33’üncü Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi

  • 21:15 23 Eylül 2026
  • Güncel
AMED - Bu yıl 33’üncüsü düzenlenen Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Töreni kitlesel katılımla gerçekleştirildi. Ödüller, özgür basın ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlere atfedildi.
 
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), bu yıl 33’üncüsü düzenlenen Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Töreni’ni Amed’de ÇandAmed’de (Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi) gerçekleştirdi. Ödüllerin sahiplerine verildiği törene, özgür basın mücadelesinde yaşamını yitiren gazetecilerin aileleri, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Törenin gerçekleştirildiği salonda, özgür basın mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile “Şehîdên çapemeniya azad” yazısı dev ekrana yansıtıldı.
 
‘Nefret dilini barış diline dönüştürmek sorumluluğumuz’
 
Tören, özgür basın mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ve “Şehîd namirin” sloganlarıyla başladı.
 
Ardından konuşan DFG Eşbaşkanı Kesira Önel, “Uzun yıllardır baskı ve tutuklamalara karşı bu gelenek direnişle kendini taçlandırdı. 2 yıla yakındır Barış ve Demokratik Toplum Süreci yaşanıyor. Gazetecilik açısından etkilerini görebildiğimiz bir süreçte değiliz. Hâlâ mesleği icra etmenin önündeki engeller kalkmış değil. Barış gazeteciliğinin gelişmesi, nefret dilinin barış diline dönüşmesi için önümüzde sorumluluğumuz olduğunu görüyoruz. Medyanın üzerindeki baskı politikalarının kaldırılması ve yasal adımların atılmasının önemini vurgulamak istiyoruz” dedi.
 
Ardından Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, babası için yazdığı mektubu okudu.
 
YRA: Apê Musa, özgür basının kilit ismidir
 
Yekîtiya Ragihandina Azad (YRA-Özgür Basın Birliği) Eşbaşkanları Idrîs Hena ve Evîn Îbrahîm’in gönderdiği mesaj okundu. Mesajda şu ifadeler yer aldı:
 
“Apê Musa, Kürt halkının kimlik mücadelesini, davasını dünyaya duyuran kilit isimlerden biridir. Apê Musa’nın ardılları bugün tüm baskı ve engellemelere rağmen hakikatin izinde çalışmalarını sürdürüyor. 33 yıldır devam eden bu ödül töreni bize Apê Musa ve özgür basın şehitlerinin bıraktığı mirasın yeni nesillerde hayat bulduğunu gösteriyor. Bir kez daha özgür basın şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Ödül alan arkadaşları kutluyorum.”
 
‘Musa Anter’in ardılları bugün onun düşünü büyütüyor’
 
Ardından söz alan katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, “Musa Anter gerçeği yazmanın bedelini hayatı ile ödedi. Barışın, kardeşliğin, acının son bulması gerektiğinin sözcüsü oldu. Silahların susmasını, anaların ağlamamasını istedi. Onun hikâyesi hem gazeteciliğin hem de barış talebinin bedelinin ne kadar acı olabileceğinin örneği oldu. Kardeşim Metin sadece görevini yapıyordu, binlerce insanın önünde işkence edilerek katledildi. Musa Anter’in ardılları bugün onun düşünü büyütüyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Özgür basın şehitleri bizim onurumuzdur’
 
Kuzey ve Doğu Suriye’de katledilen gazeteci Nazım Daştan’ın babası Mehmet Ali Daştan da “Dünya bizim üstümüze gelse de biz kazanacağız, bunu herkes bilsin. Başarı bizimdir. Apê Musa, Nazım, Cihan, özgür basın şehitleri bizim onurumuzdur. Şehîd namirin” dedi.
 
‘Örgütlü mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz’
 
DİSK Basın-İş’in törene gönderdiği mesajda ise şu ifadeler yer aldı:
 
“Musa Anter’in yaşamı ve gazeteciliği, hakikatin iktidarların sınırlarına sığdırılamayacağını gösteren güçlü bir mirastır. Gazetecilik, tam da bu nedenle, yalnızca bir meslek değil; halkın gerçeği bilme ve kendi sözünü kurma hakkının savunulmasıdır. DİSK Basın-İş Sendikası, Musa Anter’in mirasını yaşatan, özgür basın geleneğini sürdüren ve hakikatin izini süren tüm gazetecilerin yanındadır. Gazeteciliği suç sayan, gazetecileri susturarak hakikati ortadan kaldırabileceğini düşünen anlayışa karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”
 
Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği tarafından hazırlanan ve özgür basın mücadelesinin anlatıldığı sinevizyon gösteriminin ardından ödüller sahiplerine verildi.
 
