
'Mesele çoktan İmamoğlu ve CHP meselesi olmaktan çıktı'
- 09:01 3 Nisan 2025
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız
İZMİR – İzmir’de yapılan protestolarda gözaltına alınan ve dört gün sonra serbest bırakılan Mor Dayanışma MK üyesi Didar Gül, gözaltı sürecindeki hak ihlallerini anlattı. Meselenin Ekrem İmamoğlu ve CHP olmaktan çıktığını vurgulayan Didar Gül, Kürtlerin ve sosyalistlerin bu süreçte özellikle hedef alındığını söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan protestolarda birçok kentte yüzlerce kişi gözaltına alındı. Günlerdir süren üniversite öğrencilerinin eylemleri de kampüslerden sokaklara taştı. Protestolarda polis şiddeti, kadınlara yönelik taciz gündeme gelirken gözaltına alınanların da darp edildiği ve özellikle kadınların çıplak aramaya maruz bırakıldığı öğrenildi. İzmir’de de yapılan ev baskınlarında ve protesto anlarında yaklaşık 500 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların çoğu serbest bırakılırken birçok kişi de tutuklandı. Ev baskınıyla gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Mor Dayanışma Merkez Koordinasyon üyesi Didar Gül, gözaltı sürecindeki hak ihlallerini anlattı. Didar Gül, protestolarda Kürtlerin ve sosyalistlerin özellikle hedef alındığına dikkat çekerek gözaltıların, örgütlü mücadelenin engellenmeye çalışılmasıyla ilgili olduğunu belirtti.
‘Gözaltında tutulabileceğimiz hiçbir şey yoktu’
19 Mart’la başlayan sürecin daha öncesinin olduğunu ve daha önce Kürdistan’daki belediyelere atanan kayyımların devamı olduğunu ifade eden Didar Gül, milyonarca insanın ayaklandığını ve kadınlar, sosyalistler, Kürtler olarak kendilerinin de alanlarda olduğunu belirtti. Didar Gül, “Bu eylemlilikler sırasında çeşitli şafak operasyonlarıyla, özellikle sosyalistlerin hedef alındığı, gözaltına alındığı saldırıların muhatabı olduk. Ben ve benimle beraber 55 kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve gözaltına alındık. Tamamen keyfi uygulamaların hâkim olduğu bir gözaltı sürecini geçirmiş olduk. Zaten dört gün gözaltında tutulabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Bize itham ettiği suçlar terör örgütü propagandası yapmak, polise mukavemet ve 2911 sayılı kanuna muhalefetti. Operasyon gerektirmeyecek bir durumda, terör operasyonu adı altında yapılan, İzmir’de toplam beş yüz insanın gözaltına alındığı, birçok insanın hala aramasının olduğu, birçok insanın tutuklandığı bir şeyle sonuçlanmış oldu” dedi.
Muayene nezaret içinde yapılmak istendi
Gözaltına alındıkları andan itibaren çeşitli hukuksuzluklarla karşılaştıklarını söyleyen Didar Gül, gözaltına alınanların sayısının çokluğu nedeniyle bir, iki kişilik nezaretlerde kalabalık bir sayıyla kaldıklarını ve çoğu kişinin yerlerde yattığını dile getirdi. Didar Gül, “Darp edilen, orada çeşitli işkencelere maruz kalan bir durum vardı. Birçok kişiye de ifadeniz alınacak ve çıkacaksınız şeklinde evinden alındığı bir durum vardı. Dört gün boyunca keyfi bir şekilde tutulduk biz gözaltında. Dördüncü günde emniyet ifadelerine başladığında şunu gördük; bir anayasal hakkın sorgulandığı, yargılandığı ve bunun için gözaltına alındığımızı görmüş olduk. Sorulan soruların hiçbiri suç unsuru barındıran sorular değildi. Bize gösterdikleri, biz olduğumuz söyledikleri görüntülerin hiçbirinde herhangi bir suç unsuru yoktu. İnsanlar tamamen anayasal haklarını kullanarak sokağa çıktıkları şeyleri terörize ederek karşımıza çıkardıkları bir şey vardı. Dört gün boyunca doktor muayenesinin yapılmadığı bir durum vardı. Doktoru nezarethane nezarethane gezdirdikleri bir durum vardı. Sosyalistler olarak, bizimle beraber orada gözaltına alınan halktan insanlar olarak da bu işkence biçimine karşı çıktık ve böyle muayene olmayacağımızı söyledik” şeklinde konuştu.
