Saldırılara karşı seslenildi: Rojava kırmızı çizgimizdir
- 18:11 15 Ocak 2026
- Güncel
MÊRDÎN - Kuzey ve Doğu Suriye ile Halep’e dönük saldırılara karşı protestolar devam ediyor. Protestolarda, " Stewr ilçesinde gerçekleştirilen yürüyüşle protesto edildi. Rojava’nın Kürtlerin kırmızı çizgisi olduğunu belirten DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın, “Kimse Kürtlerin sinir uçlarıyla oynamasın” denildi.
HTŞ'nin Halep ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları Demokratik Kurumlar Platformu tarafından Mêrdîn’in Stewr (Savur) ilçesine bağlı Ewîna kırsal mahallesinde düzenlenen yürüyüşle protesto edildi. Mahalle girişinde toplanan yüzlerce kişi, “Rojava rûmete, rûmeta gelê Kurdê”, “Bijî berxwedana gelê Kurd”, “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok jiyan nabe”, “Rojava, Rojhilat Kürdistan yek welat” sloganları ve Rojava direnişine atfedilen şarkılar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdi. 7’den 70’e mahalle sakinlerinin katıldığı eyleme kadınlar bebekleri ile katılırken, bazı yurttaşlar da pencerelerine çıkarak, alkış ve zılgıtlarla eyleme destek verdi. Yürüyüşün ardından mahalle meydanına ulaşan kitle burada açıklama yaptı.
‘Kürt halkı kararlıdır’
Eylemde ilk konuşan DEM Parti İl Eşbaşkanı Nihat Gökalp, "Bilinmelidir ki; Kürt halkı kararlıdır. Kürt halkı 21’inci yüzyılda kimliğinin tanınması, statüsünün tanınması konusunda kararlıdır. Bunun için ne gerekiyorsa, hangi bedelin ödenmesi gerekiyorsa Kürt halkı bu bedeli ödemeye hazırdır. Kürt halkı her 4 parça Kürdistan’da da bir bedendir. Kürdistan’ın hangi parçasında Kürtlere karşı bir fişek atılırsa biz o fişeği kendimize karşı atılmış sayar, yaklaşımımızı da ona göre belirleriz. Çünkü Kürtlerin fikri, dili, kültürü, bayrağı, toprağı birdir. Kürdistan bir parçadır” dedi.
‘Rojava kırmızı çizgimizdir’
Ardından konuşan DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın da Rojava’daki Kürtlerin hiçbir zaman yalnız kalmayacaklarını ve seslerini yükseltmek için her zaman sokaklarda olacaklarını belirterek, Kürtlerin haftalardır Halep’te yaşananlar ile yatıp kalktıklarını vurguladı. Şêxmaqsûd ve Eşrefîyê mahallelerinin demokratik entegrasyonun önemli örnekleri olması beklenirken, saldırıya uğradığını kaydeden Beritan Güneş Altın, “QSD ile HTŞ entegrasyon görüşmeleri kapsamında imzaları atmaya hazırlanırken, HTŞ masadan kalktı ve bir gün sonra iki mahalleye saldırmaya başladı. Neden karar değiştirdiler, neden dünya sessiz kaldı? Neden DAİŞ’e karşı bedenini ortaya koyan kadınlar, DAİŞ’e karşı mücadele ederek, dünyaya siper olan bu halk neden bugün yalnız bırakıldı. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bütün dünyaya sesleniyoruz. Eğer siz bugün Kürt halkını yalnız bırakırsanız, yarın DAİŞ sizin kapınızda olacak. Bugün Kürt çocuklarını yalnız bırakırsanız, yarın zulüm Türkiye’de, Irak’ta, İran’da, Almanya’da, Avrupa’da her yere yayılacak. Rojava'da yeni yaşam savunuluyor. Rojava’da kadın devrimini savunuyor. Rojava’da her çocuğun kendi dilinde, kendi inancında, kendi kimliğinde binlerce oyun oynanması isteniyor. Bugün Rojava’ya saldırmak, Sayın Abdullah Öcalan’ın paradigmasına saldırmaktır. Biz burada tekrar ediyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’ın dediği gibi 'Rojava bizim kırmızı çizgimizdir.' Kimse Kürtlerin sinir uçlarıyla oynamasın. Kimse Kürtlerin hassasiyetleri ile oynamasın” ifadelerini kullandı.