Kürtçe haber dalı birincilik ödülü
 
Kürtçe haber dalı birincilik ödülü, “Dek û dolabên rêveberên AKPê yên Şirnexê” haberiyle Ajansa Welat’tan Nedim Oruç’a verildi. Ödülü, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) Eşbaşkanı Roza Metina verdi.
 
‘Kürdistan şehitlerine atfediyorum’
 
Kürtçe haber dalı mansiyon ödülü, “Yado û Telî Xanîme Pîya Ameyî Qirkerdene” başlıklı haberiyle Ajansa Welat’tan Heval Önkol’a verildi. Ödülü, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar verdi.
 
Heval Önkol, “Başta tüm özgür basın şehitlerini saygıyla anıyorum. Beni en çok mutlu eden şey ödülü kendi dilim olan Zazakiden almak ve Yado ile Telli Xanım’ın nasıl katledildiğinin açığa çıkması oldu. Aynı zamanda haberi yapmada da en büyük emeği olan tarihçi İsmet Konak’a teşekkür ederim. Bu vesileyle ödülümü özgür basın ve Kürdistan şehitlerine atfediyorum” dedi.
 
‘Rojin’e ve katledilen kadınlara atfediyorum’
 
Fotoğraf dalında birincilik ödülü, “Yitirilenlerin Işığında” başlığıyla serbest gazeteci Ardıl Batmaz’a verildi. Ödülü sinemacı Rojhilat Aksoy verdi.
 
Fotoğraf dalı mansiyon ödülü, “Rojin İçin Adalet” başlığıyla Dokuz8 Haber’den Sultan Kılıç’a verildi. Ödülü, şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş verdi.
 
Sultan Kılıç, şöyle konuştu: “Bu ödülü almak benim için onur verici. Rojin’in kaybı hepimizi çok üzdü. Bu ödülü Rojin’e ve katledilen kadınlara atfediyorum.”
 
Nizamettin Kabaiş ise “Biz sonuna kadar bu davanın peşindeyiz” dedi.
 
Video haber dalında birincilik ödülü
 
Video haber dalında birincilik ödülü, “Bir mezar taşı peşinden 88 yaşında Strazburg’tan Cûdî’ye” başlığıyla Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’a verildi. Ödülü Barış Anneleri’nden Xece Yaşar verdi.
 
Türkçe haber dalı birincilik ödülü
 
Türkçe haber dalı birincilik ödülü, “Fabrikalarda Uzuv Kayıplı Kaza Gerçeği” başlığıyla Evrensel Gazetesi’nden Filiz Gazi ve Özlem Temena’ya verildi. Ödülü Musa Anter’in çocukları Rahşan Anter ve Dicle Anter verdi.
 
Özlem Temena, “İş kazalarında yaşamını yitirenlere, Soma’da, Ermenek’te işçilere, patron baskısı yüzünden selde yaşamını yitiren 9 işçi kadına adıyorum ödülümü” dedi.
 
‘Umarım bir gün bu ülkede ödül alacağımız hikâyeler, konular kalmaz’
 
Törene katılamayan Filiz Gazi’nin geceye gönderdiği mesajda şu ifadeler yer aldı: “Ödül aldığımız haberler çoğu zaman trajik hikâyelerden çıkar. Ödül gazetecinin hanesine yazılır; hikâyenin bedelini ise başkası ödemiştir. Bu yüzden ödül-ödülleri kişisel bir başarı nişanı olarak görmekle arama hep bir mesafe koymaya çalışırım. Umarım bir gün bu ülkede ödül alacağımız hikâyeler, konular kalmaz. Çalıştığı atölyede kendini yapayalnız hisseden MESEM öğrencisine; çocukları uyurken vardiyaya giden, döndüğünde onları yine uyurken bulan işçiye; kızını okutabilmek için madene inen, hayatı gece vardiyasıyla ev arasına sıkıştığı için ‘Gündüzü bilmiyorum’ diyen babalara, diplomasını bir çekmeceye kaldırıp markette kasaya geçen üniversite mezununa; daha çocukluğunu tamamlayamadan ailesinin geçimine ortak olan çocuklara; penceresiz atölyelerde sigortasız, güvencesiz çalışan kadınlara, bütün bir ömrü çalışmakla geçtiği halde hâlâ ay sonunu getiremeyenlere, bir makinenin başında elini, parmağını, kolunu bırakıp sonra hakkını alabilmek için yıllarca adliye koridorlarında bekleyenlere… Hayatları sürekli geleceğe havale edilen, hayatlarını kazanırken hayatlarından eksilen herkese gelsin bu ödül.”
 
