TAJÊ’den ferman esirlerinin özgürlüğü için çağrı

  • 23:52 5 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - TAJÊ’nin Şengal’de düzenlediği çalıştayda, 2014 Êzidî Soykırımı sırasında esir alınanların özgürleştirilmesi için mücadelenin büyütülmesi çağrısı yapıldı. Êzidî kadınlar, “Özgürlüğümüz esirlerimizin özgürlüğüne bağlıdır” diyerek kadınların örgütlü mücadelesine dikkat çekti.
 
Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ), “Ji bo edalet û azadiyê, tu jî bibe dengê dîlgirtiyên fermanê” (Adalet ve özgürlük için sen de ferman esirlerinin sesi ol) şiarıyla Şengal’de çalıştay düzenledi.
 
Xanesor ve Sinûnê arasındaki Birlikte Yaşam Salonu’nda düzenlenen çalıştaya, kurtarılan Êzidî kadınların yanı sıra TAJÊ üye ve yöneticileri ile Şengal’deki kadın kurumlarının temsilcileri katıldı.
 
Çalıştayda, 2014 yılında gerçekleşen Êzidî Soykırımı sırasında esir alınanların özgürleştirilmesi için yürütülen mücadelenin güçlendirilmesi ve desteklenmesi çağrısı yapıldı.
 
TAJÊ öncülüğünde düzenlenen çalıştay, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler  ve fermanlarda katledilenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından TAJÊ Sözcüsü Rîhan Hesen konuşma yaptı.
 
‘Özgürlüğümüz esirlerimizin özgürlüğüne bağlı’
 
Ferman sırasında katledilenleri anan Rîhan Hesen, esirler meselesinin 12 yıldır çözülmediğine dikkat çekti. Rîhan Hesen, “Bilindiği üzere, esirler meselesi 12 yıldır çözülmedi. Düşman, Êzidîleri kadınlar aracılığıyla yok etmek istedi. Ancak kadınlar aracılığıyla direniş gelişti ve fermanlar boşa çıkarıldı” dedi.
 
DAİŞ’in elindeki esirlerin Êzidî toplumu açısından stratejik bir mesele olduğunu belirten Rîhan Hesen, “Esirlerimizin özgür bırakılmasını, unutulmalarına izin vermemek istiyoruz. Bugüne kadar bir kadın hareketi olarak tüm Êzidî kadınları için çalıştığımız gibi, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü biz tüm Êzidî kadınlarının kimliğiyiz” diye konuştu.
 
Esirlerin kurtarılması için herkesin sorumluluk alması gerektiğini belirten Rîhan Hesen, “Özgürlüğümüz esirlerimizin özgürlüğüne bağlıdır” ifadelerini kullandı.
 
‘Artık kimse irademize hükmedemez’
 
Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) komutanlarından Viyan Hebabî ise Êzidî toplumunun kazanımları uğruna yaşamını yitirenlerin rolüne vurgu yaptı. Viyan Hebabî, “Bugün birçok meselemizi ve sorunumuzu tartışıyorsak, bu şehitlerimiz sayesindedir. Düşman, kadınlara özellikle ve bilinçli bir şekilde saldırdı. Tarih boyunca Êzidî kadınlar savaşlarda her zaman ilk kurbanlar olmuştur. Çünkü kadınlarımız ve annelerimiz toplumumuzun temelidir. Düşman, kadınların şahsında toplumumuzu yıkmak istedi” diye belirtti.
 
Êzidî kadınların ve annelerin DAİŞ çetelerinin elinde yaşadığı acıların unutulmayacağını belirten Viyan Hebabî, soykırımın ardından kadınların kendi haklarını savunmaya başladığını söyledi.
 
Viyan Hebabî, şöyle konuştu: “Ancak bu, 74’üncü Ferman sonrasında kadınların ilk kez kendi haklarını savunmaya geçtikleri zamandır. Kendi kararlarını kendileri veriyorlar. Bu noktaya mücadelemiz ve fedakârlıklarımız sayesinde ulaştık. Artık kimse irademize hükmedemez. Biz ferman öncesindeki kadınlar değiliz. Kendimizi yok olmaktan kurtardık. Düşman, yokluğumuzda varlığını gördü. Ama biz bu yok oluşu kabul etmeyeceğiz. Burada bulunmamız bunun kanıtıdır  Esirleri kurtarmak tüm kadınların sorumluluğundadır. Bu ahlaki ve vicdani bir meseledir." 
 
‘Soykırımlar toplumun varoluş fikrini de yok ediyor’
 
Ardından TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Rîhan Haco, Êzidî Kadınlar Meclisi Çatı Örgütü’nün (SMJÊ) mesajını okudu. Mektupta kadınların direnişine vurgu yapıldı.
 
Şengal Jineoloji Akademisi üyesi Cîhan Celo da “Ferman’ın toplumsal kimlik ve varlık üzerindeki psikolojik etkisi” başlıklı seminer verdi.
 
Soykırımın yalnızca bireylerin öldürülmesi anlamına gelmediğini belirten Cîhan Celo, Êzidî toplumunun tarihsel hafızasına ve yaşam felsefesine dikkat çekti. Cîhan Celo, “Onlar sadece fermanın kurbanları değil, binlerce yıllık tarihe, köklere ve yaşam felsefesine sahip insanlardır. 74 fermana direndik ve direnmeye devam edeceğiz. Soykırım sadece bireylerin öldürülmesi değil, bir toplumun varoluş fikrini tamamen yok etme girişimidir. Bu nedenle, psikolojik etkisi sıradan savaşlardan veya doğal afetlerden tamamen farklıdır” ifadelerini kullandı.
 
Çalıştay, yapılan konuşmalar ve gönderilen mesajlarla devam etti.