‘HTŞ Suriye yönetiminden çekilmelidir’
Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed-El Şara’nın “Hendeklerle değil, entegrasyon ile çözüm olur” sözlerini eleştiren Beritan Güneş Altın, “Bizler sizin entegrasyon anlayışınızı Halep’te gördük. Bu sözler Şara’nın sözleri değil. Şara o koltuktan kalksın Hakan Fidan yerine otursun. Çünkü bu sözler Hakan Fidan’ın sözleri. Eğer ki; demokratik bir entegrasyon istiyorsanız, önce Kürt halkının kimliğini kabul edeceksiniz. Demokratik bir entegrasyon istiyorsanız, önce kadınlara saygı göstermesini bileceksiniz. Kadınların haklarını savunacaksınız. Ne zaman HTŞ’nin eline fırsat geçse, Kürtlere, Alevilere, Dürzilere katliam uygulamak istiyor. Bu saatten sonra HTŞ’nin eline kadınların, çocukların kanı bulaşmış, savaş suçları işlemiştir. Bu nedenle artık Suriye yönetiminden çekilmelidir” diye belirtti.
‘İnsanlık için özgür bir yaşamı kuracağız’
Kürt halkının hiçbir zaman boyun eğmeyeceğini dile getiren Beritan Güneş Altın, “Kürtler asla aydınlık yoldan geri dönmeyecek. Kürt halkı hiçbir zaman şehitlerini, yitirdiklerini unutmayacak. Kadınlar için, çocuklar için, insanlık için özgür bir yaşamı kuracağız” dedi.
Açıklama alkış ve sloganlarla sona erdi.
Amed
Amed Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ çetelerinin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine ve Rojava'ya yönelik saldırıları, Yenişehir ilçesine bağlı Ofis Semti’nde bulunan AZC Plaza önünde yaptığı açıklamayla protesto etti. Çok sayıda platform bileşenin katıldığı açıklamada, “Em ê êrişên lı ser Rojava û sucên li hemberî murovahiyeyê. Bi hevre rawestînin” pankartı açıldı. Açıklamada sık sık, “Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwdana gele Kurd”, “Katil HTŞ, Rojava’dan defol” ve “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Açıklamayı eğitim Sen 2 Nolu Şube Eşbaşkanı Serhat Kılıç okudu.
‘Katliam ve tasfiye stratejisinin devrede olduğu açıktır’
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırıların açık ve tartışmasız biçimde birer insanlık suçu olduğu ifade ifade eden açıklamada, “Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar doğrudan sivilleri hedef almış; aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde bombalanması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına dönüştürüldüğünü açıkça ortaya koymuştur. Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de yaşananlar, 3. Dünya Savaşı’nın bir parçası olarak yalnızca “yerel bir çatışma” ya da geçici bir güvenlik krizi olarak ele alınamaz. Rojava’nın bütününe yönelik daha kapsamlı bir baskı, katliam ve tasfiye stratejisinin devrede olduğu açıktır” denildi.
‘Siyasal sorumluluk bilinçli olarak muğlaklaştırılmaktadır’
“Karşı karşıya olduğumuz savaş biçimi klasik cephe savaşlarının ötesindedir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “savaş normunun temel özelliklerinden biri, vekâlet şiddetinin açık biçimde meşrulaştırılmasıdır. Devletler doğrudan sorumluluk almadan, cihatçı ve paramiliter yapılar üzerinden sahaya müdahale etmekte; böylece hem sahadaki vahşet derinleşmekte hem de siyasal sorumluluk bilinçli olarak muğlaklaştırılmaktadır. Cihatçı-selefi yapılar, ihtiyaç duyulduğu sürece sahaya sürülmekte Ortadoğu halkları bu kirli stratejilerin bedelini canlarıyla ödemektedir, dün cihatçı bir terörist olan Ahmet El-Şara’nın Suriye Geçiş Hükümeti’nin başına getirilmesi bu savaş düzeninin açık göstergesidir. Ahmet El-Şara, hiçbir zaman Dürzilerin, Alevilerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve Kürtlerin gerçek temsilcisi olamayacaktır” diye kaydedildi.







