğitim istediğini ifade eden Şükran Yakut, şöyle konuştu:
 
“Çünkü Kürtçe bizim büyük hafızamızdır; varlığımızın ve kimliğimizin temel sütunudur. Asimilasyon politikası bu sütunu zayıflatıyor. Kürtçenin yeni nesillere aktarılmasını tehlikeye atıyor ve çocuklarımızın psikolojisini bozuyor. Kendi diliyle kendini ifade edemeyen, okuyamayan ve yazamayan çocuklarımız kendilerini eksik görüyor. Bu durum, çocukların duygusal ve analitik zihinleri üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor. Yeni nesillere aktarılmayan bir dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Mevcut veriler Kürtçenin kritik bir aşamada olduğunu gösteriyor. Kürtçenin statüsü ve Kürtçe eğitim hakkı daha fazla ertelenemez.”
 
‘Kürt halkı geleceğini özgürleştirmekte kararlı’
 
“Kürtçe bizim geleceğimizdir” diyen Şükran Yakut, “Kürt halkı geleceğini özgürleştirmekte kararlıdır. Saha araştırmalarının verilerine göre Kürt halkının en geniş talebi; Kürtçenin korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Bugün ülkemizde ve Ortadoğu’da yeni bir süreç var. Barış ve Demokratik Toplum Süreci yürütülüyor ki biz bunu ‘Demokratik entegrasyon’ olarak tanımlıyoruz. Bu sürecin kapısını açacak anahtar, Kürtçenin statüsü ve Kürtçe eğitimdir. Entegrasyon ile asimilasyonu birbirinden ayıran ölçüt, Kürtçenin statüsünün tanınması ve Kürtçe eğitim hakkıdır. Barışçıl bir gelecek ve demokratik bir toplum ancak bununla mümkündür. Dil hakkı, halkların ve insanların en doğal, evrensel hakkıdır. Statü ve eğitim talebimiz en insani ve en evrensel taleptir. Diğer yandan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasının yoludur” ifadelerini kullandı.
 
‘Sembolik saatlerle sınırlandırılması kabul edilemez’
 
Seçmeli derslerin yeterli olmadığını belirten Şükran Yakut, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler yüzyıllık asimilasyon politikasını reddediyoruz. İnkarın kaldırılması ile asimilasyon siyasetinin terk edilmesi birbirinden farklıdır. Barış ve demokrasi için yüzyıllık asimilasyon siyaseti terk edilmelidir. Bu çerçevede seçmeli dersleri hiçbir şekilde yeterli görmüyoruz. Seçmeli dersler, Kürt halkının uzun soluklu mücadelesi sonucunda elde edilen bir başlangıç adımı olarak kabul edilebilir. Fakat dilin yaşaması ve gelişmesi için yeterli değildir. Asimilasyon tehlikesini ortadan kaldırmaz. Nesiller arası aktarımı güvenceye almaz. Öğrenmek için de yeterli değildir. Bu yüzden biz halk olarak ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim istiyoruz.
 
Suriye geçiş hükümetinin eğitim alanında attığı adımlar, Rojava’da Kürt halkının 14 yıllık tecrübeyle elde ettiği kazanımlarını tehlikeye atmaktadır. Rojava Kürtleri 14 yıldır her düzeyde Kürtçe eğitim görüyor. Bu tecrübe çok değerli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu birikimin ortadan kaldırılması sadece tarihi bir inkar değildir; aynı zamanda asimilasyonist bir zihniyetin ve amacın göstergesidir. Biz bu tutumu kararlılıkla reddediyoruz. Kürtçe bu coğrafyanın en kadim dillerinden biridir. Ortadoğu’nun kurucu dillerindendir. Onun folklorik bir miras gibi görülmesi ve birkaç saatlik sembolik bir eğitimle sınırlandırılması kabul edilemez. Rojava halkımızın Kürtçe eğitim için sergilediği direnişi destekliyoruz.”
 
‘Her evimizi bir Kürtçe okul haline getireceğiz’
 
Şükran Yakut, Kürt dili kurumları ve demokratik kurumlar olarak dil mücadelesini büyüteceklerini belirterek, “Kürtçenin statüsü ve Kürtçe eğitim bizim ana mücadele amacımızdır. Kürtçenin korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için kendimizi daha çok örgütleyecek ve dil mücadelesini yükselteceğiz. Bu mücadeleyi hayatın her alanında yürütecek ve Kürtçeyi ülkemizde yaşamın ana dili haline getireceğiz. Sadece savunmada kalmayacağız; sadece talep etmekle yetinmeyeceğiz. Kürt Dili Konferansı kararları doğrultusunda dilimizi, demokratik ulusal iradenin kurucu temeli haline getireceğiz. Kürtçenin kamusal alanını kendi çabamızla, mücadelemizle, kendi ellerimizle inşa edeceğiz. Her evimizi bir Kürtçe okul haline getireceğiz” dedi.
 
‘Onurlu barış için Kürtçenin kabul edilmesi gerekiyor’
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren de Rojava ve Bakur’da Kürtçenin eğitim dili olması talebine dikkat çekerek, “Yüz yıldır Ortadoğu’da sorunlar yaşanıyor. Kürt dili kabul edilmeden, eğitim dili olmadan onurlu bir barış mümkün değil. Onurlu bir barış için Kürtçenin kabul edilmesi gerekiyor. Dil kabul edilmezse kimlik de varlık da kabul edilmez. Kürt dilinin eğitim dili olması için anayasada yerini almalı. Bu süreçte ya anayasa değiştirilmeli ya da yeni bir anayasa çıkarılmalı. Her dilin varlığı bu anayasada kabul edilmeli. Bu şekilde Kürt sorunu da çözülür, Kürt dili de kabul edilir. Kürtlerin 100 yıllık mücadelesinin en önemli başlıklarından biri Kürt dilidir. Bugün de yarın da gelecekte de birinci mücadelemiz Kürt dilinin kabulü için olacak. Bu açıdan mücadelemizi büyüteceğiz” diye konuştu.
 
Son olarak konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi Selman Sav, anadilde eğitimin önemine dikkat çekerek çok dilli eğitimi savunmaya devam edeceklerini söyledi. Demokratik bir gelecek için mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Selman Sav, konuşmasını “Bê ziman jiyan nabe” sözleriyle tamamladı.