Ayşegül Doğan: Süreçte dil değişmeli, herkes sorumluluğunu yerine getirmeli

  • 23:22 9 Nisan 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ -  Ayşegül Doğan, Konuşma Zamanı programında yaptığı değerlendirmelerde, sürecin eş zamanlı ve yasal adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı; sürgündeki siyasetçilerin dönüşü için acil takvim çağrısı yaptı, iktidarın dilini eleştirdi.
 
İlke TV’de yayınlanan ve Dilek Odabaş’ın sunduğu "Konuşma Zamanı" programına konuk olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki siyaset iklimine eleştirilerde bulunan Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin entegrasyon boyutuna dikkat çekti. Ayşegül Doğan, “Biz kürsü dokunulmazlığına rağmen ne kadar özgür konuşup siyaset üretebiliyoruz? İçeride, sürgünde siyasetçiler, dağda silahlarını yakmalarına rağmen dönemeyen insanlar varken nasıl olacak bu” dedi. 
 
Sürgündeki siyasetçilere ve akademisyenlere değinen Ayşegül Doğan, “Yalnızca düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için insanlar, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar şimdi sürgündeler ve evet dönebilmeleri gerekiyor. Dönebilmeleri için de yasal adımlar dediğimiz sürecin hızla ilerlemesi ve asıl orada da çok ivedi bir şekilde bir takvimin oluşması gerekiyor” diye belirtti. 
 
'AKP Sözcüsü'nde aynı dilde ısrar görüyoruz'
 
Ayşegül Doğan, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarına da yanıt verdi. Ayşegül Doğan, Ömer Çelik’e şöyle yanıt verdi: “Örgüt kendini feshetti. Ömer Bey’in haberi yok galiba. Yeni bir döneme girdik, buna rağmen AKP sözcüsünde aynı dilde ısrar görüyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi konuşuyor. Bunlar güven sarsıyor. Hala yasal çerçeveyle ilgili örgütün feshi bekleniyor dediğine göre, gerçekten ya haberi yok ya da bilerek yapılıyor. Biraz ciddi yaklaşmak lazım bu meseleye.”
 
‘Herkesin sorumluluğu belli’ 
 
İktidarın süreçteki dilini eleştiren Ayşegül Doğan, “Bu süreçte en başından beri dilin değişmesi gerektiğini söyledik. Dilin çok önemli olduğunu söyledik. Yapıcı, kucaklayıcı bir dilden bahsettik. Şimdi önce silah bırakılsın, sonra yasal düzenleme? Niye buna bir öncelik sonralık koyuyoruz? Eş zamanla niye ilerleyemiyor bu süreç? Niye herkes üzerine düşeni yapmıyor? Siyaset kurumu üzerine düşeni yapsın. Güvenlik bürokrasisi yapması gerekeni yapsın. Örgüt yapması gerekeni yapsın. Meclis Başkanı yapması gerekeni yapsın. Komisyon yapması gerekeni yapsın. Herkesin rolü, görevi, sorumluluğu, misyonu belli” diye konuştu.