‘Halkın bütün dağlarında onurlu bir barışın çiçekleri açacak’
 
Türkçe haber dalı ikincilik ödülü, “Kürdün Dağı Taşı Yağmalanıyor” başlığıyla Yeni Yaşam’dan Reyhan Hacıoğlu’na verildi. Ödülü Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) Temsilcisi Hakkı Boltan verdi.
 
Reyhan Hacıoğlu, “Bu ödülü, birlikte ve ekolojik bir yaşam mümkün diyerek 3’üncü bir yolda üreten ve direnenlerin yanı sıra Artvin’de 2011 yılında HES ve doğa talanına karşı protestolarda katledilen Metin Lokumcu’ya, kendi topraklarında kalekol istemediği için direnirken katledilen Medeni Yıldırım başta olmak üzere Gezi’nin bütün çocuklarına, Antalya’da mermer ocaklarına karşı direnirken 2017 yılında katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çiftine, yine Artvin’de 2024 yılında ormanlık alanları korurken katledilen Raşit Kibar’a, yaptığı çevre haberleriyle sermayenin bu topraklara nasıl zarar verdiğini görünür kılan ve 2025’te sokak ortasında katledilen gazeteci arkadaşımız Hakan Tosun’a, Kazdağları’nda, Akbelen’de, Dersim’de, Derik’te, Gimgim’de, Bismil’de ve Gîyadîn’de doğaları için direnen herkes adına alıyor ve herkese adıyorum. Sularımızı zehirleyip, derelerimizi kurutan, havamızı kirletip, topraklarımızı satan ve ormanlarımızı yakıp, fidanlarımızı kıranlar bir daha yeşermeyeceğimizi ve yeşertemeyeceğimizi düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü biz bin yıldır her bahar küllerinden yeniden doğan bir halkın tanıklığını yapıyoruz. Ve bu bahar da bu halkın bütün dağlarında onurlu bir barışın çiçekleri açacak” dedi.
 
Türkçe haber dalı üçüncülük ödülü
 
Türkçe haber dalı üçüncülük ödülü, “Trans Kadın Öğretmen Zoe Hedef Gösterildi, İşine Son Verildi” başlığıyla Bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a verildi. Ödülü Güneydoğu Gazeteciler Derneği Başkanı Felat Bozarslan verdi.
 
Tuğçe Yılmaz, “Ödülümü benden önce bu mesleği çok ağır bedellerle yapan herkesten devraldığım mirasın bir parçası olarak görüyorum. Ödülümü öldürülen, tutuklanan, susturulmaya çalışılan tüm gazetecilere ve LGBT+’lara adıyorum” diye belirtti.
 
Türkçe haber dalı jüri özel ödülü
 
Türkçe haber dalı jüri özel ödülü, “Kandil Dağlarında Üç Gün” başlığıyla Express’ten İrfan Aktan’a verildi. Ödülü Yeni Parti Milletvekili Sezgin Tanrıkulu verdi.
 
Karikatür ödülü
 
Karikatür ödülü, “Voltran Voltran Voltran” başlığıyla Ereğli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutsak bulunan Mahmut Ulusan’a verildi. Mahmut Ulusan törene katılamadığı için ödülü kardeşi Cengiz Ulusan aldı.
 
Hüseyin Aykol Basın Özgürlüğü Ödülü MEBYA-DER’e verildi
 
Hüseyin Aykol Basın Özgürlüğü Ödülü, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin aileleri adına Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği’ne (MEBYA-DER) verildi.
 
Ödülü Hüseyin Aykol’un eşi Nuray Çevirmen Aykol, Barış Annesi Menice Yeni’ye verdi.
 
Menice Yeni, “Apê Musa’nın kalemi yerde kalmadı. Yüzlerce genç Musa Anter’in kalemini kaldırdı, ‘Biz varız’ dedi. Kürtlerin yazarlarını, aydınlarını katledersek Kürtler sessiz kalacak dediler ama Kürtler sessiz kalmadı, ‘Varız, var olacağız’ dedi. Hüseyin Aykol, özgür basının yazarıydı. Tutuklamalara rağmen geri adım atmadı. Özgür basın şehitleri önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.
 
Nuray Çevirmen Aykol ise şunları kaydetti:  “Gönül isterdi eşim burada olsun. Ne yazık ki yaşam mücadelesini kaybetti. Hüseyin Aykol Kürt halkının ve tutsakların kalbine gömüldü ve yaşayacak. Özgür basın şehitleri önünde saygıyla eğiliyorum.”
 
Tören, "Özgür basın susturamaz" sloganı ile sona erdi.