Örgütlü olanlar, tutuklamayla sevk edildi
Didar Gül, gözaltı sürecine dair suç duyurusunda bulunacaklarını ve bu durumun takipçisi olacaklarını ekleyerek “Kadınlara, cinsel şiddete varacak bir biçimde bir arama gerçekleşmiş oldu. ‘Siz çakmak saklıyorsunuz’ denerek iki kadın polis getirildi. Arama bahanesiyle iki kadın arkadaşımızın vajinasına dokunuldu. Israrla arkadaşlarımızın, ‘bunu yapmaya hakkınız yok’ demesine tekrar ‘bunu yapıyorum, başka bir şey yapmıyorum’ diyerek hareketini tekrarladığı bir durum vardı. Cinsiyetçiliğin de emniyet güçleri tarafından nasıl açığa çıkarıldığını bir kez daha görmüş olduk. Kimimiz savcılıktan serbest bırakılırken kimimiz tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildik. Savcılıktan çıkanlarla tutuklamaya sevk edilenler arasında özel bir fark yoktu, tek fark, özellikle tutuklamayla sevk edilenlerin örgütlüler olduğuydu. Genelde örgütlü sosyalist kimliğiyle bilinen, bu mücadeleyi yıllardır sürdüren kişilerin tutuklamayla sevk edildiklerini görmüş olduk. Maalesef birçok sosyalist arkadaş tutuklanmış oldu” diye belirtti.
Kürtler ve sosyalistler özellikle hedef alınıyor
Böyle süreçlerde Kürtlerin ve sosyalistlerin özellikle hedef alındığını vurgulayan Didar Gül, benzer bir durumun Gezi Direnişi’nde de yaşandığını hatırlatarak iktidarın Gezi sürecini tekrar yaşamaktan korktuğunu ve bu durumun da bunun göstergesi olduğunu söyledi. Didar Gül, “Bunun olmaması için bu gücü, halk kitlesini yürütebilecek sosyalistleri, Kürt hareketini hedef alması bundandır. 19 Mart darbesiyle birlikte gelişen olaylarda, meselenin çoktan İmamoğlu ve CHP meselesi olmaktan çıktığını hepimiz söylüyoruz. Bu halk hareketinin içerisinde özellikle ırkçı söylemlerle var olan, ötekileştiren, cinsiyetçi söylemlerle var olan bir güruhun var olduğunu görüyoruz. Bu güruhun yapmaya çalıştığı şey kendisini provoke etmek olduğunu söylemek önemli bir yerde duruyor. Sosyalistler de Kürtler de halkın kendisi de bu güruha karşı kendi alternatifini yaratma derdinde. İktidarın kendisi Gezi’nden korkmak zorunda. Gezi, halkın kendi komünal değerlerini gösterdiği müthiş bir ayaklanmaydı. Kürtlerin Türklerin, Alevilerin, kadınların hep beraber direndiği bir hareketti. Biz sosyalistler olarak bu harekete sahip çıktığımız gibi, bulunduğumuz her yerden de halkın tekrardan komünal değerlerini yükselteceğimiz, tekrardan sosyalistlere, Kürtlere, Alevilere dönük ırkçı söylemlerin yok edildiği bir direnişi örgütlemeye çalıştığımız ve bunu elbette başaracağımız bir sürecin içerisindeyiz. Haliyle sosyalistlerin hedef alınması da buradan kaynaklanıyor. Kayyım politikalarının bizim için yeni olmadığı tarihi bir eşikteyiz. Buradan hareketle gücümüzü bir kere daha hatırlamış odluk. Biz milyonlarız, onlar bir avuçtan ibaret. Biz kendi gücümüzü, örgütlü bir güce çevirip halkın komünal değerleriyle bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” diye ifade etti.